En Baba Blog

Babalarin bulusma noktasi

ADANADA

ile 19 yorum

Uzun zamandır yazamıyorum,başlıklar halinde kısa bir özet geçeyim de neden bunca zamandır yazamadığımı anlayın:
-Umay’ın doğum izni bitince ne yapsak diye kara kara düşünmeye başlamıştık,güvenilir bir bakıcı nerden bulcaz,bir yabancıya nasıl güvenip çocuğumuzu emanet edicez diye endişelenirken eşim çok cesur bir manevrayla 1 yıl ücretsiz izin almaya karar verdi
-”Madem 1 yıl evde oturcam,neden annemin yanına gitmiyorum” diyen eşime ben de destek vererek cesur bir manevrayla istifa ettim ve tası tarağı toplayıp Adana’ya geldik.Bizimki biraz cahil cesareti oldu sanırım ama du bakalım hayat neler gösterecek
-”Şehir değiştirmek bebeği olumsuz etkiler mi acaba?” endişesi duyuyordum ve haklı çıktım. Adana’ya geldiğimizden beri uyku düzeni şaştı, huzursuz ve huysuz bir çocuk oldu. Ama yavaş yavaş azalıyor huysuzluğu. Etkileneceğini tahmin ediyordum ama açıkcası bu kadarını beklemiyordum.
-Adana’ya gelir gelmez bebek doktoru araştırmasına girdik ve tavsiye üzerine Acıbadem’de bir prof.a gittik. Hayatımda ilk defa bir insana kafa göz dalacaktım,adam Cerrahpaşa’yı bitirmiş doktor olmuş ama adam olamamış. Odasına girdik, bize ters ters bakıp bebeği işaret ederek “Nesi var BUnun?” dedi…BU mu?..sensin BU…Bu denmez “Nesi var bebeğimizin?”filan denir… Muayene etti,kafatası sertleşmesi iyi değilmiş, Umay’a “Sen BUnu hiç güneşe çıkarmıyo musun?Kafatası hiç sertleşmemiş BUnun” dedi (bu arada konuşma tarzı sürekli kızgın,sinirli ve dövecekmiş gibi)…Bi kere karşındaki bir anne ve bir müşteri,sen’li ben’li olmak prof.luğa yakışıyo mu? Bardağı taşıran son damla ise şu oldu: Bizim canayakın bebeğimiz doktorun yakasını tutmak,elini yalamak, adama gülücükler saçmak gibi eylemlerle kendisiyle iletişim kurmak istedi ve karşısındakinden “Aman da agucuk” filan gibi bi tepki bekledi, doktorsa hiçbir tepki vermediği gibi bebeği (kendi özel muayenehanesine yetişmek için acelesi olduğundan) haldır huldur ve hatta ite kaka muayene etmeye başladı ve bizimki ömrü hayatında hiç ağlamadığı kadar, çığlıklar atarak ağlamaya başladı. Oysa yavrucağızımın karşısındakinden tek istediği bir gülücüktü.
-Adana’nın havasından mıdır suyundan mıdır,buraya geldikten sonra bebeğimiz,sinirlenmiş Yeşil Dev Hulk gibi aniden ve hızla büyüdü sanki (ya da bize öyle geliyor)
-Buradaki evin salonunda pencere tipi bir klima var,kendisi yaklaşık 350 yıllık filan,dünyanın ilk klimalarından olduğunu tahmin ediyorum. Eski filan ama manyak ısıtıyor,ev hamam gibi oluyor,yannız biraz gürültülü çalışıyor (birazdan kastım traktör…hatta traktör fabrikası kadar gürültülü).Ancak bu gürültü sanırım white noise etkisi yapıyor olsa gerek ki bebeğimiz çok rahat uyuyor bu seste.
-Muji sözonu tuttu ve bebeğimize yılbaşı hediyesi gönderdi:mantar,lahana,pırasa ve havuç şeklinde çıngıraklar.Eline geçirdiği herşeyi ağzına sokan bebeğimiz için muhteşem bir hediye oldu,çok teşekkürler muji muji mogu mogu.



MUJI SEBZE KONSEPTİ

OĞLUMUZUN HALA EN FAVORİ OYUNCAĞI ÇİÇEK ABBAS

ÇİÇEK ABBAS VS. MUJI

Written by gurkanyucel

Ocak 24, 2010 at 10:42 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

HORASAN BEBE

ile 4 yorum

Konya’da bir mağaza var ki teşekkür etmezsem gözüm açık giderim:Horasan Bebe. Bence her anne-babanın devamlı gittiği bir bebek mağazası olmalı ve o mağazada doğru-dürüst insanlar olmalı. Bebek ürünleri sektörü kazıklamaya çok müsait bir sektör. Neden derseniz birincisi bebek ürünleri özel ürünler olduğundan fiyatları hakkında insanın bir fikri olmuyor ve fiyat karşılaştırması yapmak zor oluyor. İkincisi de almak istediğiniz şey çok pahalı bile olsa “bebeğime feda olsun” düşüncesi ile insan gördüğü herşeye hakkının çok üzerinde paralar verebiliyor. Bu nedenle almak istediğiniz birşey olduğunda sakin olmalı,önce araştırma yapmalı,sonra almalısınız.

Horasan Bebe,küçücük bir dükkanda büyük bir kurumsal anlayışa sahip. Aldığım birçok kıyafeti “Bebeğimiz büyüdü onun için hiç giydiremedik,bunu geri alın” şeklinde veya birçok oyuncağı” Bebeğimiz bunu sevmedi geri alın” diye iade ettim ve hiç sorun çıkarmadılar. Mağazadaki tüm ürünler piyasanın zaten altında fiyatlara satılırken bi de üstüne kasada %10 “sürekli müşteri indirimi” yapıyolar,hoş bir süpriz oluyor. Ama en son yaptıkları, benim bu yazıyı yazmama sebep olacak ölçüdeydi: Bize hediye gelen kullanılmış bir bebek telsizi vardı chicco marka, ama kısa sürede bozuldu, Horasan Bebeye götürdüm ve telsizi servise göndermelerini istedim. Bize zaten kullanılmış olarak gelen ve garanti süresi yıllar önce geçmiş olan bu telsizi kendilerinden almadığımız halde, o bozuk ve kullanılmış olan telsizi alıp bize yenisini hediye ettiler. Kendilerini buradan bir kez daha tebrik etmek istiyorum

Written by gurkanyucel

Aralık 14, 2009 at 9:22 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

I-PODUMDA BU HAFTA

ile 2 yorum

Bebeğimiz sürekli Beatles,Pink Floyd ve Bob Marley dinlemekten sıkılmış olabilir diye düşündüğüm ve hep aynı durumlarda aynı şarkıları dinletmenin (neşeliyken Beatles, uykuluyken Pink Floyd,vs.) bir Pavlovun Köpeği sendromuna sebep olabileceğinden korktuğum için yeni albümler dinletmeye başladım kendisine. Buyrunuz:
Melek sesli Dido’yu dinlerken melek yavrumuzun “aa ben bu sesi cennetten hatırlıyorum” diye tanıyacağını düşündüm ve gerçekten de bu albüm bebeği uyutmak için birebir.
Çilekli şeker tadındaki film Little Miss Sunshine için modifiye edilmiş Devotchka-How It Ends şarkılarının gün gelip de oğluma da huzur vereceğini hiç düşünmemiştim.
Mercan Dede’nin bebeğimiz üzerindeki etkisini henüz gözlemleyemedim,çünkü Devotchka’nin ortalarinda coktan bayilmis oluyor:)

Written by gurkanyucel

Aralık 11, 2009 at 7:36 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Bebeğiniz Oyunla Büyüsün!

ile 4 yorum

Bayramda görüştüğüm bir arkadaşım 4 aylık oğlu için oyuncak tavsiyesi istemişti benden… Sohbet arası biraz biraz Çınar’ın o aylarda oynadıklarından bahsettim, sonra da kendisine uzun bir e-posta yazdım. Yazarken de bu blogu epey zamandır boşladığımı fark ettim ve postadan kopya çekerek buraya da bebekleri 3-6 ay arası anne-babalar için kendi oyuncak deneyimlerimizi aktarayım dedim :)

3 aylık olan bebeğiniz artık nesnelere uzanmaya başlamıştır -ya da yakında başlayacaktır, dolayısıyla bu oyuncaklarla da keyifle oynayacaktır!

NOT: Bunların hepsi bebeklerin 3-6 ay arası oynamaya başlayacakları oyuncaklar, daha sonrakileri daha sonra yazarım belki… Bu oyuncakların çoğunun üzerinde 0 ay üstü yazar ama bence dönence dışındakilerden 3 aydan önce çok da bir şey anladıklarını görmedim bebeklerin :)
 
1- Dönence: Her bebeğin beşiğinde bulunmalı bence! Bebecik beşiğinde dönencesiyle eğlenirken siz de biraz nefes alırsınız hem :) Tabii park yataksa olmaz ama tahta parmaklıklı beşiğiniz varsa Fisher Price yağmur ormanı dönenceyi tavsiye ederim! (http://www.oyuncakgezegeni.com/?urun-detay_3385_Fisher_Price_Yagmur_Ormani_Donence.html) Ben en çok bunu beğenmiştim, dolayısıyla Çınar’a da ondan aldık… ama bir araştırın, belki siz başka bir modeli daha çok beğenirsiniz :) Dönenceyi biz 8 ay kullandık, 8 aydan sonra Çınar beşiğin kenarına tutunarak ayağa kalkıp hayvanlarını çekiştirmeye başlayınca Irmak’a gönderdik :) ) Dönencelerin bebeklerin takip yeteneklerini çok geliştirdiğini düşünüyorum! Bir de bu dönencelere baka baka uyuyan çocuklar varmış ama Çınar onu görünce uykusu açılıyordu, aklınızda bulunsun :) ))


 
2- Jimnastik Halısı: Bizim kullandığımız iki halı vardı (http://www.oyuncakavm.com/?urun-detay_6386_Mattel_Fisher_Price_Yagmur_Ormani_Jimnastik_Merkezi.html), diğeri akvaryum
(http://www.oyuncakavm.com/?urun-detay_2482_Fisher_Price_Akvaryum_Jimnastik_Merkezi.html). Akvaryum olan bir kaç değişik biçimde kullanılabiliyor. Mesela Çınar bir kaç aydır tünel haliyle çok eğleniyor! İçine girip saklanıyor, oyun yapıyor :) Uzun soluklu oyuncak yani, 14 aydır kullanıyoruz :) El-göz koordinasyonu ve hareket yeteneklerinin gelişmesi için mükemmel oyuncaklar bu jimnastik halıları!


 
3- Oyun/Aktivite Halısı: Jimnastik halısı dar uzun olunca Çınar üzerinde yuvarlanamaz, yüzükoyun yeteri kadar yatamaz diye bundan da almıştık. 5-6 ay epey eğlendi bununla da… Ucuz diye Playskool’unkini tercih etmiştik (http://www.bebekozel.com/PLAYSKOOL-OYUN-BATTANIYESI_u_r_n_1684.htm). Sonra babaannesi ona şahane bir aktivite halısı yaptı, daha büyüğünden, onun üzerinde yuvarlanmaya devam etti. Ben yüzükoyun yatma egzersizi yaparken eğlensin istemiştim. Sonra yüzükoyun yatarken oyuncaklara uzanmaya başladı, vs vs… hepsi bu halıların üzerinde gerçekleşti :)

4- Dişlikler ve Çıngıraklar: Aslında her çıngırak, hatta her nesne bebekler için birer dişlik de değil midir? Ya da vice versa :) ) Oyun halılarının üzerinde eğlenmesi için bir kaç tane edinebilirsiniz :) 8-9 ay kadar ilgisini çekmeye devam eder… şu sayfadakilere bir göz atabilirsiniz: http://www.enucuzhepucuz.com/catinfo.asp?slmt=2&mrk=32&cid=3756 bu oyuncaklar da el-göz-kulak koordinasyonu için! Fisher-Price dışında Playgro (http://www.cimri.com/playgro-oyuncak_6516), Lamaze, Nuby, Chicco, Tiny Love gibi markaların da harika çıngırakları var! Açıkçası benim favorim Playgro ve Lamaze! Joker Maxitoys mağazalarında bulabilirsiniz…
 
5- Bez Kitaplar: Okumaya başlamanın yaşı yoktur efendim :) ) Çınar’a ilk kitabini gösterdiğimizde 3 günlüktü (evet, tabii ki bir şey anlamamıştı :>>) O kadar da erken başlamaya da gerek yok tabii ama 3 ay artik iyi bir zaman! Bizde önce siyah-beyaz-mavi renkli, 3-4 sayfadan oluşan, üzerinde kocaman hayvan resimleri ve geometrik şekiller olan bir kitap vardı (http://www.netkitap.com/kitap-minik-bebegimin-ilk-kitabi-ciftlik-eser-sahibi-bilinmiyor-dogan-kitapcilik.htm  -bizdeki de bunun bir değişik versiyonuydu). Mothercare’den almıştık. Sonra bir arkadaşımız Nuby’nin çıngıraklı kitabini getirdi (http://www.cimri.com/nuby-cevir-ve-eglen-dislikli-kumas-kitap). Babam da Küçük Kedi Büyük Kedi (http://www.netkitap.com/kitap-buyuk-kedi-ve-kucuk-kedi-eser-sahibi-bilinmiyor-dogan-kitapcilik.htm ) diye bir bez kitap almıştı. Çınar üçüyle de çok eğlendi, çok keyifle oynadı, her ucunu de defalarca okudu :D Hatta kedili olanı hala zevkle dinliyor! 8 ay civarı da karton kitaplarla tanıştırdık… O gün bugündür oyuncaklarından daha çok kitaplarıyla ilgileniyor!


 
6- Çınar’ın İlk Oyuncakları: Bunların kategorisi yok, ama öneri olarak yazıyorum… Çınar 3 aylıkken dedesi bu oyuncakları hediye olarak almıştı :) İkisine de bayılmıştı, hatta ilk uzandığı oyuncak da buydu: http://www.oyuncakavm.com/?urun-detay_7038_Mattel_Fisher_Price_Mama_Sandalyesi_icin_Renkli_Dostlar_.html Diğer oyuncak da Fisher Price’in Komik Araçlarından: http://www.cogitoy.com/1666-mattel-fisher-price-komik-araclar.html Çınar haaala bu arabanın hastası! 11 aydır elinden bırakmadığı tek nesne bu :) ) Bu ikisini şiddetle tavsiye ederim!


 
Bebekleri oyuncağa boğmanın bir anlamı yok, ama doğru zamanlarda doğru oyuncaklar gelişimlerini en eğlenceli biçimde devam ettirmelerini sağlıyor! Umarım sizin bebeğiniz de bu oyuncakları Çınar kadar çok sever, onlardan oğlum kadar çok yararlanır!

İyi eğlenceler!

Written by basakahmetcinar

Aralık 4, 2009 at 2:43 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Kenari indirilebilen besikler

ile 3 yorum

Bugun Stork Craft marka besiklerin kenari indirilebilen versiyonlarinin toplanilmasi karari alindi.

http://www.huffingtonpost.com/2009/11/24/crib-recall-list-cribs-af_n_369026.html

Ana sebep yuksekligi ayarlanabilir yan parcanin zamanla gevseyip bollasmasi ve besigin kenari ile yatak arasinda bosluk olusturulmasi ya da gevseyerek kendiliginden asagiya inmesi. Amerika’daki 67 vakaya bakarsak:

-20 bebek besikten dusmus
-15 bebegin araya sikismasi
-10 besigin kenari kendiliginden dusmus
-4 bebek ise aradaki bosluga sikisarak nefessiz kalmis

Turkiye’de tuketici haklarinin hic korunmadigini dusunursek herkesin bir donup evdeki besigine bakmasinda yarar var. Eger yan tarafi ayarlanabilir bir besiginiz varsa, o parcanin saglam oldugundan mutlaka emin olun.

 

Written by silaninbabasi

Kasım 24, 2009 at 7:30 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

DİŞ PERİSİ

ile 22 yorum

Dün bebeğimiz aniden huysuzlanmaya ve deli gibi ağlamaya başladı, ne yapsak susmuyor,emmeyi reddediyor,sürekli elini ısırıp kulağını çekiştiriyor, bi taraftan da bardaktan bosanircasina salya akıtıyor. Hafif hafif de öksürmeye başlayinca iyice telaşlandik “Nooluyo yaw?” diye. Umay “Diş çıkarıyo olmasın?” dedi ama ben hiç itibar etmedim “Daha 2,5 aylik bebek nereye dis cikariyomus” diye (çok biliyorum ya). Ama sonra kıllanıp google hazretlerine bir sorayim dedim ve buldugum sonucu aynen aktariyorum:
DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR?
… bazan ilk diş 2,5-3. ayda erkenden ortaya çıkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır.

Yazinin bu kismini okuyunca hemen annemi aradim ve hicbir ön bilgi vermeden “Ben ne zaman dis cikarmistim?” diye sordum, ben de kardesim de 2,5 aylikken dis cikarmaya baslamisiz ve 4-5 aylikken ilk dislerimiz cikmis. “Sen 6 aylikken 2 tane dişin vardi tavşan gibi” dedi ve duygusallaşmaya başladı, ben de “Tamam anne tesekkur ederim” diyip konuyu uzatmadim. Gelelim yazinin devamina:
DİŞLER ÇIKARKEN NELER OLUR?
Huzursuzluk : Enflamasyon arttıkça ve keskin diş yüzeye yaklaştıkça bebeğin dişetindeki ağrı sürekli bir hal alabilir. Kronik ağrısı olan herkes gibi sıkıntılı olabilir ve kendi normal halinden uzaklaşabilir.
Beslenmeyi reddetme : Diş çıkarmakta olan bir bebek beslenmeyi reddedebilir.
Isırma : Diş çıkaran bir bebek eline geçen her şeyi – bu kendi eli,yabancı birinin parmağı olabilir – ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.
Kulak çekiştirme , yanak kaşıma : Dişetlerindeki ağrı sinir yolları boyunca kulak ve yanağa yansıyabilir.
Salya Akıtmak : Birçok bebek iki buçuk-üç aylıktan başlayarak salya akıtır.Diş çıkarma bunu bazı bebeklerde diğerlerine göre daha çok arttırmaktadır.
Hafif öksürük : Aşırı salya bebeğin zaman zaman tıkanmasına ve öksürmesine yol açabilir.

Bu belirtileri okuyunca anladim ki cocuk resmen dis cikariyor. Daha gaz sorunsalini cozememisken bir de bu cikti. İşin kotu tarafi bebek agladiginda gaz yuzunden mi agliyor dis yerleri ağrıdığı/kaşındığı için mi ağlıyor anlayamıyoruz. Hemen doktorumuzdan randevu aldik,haftaya bir de o baksın bakalım
bebek.dis

Written by gurkanyucel

Kasım 15, 2009 at 8:12 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

TESLA VE GAZ

ile 5 yorum

Küçükken, gitarla yeni haşır neşir olduğum zamanlarda, gerçek la tonunda LAAAAAAA diye bağırdığım zaman gitarın la telinin zangır zangır titrediğini görüp çok şaşırmıştım (Gitar çalan baba adaylarına ara not:Malesef tırnaklar bebek doğduktan sonra gidecek,yoksa bebeğiniz bizimki gibi cırmık içinde kalır,özellikle de banyo esnasında.O nedenle şimdiden pena alıştırmalarına başlayın). Daha sonra mikro dalga fırının çalışma manıtığını (organik madde frekansında dalga yayarak organik moleküllerin titreşmesini,dolayısıyla da ısınmasını sağlamak) öğrendiğimde de bir o kadar şaşırmış, aradaki mantık paralelliğine de ayrıca hayret etmiştim.

Magnetron

Bir maddenin frekansında dalga yayarak o maddeyi titreştirebileceğini ilk olarak Hırvat fizikçi, efsane insan, hayranı ve hastası olduğum Nikola Tesla bulmuş. Kendisinin, yerkürenin frekansını hesaplayarak o frekansta dalga yaymak suretiyle Chicago’da yapay bir depreme neden olduğu söylenir.

cic_zNikola_tesla5

Peki bunca genel kültür bilgisini neden verdim: Bebek gazının frekansını ve dalga boyunu hesaplayabilirsek, o frekans/dalga boyunda bir ses yaydığımızda gazın titreşerek vücuttan çıkmasını sağlayabilir miyiz acaba diye düşünmeye başladım (Gaz sorunsalı böylesine fizik teorileri ürettirir boyutlara ulaştı). Aramızda fizikçi filan varsa bi el atsın da çözelim bu problemi, sonra bunu ticarete döküp deli para kazanabiliriz. Gaz-Çık diye küçük bi cihaz yaparız mesela,düğmesine basınca cihazın yaydığı dalgalar sayesinde bebek geğirmeye ve tosurmaya başlar,nasıl fikir?

Written by gurkanyucel

Kasım 12, 2009 at 10:16 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

nurturia

ile 4 yorum

www.nurturia.com.tr açıldı.

Çocuk bakımı ile ilgili sorunlarınızı paylaşıp dertlerinize derman bulabileceğiniz

Derdi olanlara derman olabileceğiniz

Çocuklu ailelerle tanışıp kaynaşabileceğiniz nezih bir ortam

dandik reklam repliklerine benzedi ama gerçekten çok severek kullandığım bir site,herkese de şiddetle tavsiye

logo

Written by gurkanyucel

Ekim 30, 2009 at 6:40 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

İLK ATTAA

ile 2 yorum

Ne zamandır oğlumuzu dışarı çıkarmak istiyoruz ancak sitemizin bahçesinde çok fazla hanımeli sarmaşığı (Lonicera Caprifolium), dolayısıyla da çok fazla arı bulunduğundan çocuğu bahçeye çıkarmaya tırsıyoduk. Sonra farkettik ki bebek arabamızın fermuarlı ve şeffaf bir korunağı var (Bkz.Resim-1). Bu şeffaf aparat sayesinde bebek,arabanın içinde dış etkilerden (rüzgar,yağmur,arı,vs.) tamamen izole ve korunaklı bir şekilde oturabiliyor. Faydalı bişey,tavsiye ederim. Gerçi “hertarafı kapatınca içeride bir sera etkisi sonucu fazlaca bir ısınmaya sebebiyet verir mi acebağa?” diye endişelenmedim de değil ama hiç de öyle olmadı
27.10.09 029evet…poz veremeyen, ve hatta fotoğrafı çekilirken gerilen bir insanım…
Hipnotize
Oğlumuzun 2 şeye bakarken çok feci hipnotize olduğunu keşfettim. Birincisi annesinin minderi. Çocuk mindere bakmaktan bazen emmeyi unutuyor,gözünü kırpmadan “zın zın zın” diye mindere kilitleniyor dakikalarca.
27.10.09 005
İkincisi de Picasso’nun Guernica’sı. Bu resmin çok enteresan bir tılsmı var. 7 veya 8 yaşındaydım, babamın bir arkadaşının ofisine gitmiştik, duvarda bu resim vardı ve ben ilk kez görmüş, resmen büyülenmiş,uzun uzun resmi incelemiştim. Ve hatta “büyüyünce ben de evime bu resmi asıcam” diye düşünmüştüm,öyle de yaptım.
Guernica

Written by gurkanyucel

Ekim 28, 2009 at 3:21 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Özeleştiri

ile 11 yorum

babayizbiz kendini eleştiriyor..

Aylardır “ben çok araştırıyorum,herşeyi biliyorum” afra tafrası yaptım ama zaman içinde öğrendim ki herşey araştırmakla öğrenilmiyormuş, bazı şeyleri tecrübe etmeden öğrenmeye imkan yok!!

Varan-1

Beyaz Gürültü yazısında bahsettiğim kolik cd’si bebeğimizi hiç de rahatlatmadı, hatta korkuttu sanırım,çünkü cd’yi 1-2 kere dinletmeyi denedim, hemen gözlerini kocaman açıp ellerini ileri doğru uzattı ve suratına “nooluyo lan?çıkmak için o kadar uğraşmıştım,şimdi annemin karnına geri mi girdim yoksa??” der gibi bi ifade takındı

Varan-2

Yatak yazısında bahsettiğim titreşim zımbırtısı da bebeği rahatlatmak yerine korkutan bi elemanmış meğer

Varan-3

Mobilya yazısında bahsettiğim “genç odasına dönüşebilen mobilya”nın en kral bebek mobilyası olduğunu sanırdım. Ama meğer bebek diş çıkarırken ilk önce yatağını kemirirmiş ve yatak boyası bebeğe zarar vermeyen tek yatak (daha doğrusu en zarar vermeyen diyelim) ikea yatağıymış. O kadar atıp tuttuk “en süperi bu” diye,sonra gittik biz de ikea aldık (gerçi henüz tam almış sayılmayız, on-line siparişi verdik bakalım). Ikea’ya da gıcık oluyorum ama neyse,o başka bi başlık konusu

ikea

AYRICA

Yazılarda bahsetmediğim ama huyum yüzünden düştüğüm bir hata: stoklama..Benden tavsiye, hiçbişeyi stoklamayın,elinizde patlar. Misal “hmm,günde şu kadar bez gidiyor,bebek ayda 1 kilo alsaaa,euu o zamaan şu kadar bez alırsam uzun bir süre bez sorunsalı çözülür” diye hesaplayıp sonra “aaa bu bezler bebeğin bacağını sıkmaya başladı, ne çabuk?” diyebiliyosunuz. veya “aa ne güzel tulum,hazır bulmuşken 2-3 tane aliim bu tulumdan” diyip alıyosun tulumları, koyuyosun çekmeceye, sonra onları orda unutuyosun,sonra hatırlayıp giydirmek istediğinde de “lan??olmuyo bu tulumlar bebeğe?” diyerek hiç giyilmemiş tulumları ıskartaya çıkarıyosun. vel hasıl kelam:stoklamayın, herşeyi ihtiyacınız olduğu zaman ve ihtiyacınız kadar alın, hiçbişeyin (şampuan,yağ,pişik kremi,vs.) battal boyunu almayın

Yaa,işte böyle Gürkan FND…çok biliyosun bi de gelip burda ahkam kesiyosun, ama böyle deneyip yamulursun işte

Written by gurkanyucel

Ekim 24, 2009 at 7:58 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

POWER OF 40

ile 10 yorum

Doğumumdan tam 40 gün geçti

Dünyaya bakışım hiç değişmedi

TAYGA-06.10.09 009

Written by gurkanyucel

Ekim 14, 2009 at 6:11 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

ABÖS

ile 13 yorum

Son zamanlarda farkettik ki bebeğimiz yüzüstü yatarken daha rahat uyuyor. Sırtüstü veya yan yatırdığımızda sürekli inliyor,sık sık uyanıyor ve huzursuz oluyor, yüzüstü yattığında ise neredeyse 3 saat deliksiz uyuyor. Bazı yerlerde de okuduğum kadarıyla yüzüstü yatan bebek daha sakin ve huzurlu oluyor.

ANCAK

Nereden duymuştum, nasıl olmuş da aklımın bir köşesinde kalmış hiç bilmiyorum ama “yaw sanki ani bebek ölümü diye bişey vardı ve buna bebeğin yüzüstü yatması sebep oluyodu diye hatırlıyorum” dedim ve ufak bir araştırmayla aşağıdaki yazıyı buldum. Bir daha da yüzüstü yatırmak mı tövbeler olsun, sırtüstü yatsın da huzursuz uyusun ne olacak,zamanla alışır.

ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU (ABÖS)

Ani bebek ölümü sendromu, hiçbir sağlık sorunu olmayan bir bebeğin nedeni açıklanamayan ölümü olarak tanımlanabilir. Bu bebeklerde otopsiyi de içeren tüm incelemelerde ölüm nedeni saptanamaz.

news_52955

Tüm vakaların % 95’i ilk 6 ayda (2-4. aylarda en sık) görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde ABÖS, prematürite ve düşük doğum ağırlığına bağlı hastalıklar ve doğumsal anomalilerden sonra süt çocukluğunda rastlanan en sık ölüm nedeni olarak kaydedilmektedir. 1-12 ay arası ölümlerin %35-55’inden sorumludur. Türkiye’ deki sıklığı tam olarak bilinmemekle birlikte gelişmiş ülkelerde sıklık 1000 canlı doğumda 0.8 olarak verilmektedir.

Risk faktörleri

Anneye ait nedenler

Gebelikte sigara içme
Alkol veya madde bağımlılığı
Düşük sosyoekonomik düzey
Çok genç anne yaşı (20 yaş altı)
Gebelikler arasında geçen sürenin kısa olması
Doğum sayısının artması ve takipsiz gebelikler
Bebeğe ait nedenler

Yaş (2-4 ay arası)
Erkek cinsiyet (kızlara göre risk % 30-50 daha fazla)
Erken doğum (prematüre)
Düşük doğum ağırlığı
Yüzüstü uyku pozisyonu
Yakın zamanda geçirilmiş ateşli hastalık öyküsü
Doğum öncesi veya sonrasında sigaraya maruz kalma
Yatağının yumuşak olması ve yastık kullanma
Anne-baba ile aynı yatakta yatma
Bebeğin çok sıcak ortamda bulunması veya çok giydirilmesi
Anne sütü ile yetersiz beslenme
Yukarıda sayılan risk faktörlerinin sadece bir kısmının (erkek cinsiyet, bebeğin yaşı ve düşük sosyoekonomik düzey vb.) değiştirilemez olmasına rağmen, aslında büyük çoğunluğunun değiştirilebileceği ve bu şekilde ani bebek ölümlerinin büyük ölçüde engellenebileceği görülmektedir.

Ani bebek ölümlerini engellemek için alınabilecek önlemler

1. Bebekler uyurken sırt üstü yatırılmalıdır

Sağlıklı süt çocukları doğumdan itibaren sırtüstü yatırılmalıdır. Yan yatış pozisyonu tercih ediliyor ise, yüzüstü pozisyona dönüş olasılığını azaltmak için altta kalan kol öne getirilmelidir (daha iyisi, yan yatış pozisyonu tercih edilmemelidir).

Amerikan pediatri akademisi 1992 yılında açıkladığı sağlık politikasında; sağlıklı bebeklerin uyku sırasında sırtüstü yatırılmasını önermiş ve bu şekilde 4 yıl içinde Amerika’da “ani bebek ölümü sendromu” sıklığı % 40 azaltılmıştır.

2. Bebekler sert yatakta yatırılmalıdır

Bebekleri yumuşak yatak, yastık, yorgan veya hayvan postu gibi yüzeylere yatırmak doğru değildir. Yatak, karyolaya uyumlu olmalı, yatak-karyola arasında bir parmak ya da 2 cm’den daha fazla aralık olmamalıdır. Karyola parmaklıkları arasında 2 parmak ya da 5 cm genişliğinden fazla mesafe bulunmamalıdır. Ani bebek ölümü vakalarının % 30’undan bebeğin uygun olmayan yerlerde yatırılması sorumlu tutulmaktadır.

3. Bebeklerin anne-baba ile birlikte yatması engellenmelidir

Ebeveyn yatakları bebek için uygun malzemeden olmadığı gibi, sigara dumanı ile temas ve anne-babanın ağırlığı altında kalma gibi riskleri olması nedeni ile kesinlikle önerilmemektedir.

4. Bebeklerin yatağında kumaştan yapılmış oyuncaklar bulundurulmamalı ve uyurken yüzleri örtülmemelidir

Yatak çarşafları gergin ve temiz olmalı, battaniye kullanılacak ise yatağın altına sıkıca tespit edilmeli ve çocuğun ancak göğsüne kadar örtülmelidir. Uyku tulumu kullanılması düşünülebilir.

5. Annenin sigara içmesi engellenmelidir

Ani bebek ölümü sendromu ile ilgili yapılan tüm araştırmalar; hamilelikte ve doğum sonrasında sigara kullanımının riski arttırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Annenin gebeliğinde sigara içmesinin ani bebek ölümü riskini 3.4 kat arttırdığı bilinmektedir. Hamilelikte sigara içilmesi ayrıca erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskini de arttırmaktadır.

6. Aşırı sıcak önlenmelidir

Çocuklar hastalık anında bile aşırı ısınmaya neden olmayacak şekilde giydirilmelidir. Özellikle yüzüstü yatan, çok giydirilen ve battaniye ile örtülen bebeklerde ani ölüm riski artabilmektedir. Bu nedenle bebekler uyurken hafifçe örtülmeli ve ideal oda ısısı sağlanmalıdır.

7. Erken doğan ve/veya düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde monitör kullanılabilir

Bebek ne kadar erken doğduysa ve ne kadar küçükse ani bebek ölümü riski o kadar fazladır. Bu bebeklerde solunum durması ve kalp hızında yavaşlama olabileceğinden evde monitör ile izlenmesi uygun olabilir. Ancak ev mönitörlerinin ABÖS’ü önlediği kanıtlanmamıştır ve Amerikan Pediatri Akademisi ev monitörlerinin bu amaçla kullanımını önermemektedir.

8. Bebekler anne sütü ile beslenmelidir

Kesin kanıt olmamakla birlikte, bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenen bebeklerde ani ölüm riskinin daha az olduğu gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenenlerde enfeksiyon hastalıklarının daha az görülmesi ve anne-bebek arasındaki yakın ilişkinin ABÖS riskini azaltabileceği düşünülmektedir.

Uzm Dr. Gökçe BASLO- Alman Hastenesi Çocuk Saüğlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Written by gurkanyucel

Ekim 7, 2009 at 8:35 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

MUTFAK

ile 17 yorum

Gecenin üçünde elimde sütlaçla mutfakta gezinirken “madem ki bize uyku yok bari bikaç fotooraf çekip bi yazı yaziim” dedim:

Her Emziren Annenin Mutfağında Olması Gerekenler

Rezene çayı

rezeneGördüğünüz gibi piyasadaki hemen her markadan birer paket aldım,hangisinden en çok randımanı alırsak ona devam ederiz diye düşündüm. Annemiz en çok Doğadan’ı beğendi. Zaten flaş tam da onun üzerine patlamış, isteyerek yapsam bu kadar tutturamam.

Dereotu

dereotuDaha önceden iğrenerek yediğimiz bu otu nasıl olduysa son 1 aydır bayıla bayıla herşeyin içine katarak yiyoruz. Özellikle cacığın içinde pek güzel oluyor.

Kaynar

kaynarLohusa şerbetinin Adana versiyonu…Kız kaynarı ve erkek kaynarı içerik olarak farklıdır. Sağolsun annemiz Adana’dan en kralından bir erkek kaynarı getirdi, biz de kaynatıp kaynatıp içtik, misafirlerimize de ikram ettik.

Kuru dut

kurudutSon 1 haftadır tüketiyoruz, faydasını gerçekten gördük. Ama bitmek üzere, tekrar nerden temin edicez hiç bilmiyorum. Yarın ben bi aktarları gezeyim.

Üzüm-kayısı suyu

dimesHastanedeyken Börte tavsiye etmişti bu Dimes %100 Üzüm-Kayısı suyunu, eve döndüğümüzde daha önceden hazırladığım süt yapanlar listesinde üzüm ve kayısıyı görünce hemen depoladım bolca, mutfağımızın en nadide köşesine. Dimes’ten bi plaket bekliyorum artık,çünkü son 1 ayda 30 litreden fazla tükettik bunu.

Keçi sütü

kayİnek sütü annede ve dolayısıyla bebekte gaz yaptığından keçi sütüne başladık. Bakalım faydasını görecek miyiz…

Kuru bamya

bamyaPazardan bamyamızı aldık yedik ama ne zamandır benim aklım bu kuru bamyada kalmıştı. Ancak bir türlü elim varıp da alamıyordum çünkü oldukça pahalı (kilosu 60 TL. Kurutulmuş bir sebze nasıl olur da etten 3 kat daha pahalı olur hiç aklım almıyor. Kuru bamya işine mi girsek naapsak?) En sonunda dün kararttım gözümü aldım bi paket. Üzerindeki tarife göre yarın yapıcam, bakalım aldığı paranın hakkını verecek mi…

Sütlaç

sütlaçAslında sütlaç süt yapar mı bilmiyorum ama annemiz çok sevdiğinden sık sık yapıyor, ben de nasipleniyorum arada:) Kayın ve de maun valideciğim “Emziren kadının canı bişey istedi mi hemen yemesi gerekir,çünkü SÜTÜ ÇEKER” demişti. Buradaki süt çekmesi terimi zannediyorum “vücudun süt üretimini artırmak için ihtiyacı olan besini annenin canının çekmesi yöntemiyle bünyeye alması” anlamında kullanılıyor, tam olarak bilemiyorum ama öyledir heralde sanırsam ki galiba.

Written by gurkanyucel

Ekim 4, 2009 at 12:09 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , , ,

SUNNET

ile 5 yorum

Dun itibariyle oglumuz erkeklige ilk adimini atti, daha dogrusu atmak zorunda kaldi. Biz daha “sunnet ettirsek mi ettirmesek mi” diye karar verememisken gecen haftaki kontrolde doktorumuz “bebeginizde penis ucu darlığı var (demek bunun için o kadar tazyikli işiyormuş), acilen sünnet ettirmeniz lazım” dedi ve konuyu kapattı. Bir de doktor tavsiye etti sağolsun ve hakkaten de iyi bir doktordu, oğlumuzu gayet özenli bir şekilde ve tam da bizim istediğimiz gibi lokal anestezi ile sünnet etti. Daha önce danıştığımız çocuk cerrahı genel anestezi ile yapacağını söylediğinde çok şaşırmıştık ve “3 günlük bebeğe genel anestezi yapılır mı bea” diyerek orayı terketmiştik.

Erkek bebek sahiplerine tavsiye: Lokal anestezi, bebek açısından çok rahat oluyor, bebek aç kalmıyor, 5 dakkada operasyon bitiyor ve hemen eve gidebiliyosunuz. Genel anestezi için bebek 6 saat aç kalıyor ve tabi ki 6 saat aralıksız ağlıyor, operasyon çok daha uzun sürüyor,vs.

İyi mi yaptık kötü mü yaptık bilmiyorum ama oldu da bitti maşallah,iyi olur inşallah…

Written by gurkanyucel

Eylül 30, 2009 at 8:02 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

3. HAFTA

ile 10 yorum

Gaz Belasına Gardaş Çektiğimiz Dert Bizim (Anonim)

İlk 2 hafta iyiydik, sütümüzü içip uyuyoduk paso, ama herkeslerin “Daha bunlar iyi günleriniz değerini bilin,ehe ehe” dediği günler geride kaldı ve son 1 haftadır deli gibi gaz sancısı çekiyoruz. Melek yavrumuzun içine gaz denen bi canavar girdi sanki, çocuğa “Sesin sadece bu kadar mı çıkıyor, bence daha fazla bağırabilirsin” diye veriyor gazı, bizimki de gaza gelip avazı çıktığı kadar bağırıyor. Buradan gaz canavarını kınıyoruz,di mi oğlum (evet baba,ben de ı-kınıyorum).

Annelerimizin söylediği her şeyi denedik (sırtını sıvazlayarak pışpışlamak, kimyon yutmak,vs.), internette söylenen her şeyi denedik (ayakları ve göbeği ısıtmak, göbeğe saat yönünde masaj yapmak,vs.), üzerine de cila olarak doktorun söylediği her şeyi denedik (bitkisel şurup, ılık banyo,vs.) ama bana mısın demedi. Dün http://www.uzmantv.com/ adresindeki videoları seyrediyodum, bayan bi doktor dedi ki: “Bebeğiniz gaz sancısı çekiyor ve sürekli ağlıyorsa şöyle düşünerek kendinizi rahatlatabilirsiniz: Bu ağlamalar sadece 18 ay sürecek,sonra hepsi geçecek”… ON SEKİ Z AY MI???? OOONSEKİİİİZ AAAAAY… oha demek istiyorum doktor hanım siz ne dediğinizin farkında mısınız? Dile kolay ONSEKİZ AY!!… Bi buçuk sene yani… Ama kimse bundan bahsetmemişti bize, broşürde yazmıyodu bu???

İnsomnia

Gaz sancısıyla birlikte uykusuz geceler de başladı tabi. Ben üniversitedeyken proje gecelerinde bile bu kadar uykusuz kalmamıştım. Uykusuzluğun yan ürünü olarak da kabuslar görmeye başladım. Mesela dün gece rüyamda uzaylılar dünyayı istila ediyolardı (yeminle). Ama daha korkunucunu geçen hafta gördüm: Bi otoparkta Michael Jackson’la karşılıklı dans ediyoduk. Ben moonwalk yapmaya çalışıyorum ama beceremiyorum, sonra Michael bana “o öyle yapılmaz böyle yapılır” dercesine bir bakıyor sonra çok kral bi moonwalk yapıyor, derken kan ter içinde uyanmışım…

Doktor Doktor Kalksana

E hani ilk 6 ay anne sütünden başka hiçbirşey verilmiyodu? Geçen hafta doktora kontrole gittik, bi ton besin takviyesi verdi:

-D vitamini yazıyorum,bunu günde 3 damla vericeksiniz

-Ama ilk 6 ay anne sütü dışında bişey vermenin zararı olmaz mı?

-Yok yok bişey olmaz,anne sütünde D vitamini olmadığından bunu dışardan vermek zorundasınız. Gaz için de şurup yazıyorum

- Haydaa, daha D vitaminini henüz kabullenememişken şurup da nerden çıktı?

- Merak etmeyin tamamen doğal bi karışım bu, dereotu,rezene,papatya filan. Çocuğun gazını alır.

-E peki naapalım,verecez artık

-Bi de çay yazıyorum, bunu da geceleri içirin.

-Çay mı??? Sigara da verelim mi hocam, çayın yanında iyi gider

- Efendim?

- Yok bişey,bu çaydan kaç kaşık verecez diyorum

- Bu da tamamen doğal bi çay,bebeğin rahat uyumasını sağlayacak, günde 4 tatlı kaşığı verebilirsiniz. Tekrar kontrole bi 3 ay sonra gelin

- 3 ay mı??? Yok 30. yaş gününde gelelim, hem bizim torunu da muayene edersiniz o arada

-Efendim?

-Yok bişey

Written by gurkanyucel

Eylül 27, 2009 at 12:34 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tayga Toys

ile 6 yorum

Aman yaleppim, ogluma ozel oyuncak yapan bi marka buldum: http://www.taygatoys.com/

Tamamen doğal malzemelerle üretilen ve çocukların hem zeka hem de fiziksel gelişmini destekleyen çok güzel oyuncaklar var bu sitede,fiyatlar biraz tuzlu ama ne yapalım,isme özel üretim olunca böyle oluyor:P

Özellikle “Şehir Planı” oyuncak kompleksine bayıldım. Ben küçükken babamın kasetleriyle otopark yapar, kasetlerden birini de araba yapar “rrnnn rnnn,düt düüt” diye otoparka park ederdim. Bu amcalar benim ilkel otoparkımı bayağı bi geliştirmiş

60830-Parking-GarageAAA

Bu arada, Tayga Toys’un logosuna bakarken farkettim: Tayga, harf dizilimi olarak çok kaliteli görünen bir kelime. Fonetik olarak da çok güzel, kulağa “kaliteli” geliyor. Ayrıca bugün öğrendim ki, Tayga kelimesinin bütün dillerdeki karşılığı yine Tayga’ymış (ingilizce,ispanyolca ve almancada Taiga,macarcacada Tajga,ruscada Taĭgá vs.), çünkü bütün dillere Altayca’dan gitmiş.

Yani annesi oğlusuna çok çok güzel bir isim seçmiş

logo

Written by gurkanyucel

Eylül 20, 2009 at 9:35 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Deneme

ile 2 yorum

Bloga video ekleme denemesi..deneme deneme..ses ses bir ki…

more about “deneme“, posted with vodpod

Written by gurkanyucel

Eylül 20, 2009 at 1:25 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Detalar (Part-3)

ile 3 yorum

Bonus track

05.09.2009-08.30

Doğumdan sonraki gün, eşimi ablası Börte’yle birlikte hastanede bırakıp sabah erkenden eve uğradım, evden almam gereken eşyalar vardı,sonra hemen tekrar hastaneye dönecektim. Ben eşyaları çantaya doldururken Börte’nin 5 yaşındaki kızı Ilgaz da peşimden dolaşıyordu.

Ilgaz: Giikan (Gürkan diyemiyor henüz kendisi)

Ben: Efendim Ilgaz’cım

Ilgaz: Tinkerbell oynayalım mı?

Ben: Olmaz Ilgaz’cım, şu an çok işim var

Ilgaz: Ne işin var?

Ben: Bebeğin eşyalarını hastaneye götürmem lazım

Ilgaz: Bebek doğdu mu?

Ben: Doğdu Ilgaz’cım

Ilgaz: Giikan…

Ben: Efendim Ilgaz’cım

Ilgaz: Büyük olmak çok zor di mi?

İşte o an anladım ki, aslında tüm bu çektiklerimiz, kendi çocuğumuzun ağzından böyle bir cümle duyabilmek için

(5 yıl sonra)

Tayga: Baba

Ben: Efendim Tayga’cım

Tayga: Oynayalım mı?

Ben: Olmaz Tayga’cım şu an çok işim var

Tayga: Baba

Ben: Efendim Tayga’cım

Tayga: Büyük olmak çok zor di mi?

…MISSION COMPLETED…

Written by gurkanyucel

Eylül 20, 2009 at 1:16 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

İKİ HAFTADIR DÜNYADAYIM, Bİ OLAYINI GÖRMEDİM

ile 6 yorum

Annemin karnı ne güzeldi yaa, sıcacık, karışan eden yok, yediğim önümde yemediğim arkamda. Çok merak ediyodum “neymiş şu dünya dünya dedikleri” diye, etmez olaydım arkadaş, tam bir sorumluluk yumağıymış meğer. Yok efendim uyutmaya çalışırlar, altımı bağlamaya çalışırlar, maymuna döndüm resmen. Neler yaptım 2 haftadır, güneş bence çok sıkıcı bişi,onun için gündüzleri paso uyudum. Geceleri güzel bence, onun için her dakikasını ağlayarak değerlendirmeyi tercih ettim. Annemle babam bu durumdan nedense pek bi şikayetçi görünüyolar, halbuki onlar da gündüz uyuyup gece benimle birlikte ağlasalar hiç bi sorun kalmayacak. Neyse efenim,geçen hafta beni çok tonton bi doktor amcaya götürdüler, kendisi noel babaya benziyodu, beni muayene etmek için soyduğu sırada hemen doktor amcanın muayenehanesinin ortasına işedim, çok şaşırdılar, eheehe. Sonra bi de gerekli şartlar sağlandığında yürüyebildiğimi gösterdim annemlere, ona da çok şaşırdılar (Bkz. Yürüme refleksi testi). Siz beni küçük gördünüz de karamürsel sepeti mi sandınız, koşarak çıkacaktım odadan da dur şimdi abartmiim dedim. Neyse efenim, bi kere de altımı değiştirirken babamın suratına işedim, kendisi bu durumu çok komik buldu ve nasıl bu kadar uzağa işeyebildiğime hayret etti. Hala öğrenemediler altımı değiştirirken gerekli önlemleri almayı, onlar öğrenene kadar ben de eylemlerime devam edicem. Babam nedense sabah olunca giyinip kuşanıp dışarı çıkıyo, akşama kadar da gelmiyo, manyak mıdır nedir, otursana kardeşim evinde, uyu benimle şöyle 1-2 saat. Dışarıda benden daha güzel ne varsa koşa koşa ona gidiyo,hiç anlamıyorum. Annemle aramız gayet iyi, memesini gözüme sokmayı çok sevdiğim için gözlerim çapaklandı biraz, annem çok telaşlandı, gecenin 4 (yazı ile dört)’ünde beni doktora götürmeye kalktı, neyse ki babam sakinleştirdi kendisini. Şimdi gözüme bişi damlatıyolar 1-2 güne kalmaz geçer heralde,du bakalım. Bi de şu sarılığım geçmedi bi türlü, haftaya beni yine o tonton doktora götürcekler, bakalım o zamana kadar geçcek mi.

Şimdilik dünyadan izlenimlerim böyle, tamamen gereksiz bi olay bence, hastalıklarla uğraş, insanlarla uğraş, ne gerek var.

PS. Ha, bi de son 2 gündür bi banyo olayı çıkardılar başıma, o kadar bağırıyorum banamısın demiyolar, alıp o küveti kafalarına geçirecem bigün olan o olacak

EDRIYIN

Written by gurkanyucel

Eylül 17, 2009 at 10:08 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Beyaz Gurultu

ile 10 yorum

Belki daha once bahsetmisimdir, sac kurutma mak.,camasir mak., elektrikli supurge gibi aletlerin sesleri bebegi rahatlatiyor,cunku beyaz gurultu denilen bu sesler, bebegin anne karnindayken duydugu seslere benziyor. Acikcasi bu sesler benim bu yasimda bile uykumu getirir, hatta kimseye soylemeyin ama bi keresinde bi arkadasin evinde, banyoda camasir makinesinin onunde uyuyakalmistim (saka diil).
Simdi uzmanlar bu sesleri oturmus incelemis ve nasil bir kombinasyondan olustugunu analiz edip (damar icinde akan kan sesi, kalp atisi sesi,vs. bunlarin hangisinin bebek tarafindan kac desibel duyuldugunu hesaplamis) ve bundan Colic adinda bi cd uretmis. Uzun arastirmalar sonucunda 34 dakikalik bu cd’yi temin ettim, henuz Tayga uzerinde deneme sansim olmadi ama ise yarayacagini umit ediyorum.
Veee iste babayizbiz’den yine muhtesem bir hizmet: Gokte ararken yerde buldugunuz Colic cd’sinin linki http://rapidshare.com/files/238093433/Womb_Sound_mp4.rar

Written by gurkanyucel

Eylül 14, 2009 at 5:26 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Detaylar (Part-2)

ile 5 yorum

Acilim Tartismasi

04.09.09-11.00

6 saatlik suni sancinin sonunda doktorumuz geldi,son durumu inceledi, ’sanci var ama acilim yok, ne yapsak’ dedi.Hukumetle muhalefet arasinda devam eden acilim tartismasi surerken esimin doktor ablasi Borte hizir gibi yetisti,uzman doktor agirligini koyarak kadin dogum katinda hakimiyeti ele gecirdi, doktorumuzla son durumu analiz edip artik beklemenin anlamsiz olduguna ve sezeryana karar verdiler.Umay, ablasi ve doktoru ile birlikte ameliyathane yoluna dustu ve aldi mi ben bi heycan. Heycaneycaneycaney kulaklarimdan tasiyor, ter olup avuclarimdan akiyor,2 saniye sabit durmak mumkun degil, kadin dogum katinda fIr donuyorum. Karimi alan asansor birazdan cocugumu getirecek,inanmaya imkan yok. Gozum asansor kapisinda,saniyeler gecmek bilmez, kamerayi hazirlayayim bari bos durmayayim derken…

Miracle of Life

04.09.09-13.30

Asansorun kapisi acildi ve icinden yesiller icinde 2 hemsire cikti. Sonra dikkatli bakinca aslinda hemsirelerden birinin Borte oldugunu farkettim, esas hemsirenin elinde ise minicik bisey var, Borte bana o minicik seyi isaret edip duruyor, ben daha ne oldugunu anlayamadan hemsire bebegi resmen ucurdu, inanilmaz bir hizla bebegi temizleme odasina goturdu, neyse ki bebegin kiyafetlerini daha onceden hazir etmis ve temizleme odasina birakmistim. Ben bebegimi goremeden odanin kapisi suratima kapandi. Cildirmak uzereyim,bebegi goremedim,icerden ses de gelmiyor derken UEAAAAAAAAAAAAAA diye bir ses, kulaklarimdan iceri akti,once yuregimi sonra cigerimi yakti,sonra da gozyasi olup gozumden fiskirdi. japon cizgifilmlerindeki cizgi-karakterler gibi yagmurlama sulama sistemi seklinde aglamaya basladim. O ses, kulaklarimdan bunyeme pompalanan bir mutluluk oldu,benligimi doldurdu agzima kadar,ben daha bu duygusal soku atlatamadan Borte kucaginda bebekle disari cikti, beni bi sandalyeye oturttu ve bebegi kucagima birakip “Ben Umay’in yanina gidiyorum” diyerek kayboldu…

Kucagimda oglumla basbasa, bambaska bi boyutta kalakaldim.Etrafimizdaki hersey once bulaniklasti, sonra kayboldu. Tum sesler once boguklasti,sonra tamamen kesildi.Butun hastanede, butun sehirde, butun dunyada oglumla benden baska kimse yok.Yuzune baktim,gozleri kapaliydi ve hic sesi cikmiyordu. Sonra aniden gozlerini kocaman acti ve direk gozlerimin icine bakti..bakti..bakti..o kadar uzun ve dikkatli inceledi ki suratimi..kucagimda yatan bu daha 3 dakikalik bebek, yarim saat boyunca  hic ama hic sesini cikarmadan uzun uzun beni inceledi,ben de onu inceledim. Ama ben tabi bu arada kac dakika once basladigini artik unuttugum gozyaslarimi honkure honkure aglamaya coktan donusturmustum. Yaklasik 20 saattir hastanede oturttugum karizma ve agirligimin, hemsirelerin korku dolu bakislari ve “aaa niye agliyosunuz beyfendi” laflari arasinda eriyip gitmesine aldiris etmeyerek salya sumuk agladim

04.09.09-14.00

Sonunda annemiz geldi,sanki az once ameliyata giren o degilmis gibi “Nasil, begendin mi? Guzel yapmis miyim?” dedi ve ben ona caktirmadim ama derin bir oh cektim,cunku oglumla basbasa gecirdigim bu yarim saat boyunca aslinda aklimin bir kosesinde hep Umay’in durumunun nasil oldugu meraki vardi. “Espiri yapabildigine gore durumu iyi” diye dusundum. Oglumuz sapasaglikliydi,sadece cok uzun yoldan, taa cennetten gelmis olmanin yorgunlugu vardi uzerinde. Annesi de az once gobegi 7 kat desilmis bir insana gore gayet neseliydi (Bu arada gobegin gercekten de 7 kat olmasi ve bebegin 7 kat derinden cikarilmasi sizce de cok manidar degil mi? Yerin 7 kat dibinden gelmek gibi bisey)

Ilk emzirme denemeleri

04.09.09-14.30

Icgudusel olarak emmek isteyen,ancak bunu tam olarak nasil yapacagini bilemeyen Tayga en sonunda saglam bi ciglik patlatip aglamaya basladi. O alt dudagini titreterek agladikca ben dunyayi yikmak istedim. Bir bebegin aglamasinin yurek parcalamasi baska birsey, o bebegin sizin bebeginiz olmasi bambaska birsey.

Ilk emzirme gercekten cok mesakkatli is,vazgecmemek lazim,hemsirelerin gazina gelmemek lazim, kolaya kacip mama vermemek lazim. Abartisiz 1-2 saatlik bir ugras sonunda cocuk emmeye basladi,ilk gun guzel emdi,biz de umitlendik “oh be oglumuz ne guzel emiyor” diye, ama sonra ne olduysa nazar degdi cocuga emmez oldu.Bu arada tum bunlar olurken yanimizdan hic ayrilmayan, hem bir doktor, hem bir anne hem de bir abla olarak bize mukemmel bir destek saglayan Borte’ye dunyadaki tum guzellikleri diliyorum. Bizzat Umay’in dogumunda bulundu, dogum sirasinda ona destek verdi, dogumdan sonra hem bana hem Umay’a neler yapacagimizi tek tek,sabirla ve uygulamali olarak gosterdi. Hakkini odeyemeyiz Borte, tekrar cok tesekkurler.

Babalara not: Daha onceki ‘Son Dortluk’ yazisinda bahsettigim hastane cantasi listesine 1 adet lansinoh krem ve 1 adet emzirme yastigi ekleyin. HEMEN!!

Cok Ozel Oda

05.09.09-10:30

Ertesi gun en sonunda ozel odamiza gecebildik ve ozel odanin hakkaten de cok ozel olduguna karar verdik. Sevgili babalar, ne yapin edin ve onceden bir ozel oda ayarlamaya bakin. O kadar farkediyor ki, bebeginiz ve esinizle gecirdiginiz bu cok ozel ve mahrem dakikalara alakasiz insanlar ve onlarin yakinlarinin limon olmasi, sizi tahmin ettiginizden daha fazla rahatsiz edebiliyor. Ozel odamizda 24 saat boyunca bebegi emzirmeye ugrastik, kimi zaman basarip mutlu olduk,kimi zaman basaramayip uzulduk, ve sonunda anladik ki aslinda hersey ama hersey o minik bebegin 2 damla daha fazla anne sutu alabilmesi icin…

Ilk Muayene

06.09.09-11:00

Dunden beri bekledigimiz cocuk doktorumuz geldi sonunda, oglumuza ilk muayenesini yapti. Asla sekilci bi insan degilimdir ama nebliim,adamin tipini hic gozum tutmadi, ne yalan soyliyim zibidinin tekiydi (o derece sinir oldum), bu sinirimde kendisinin futursuzca parmagini oglumun agzina sokmasinin ve cocugu itip kakmasinin buyuk etkisi oldu (meger emme refleksini filan kontrol ediyomus,ben ne biliim, kafa goz dalacaktim adama ‘NE SOKUYON LAN PARMAGINI OGLUMUN AGZINA’ diye). cok da genc birisiydi, ben ‘bisey bilmeyen pratisyen veya asistandir kesin’ diye dusundum ama meger adam uzmanmis sonradan ogrendik. ama ben bi kere killandim ya artik hayatta da goturmem cocugumu bu adama. ilk teshis olarak ‘Sarilik’ dedi ve yuregimize kor ates atip gitti. Neyse ki sonradan ogrendik,cok sik gorulen biseymis bu yenidogan sariligi ve super ciddi bisey diilmis. Sonra da zaten yenidogan konusunda uzman bi prof. bulduk ve bikacgun sonra bebegi ona goturduk. adam bizi bircok konuda cok rahatlatti. Sevgili babalar, bebek daha dogmadan once bir cocuk doktoru bulmanizi tavsiye ederim ve mumkunse yenidogan konusunda uzman olsun,cunku cocuk doktoru dedin mi o-hooo 50 cesidi var. ilk 1 sene filan yenidogan uzmanina goturmek,sonra yasi ilerledikce farkli konularda uzman cocuk doktorlarina goturmekte fayda var.

Bizim doktorumuz super relaks bi insan olarak ‘3 ayda bi gelseniz yeter’ dedi (sanirim paraya doymus adam) ama bence yine de ayda bi rutin kontrole gitmekte fayda var,bizim anlamadigimiz bi hastalik olur,belirtilerini biz farketmeyiz,falan filan. risk almaya ne gerek var,ayda bi goturelim iste cocugu. Bir oneri de, kontrole giderken yaninizda kamera bulundurun. Hele ki ilk refleks testleri yapilirken muhakkak kayit yapin. Ilk yurume refleks testi yapildiginda agziniz acik kalacak ve yaninizda kamera oldugu icin bana cok tesekkur edeceksiniz

eveet,artik bir baba adayi degil, halis muhlis bir babayim.oglumun nufus cuzdanini cikarttirdigimda elime mavi kimligi tutusturdular ve ‘Baba AdI:Gurkan’ satirini gordum ve bi acayip oldum. Gururlandim, ben birisinin ‘Baba AdI’yIm…

pe-hey bee

Written by gurkanyucel

Eylül 14, 2009 at 5:23 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Detaylar (Part-1)

yorum ekle »

Bir Doğumun Anatomisi (Prelude)

03.09.09-16.00

Doktorumuzun bize söylediği saatte biz hastaneye yatmak için hazırdık, ancak hastane bizim yatışımız için hazır değildi. Daha 2 gün önce bize gevrek gevrek “her zaman özel oda bulunur beyefendi siz hiç merak etmeyin” diyen cart kırmızı rujlu bayan “hiç özel oda yok, hatta hiç yatak yok, kadın doğum katında sadece tek bir yatak var,o da 2 kişilik odada” diyince biraz cinlendim ama özel odalarda yatan hastaları gidip tedavi edip acilen taburcu olmalarını sağlayamayacağıma karar verip elimden bir şey gelmeyeceğini anladım ve kaderimize boyun eğdim. 2 kişilik odamıza yerleştik ama derdimiz bitmedi, oda arkadaşımız bayan mikroplarını saça saça (Bkz. Öksürürken ağzını kapatmamak) her öksürüşünde bizi biraz daha cinlendirdi ve akabinde “Nasılsınız bakalım” diye odamıza gelen doktorumuza “Bu kadın öksürüyo, biz burada kalmayız” diye şarladık. Başka bir 2 kişilik odadan taburcu olacak birisi varmış, bizi oraya aldılar, eski oda arkadaşımızı öksürükleriyle ve doktora şikayet edilmiş olmanın burukluğuyla baş başa bırakarak yeni odamıza taşındık. Yeni oda arkadaşımız üçüz bekleyen nazik bir bayandı.

03.09.09-20.00

Yeni odamıza yerleştik ve “Kıvanç Tatlıtuğ’a bakalım da oğlumuz ona benzesin” ümidiyle Aşk-ı Memnu’yu seyretmeye koyulduk. Tam da yakışıklı Behlül, yengesi Bihter’i kündeye getirmişti ki hemşire geldi ve bana “siz burada kalamazsınız” dedi. Neden? Çünkü erkeksiniz… Erkek olmam sebebi ile karımla ilgilenmemin yassah olduğunu bana anlatmaya çalışan hemşireyi nazikçe “Doktorumuz izin verdi” diyerek ikna ettim ve odadan çıkmamak kaydı ile eşime refakat edebildim. Zaten sabahın köründe bizi doğumhaneye alacakları için odada fazla kalamayacağımı bilinçleyen hemşire “Doktor izin verdiyse bana söz düşmez” dedi ve gitti, ben de pikenin altına saklanıp geceyi tamamladım.

04.09.09-05.00

Bizi suni sancı işlemleri için doğumhaneye aldılar. Yerinden pek memnun olan oğlumuzu yapmacık sancılarla kandırabileceklerini sanan doktorlar ne kadar yanıldıklarını günün ilerleyen saatlerinde göreceklerdi. Non-Stress Test denen, güya stressiz olması gereken ancak insanı strese boğan NST işkencesine bağlandık ve doğumhanede yalnız bırakıldık… Sizce ne kadar süre?..Bir saat?…İki?… Bilemediniz.. Tam 6 saat… Bu süre boyunca suni sancıyı tetikleyen hormonları yiyen eşim suni sancılar içinde kıvranırken ben de bana tahsis edilen arkalıksız koltuğun belime tecavüzünü metanetle karşılamaya çalışıyordum.

TAYGA 021 6 saatlik NST

TAYGA 030 Bel tecavüzcüsü koltuk

TAYGA 025 Bizi ilgiyle seyreden E.T.

TAYGA 026 6 saatlik can sıkıntısının sonuçları: saçma detay resimleri

To be continued….

Written by gurkanyucel

Eylül 9, 2009 at 9:29 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

TAYGA

ile 10 yorum

Oglumuz 04.09.09-13:29 itibariyle dunyamiza tesrif etti.

Annesi ismini Tayga koydu.

Detaylar az sonra…

TAYGA BEBEK 009

Written by gurkanyucel

Eylül 6, 2009 at 9:10 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

RENK

ile 7 yorum

Bugün oğlumun kıyafetlerini ütülerken fark ettim ki mavi renk kumaş, diğer renk kumaşlardan açık ara daha sert

Flashback: 1 ay kadar önce, Afyon Özdilek Outlet’te bebek havlusu seçerken tezgahtara “Mavi renk havlular sanki sarılardan daha sert gibi” demiştim de tezgahtar da bana “Tabi ki, mavi kumaş her zaman daha sert olur” demişti.

Flashback içinde flashback: Afyon’daki tezgahtar bunu söyleyince hemen aklıma 2 ay önce Manavgat Özdilek Outlet’teki tezgahtarın “Mavi kumaş boyası, kimyasal içeriği sebebiyle kumaşı sertleştiriyor,o nedenle sarı veya yeşil gibi unisex diğer renkleri tavsiye ederim” dediği geldi

Özetle, erkek bebek bekliyosunuz diye illa her şeyi mavi almayın, sert oluyo. Yeşil alın, sarı alın, ya da benim gibi paso turuncu alın. Hastasıyım Turkcell turuncusunun

adsız

PS: Bütün kıyafetleri dıştan ütüledim mal gibi, sonra düşündüm “ulan ben bunları niye ütülüyorum: mikroplar ölsün diye ütülüyorum. ama kıyafetlerin dışı bebeğe dokunmayacak ki, içi dokunacak hep tenine” dedim ve bi de tersten ütüledim hepsini tekrar. Bi de Dalin’in yumuşatıcısı ne kadar muhteşem kokuyor arkadaş, insanın gözleri doluyo

Written by gurkanyucel

Eylül 2, 2009 at 2:42 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

son yüz metreye dair…

ile 11 yorum

Gürkancım sizin heycanınızı paylaştığımı bilmeni isterim. zira bu son yüz metre gerçekten bekleyen herkes için çok adrenalin dolu:) ama şahsen ben en çok sancımın nası ve ne zaman geleceğini çok merak ederdim. hani filmlerde filan hep gece sancı tutar ya, hastaneye yetişme telaşı filan… sanki hoop diye doğacakmış gibi:)
hazır yeri gelmişken, fazla jinekolojik olaylara girmeden (ve çoook iyi bi ebeyle doğum yapmış biri olarak) doğum olayıyla da ilgili olarak nacizane tecrübelerimi aktarmak isterim.

eğer anne ve bebekle ilgili herşey normal gidiyorsa, kısaca “normal doğurabilirsin” dendiyse; öncelikle korkmamak gerek ama bilinmeyen bişeyden haliyle korkuluyor. o bakımdan bilen bi bayandan ki işte bu noktada iyi bi ebe çok iyi geliyo insan ruhuna.

lafı uzatmim, benim süperebemin bana tavsiyeleri şöyle idi:

1) sancı sürecini mümkün olduğunca evde geçirmek, yani o doğumöncesi egzersizleri rahat rahat evde uygulamak, ılık bi duş almak, eğer rahatlamanıza yaracaksa çevrenizdekilere (gerçi o özellikle eşinize dedi ama) naz yapmak…

2)son saatlere doğru hastaneye gidip, şu meşhur nefes egzersizlerini orada devam ettirmek.

3)yine mümkün olduğunca stres olmamak, olayın doğası gereği dümeni bebeğe ve vücudunuza bırakmak,

4)çekilen her sıkıntının sizi bebeğinize daha çabuk kavuşturacağını düşünüp rahatlamak

Bunlara kendi eklerimi katmak isterim: arkadaşlar tıbben herşey normal seyrinde gidiyorsa (bunu özellikle belirtmek isterim, çünkü beklenmeyen gelişmeler için her halükarda doktorunuzla irtibatta olmanız gerekiyor), doğum hiç de öyle Türk filmlerinde abartıldığı gibi bi durum değil.

Written by yelmesinannesi

Ağustos 31, 2009 at 1:16 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

heycanlıyım HEYCANLIII

ile 4 yorum

eveet,son haftaya girdik..heyecan doruk noktasında:HAFTAYA BABA OLUYORUM

ne acayip yaa, “haftaya naapıyosun”, “haftaya baba oluyorum”

en çok neyi merak ediyorum biliyo musunuz: bebek kime benziycek acaba? yani bu merak “keşke bana benzese” gibi bi merak diil, hatta keşke annesine benzese de güzel bi bebek olsa,bu öyle bi merak diil ama nebliim, annesine mi benziycek, yoksa dedesine mi, yoksa aileden kimseye benzemeyip (Bkz.ben) çok kendine özgü bi tipi mi olcak acaba? bebeğin tipi çok hızlı değişebiliyor, biçok arkadaşımdan şahit oldum,bebek ilk doğduğunda anneye benziyor, zamanla babaya benzemeye başlıyor filan. en çok neye şaşırırım peki onu biliyo musunuz: şimdi anne esmer,baba esmer, bebek böyle sapsarı,mavi gözlü filan olur mu acaba? hiç belli olmaz walla,benim babaannem yuguslav göçmeniydi, sarışın yeşil gözlüydü, halam da öyle, Umay’ın da dayısı sarışın mavi gözlü..

Ha bu arada aklıma gelmişken yeni öğrendiğim biseyi aktarayım: Kellik geni babdan değil anneden geliyomuş. Yani baba kelse çocuk da kel olmak zorunda diilmiş, esas dayıya bakmak lazımmış, yani dayı kelse çocuk kuvvetle muhtemel kelleşirmiş ileride. Bir diğer erkek evlat sahibi öğretisi aktarayım:sünnet. Erkek bebeği ilk 2 yıl içinde sünnet ettirmek en uygunuymuş, 2 yaş-6 yaş arasında yapılırsa çocuk travmaya giriyor,o sebeple ya 2 yaşına kadar, ya da 6 yaşından sonra yaptırmak lazım. Biz doğar doğmaz yaptırmayı düşünüyoruz çünkü sünnetsiz bebeğin temizliği daha zormuş.

Neyse,oğlumuz bi sağlıkla gelsin de…

Written by gurkanyucel

Ağustos 30, 2009 at 12:49 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

HAMİLELİK SERÜVENİNİN SONU VEEEE….

ile 8 yorum

Sanki hiç bitmeyecek sanıyor  , sanki hep hamile olarak yaşıcakmışsın zannediyor  insan, gidişata alışıyosun çünkü yavaş yavaş. Bide herkes seninle ilgileniyor, arayan soran merak eden… Eğer sağlıklı bir hamilelik yaşıyosan keyifli bir süreç olduğunu düşünüyorum. En azından benım için öyleydi. Veee o serüvenin bi sonu varmış, bi anda aniden bebekler dünyada, sana ait , senin çocukların ( ikiz çocukların olunca her zaman, her konuda çoğul konuşmaya alışıyosun :) )  Bu çok güzel bir duygu , ama alışmak  çok zormuş. hele o ilk şoku atlatıp, hastane sonrası yaşama başlayınca . Açıkcası ben biraz zorlandım galiba . Bilmiyorum ikiz çocuk sahibi olmak mı bunda etkili oldu , yoksa tek de olsa çocuk sahibi olan herkes bu açıdan zorlanıyormu ?

Hiç bitmeyecek bir görevin oluyor çocuğun olunca, sonu olmayan bir sorumluluk duygusu, off yoruldum deme lüksünün olmadığını düşünmek  … BU fikirler beni biraz bunalttı ilk 2 ay kadar. Ama bu dönemde eşimin bana büyük desteği oldu hakkını vermelıyım. Gürkancığımm gibi baba olmayı bekleyen veya yeni baba olmuşlara sesleniyorum, hamilelik kolay , keyifli ve heyecanlı . sonrası için eşlerinize ekstra sabır, şevkat, anlayış ve sevgi göstermenizi öneriyorum. Zira iki kişilik sakin ve alıştığınız hayatınıza üçüncü(bazen dördüncü) kişinin dahil olmasıyla yeni bir düzen kurmak ve ona alışmak gerekiyor. Bu konuda size çok iş düşüyor .

Written by ikizannesi

Ağustos 28, 2009 at 12:32 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Her baba bir ninjadir! (ya da eninde sonunda olacaktir)

ile 4 yorum

Simdi oncelikle uzun bir aradan sonra aranizdayim. Hayat zor, hayat yorucu. Neyseki bebeklerimiz var bizi hayata bagliyorlar….

Burda da ortam En Baba Gurkan ortami olmus gibi, nerde bu Basak, nerde bu millet?

Bu yazima girisi tam yapmadan belirtmek isterim ki bu yazimi benim icin bu blogda bir daha yazmaz diyen arkadaslara adiyorum….

Simdi diyeceksiniz ki bir baba neden ninja olsun? Ne alaka? Simdi soyle anlatalim, bebekler ilk dogduklarinda sahane oluyorlar, gunun 20 saati falan uyuyorlar, uyku aralarinda sut emiyorlar, kaka yapiyorlar. Elleri heyecandan titreyen anne babalar da mutluluktan ucarak bebekleri ile ilgileniyorlar. Bu bebekler ilk bir ay falan her ortam sartinda guzlece uyuyabiliyorlar.

Sonra ne oluyor? Buyudukce beyinleri olaylari algilamaya, sinirleri birbirine baglamaya basliyor. E o zaman da artik odadaki isigin, etraftaki sesin onemi oluyor. Mesela bebegini uyutmaya calisan bir babanin bogazi kotu oldugunda hafifce aksirip tiksirsa bebek uyaniyor, uyuyamadigi icin agliyor, agladigi icin anne baba uzuluyor. Zincirleme bir reaksiyondur gidiyor.  Iste bu noktalardan itibaren babalar acilarini, oksuruk, tiksirik ve ozellikle hapsuruklarini iclerinde tutmayi ogreniyorlar.  Icsel patlamalar yasiyorlar. Disaridan tek duyulan koca bir IIIPPPPPSSSSSST gibi bir ses oluyor, bu da genelde bebegi rahatsiz etmiyor. Ninja ozelligi 1: Oksurugunu ozutme!
Diyelim ki 1. teknigi gelistirdiniz, bebegi uyuttunuz odadan cikiyorsunuz; etrafiniza dikkat edeceksiniz. Bebek odasi dedigin seyin yerinde oyuncak, koltuk kenarlarinda kiyafet, sagda solda bez var. Onlara basmadan, carpmadan, ses cikarmadan cikmak lazim odadan! Ninja ozelligi 2: Karanlikta gorebilme, goremiyosa sezebilme!

E hadi 2. teknigi de kaptiniz, odadan ciktiniz, bu noktada evin yapi malzemesi onemli. Betonarme olan evlerde sorun yok, betondan ses cikartarak yuruyosaniz o zaman ninjsa degil sumocu olcaksiniz zaten. Ama tahta zemin, lamine olur, bambu olur, yapilarda o tahtalarin hangilerinin gicirdadigini tahmin edeceksiniz, olmadi ikinci sefere ogreneceksiniz. Mesela tahtaya yazin ciplak ayak yapisiyo yururken, noluyo? Fiiissssst gibi bi ses cikiyo o ayak alti tahtadan ayrilirken, bu da bebegimizin uyanmasina yol acabilir. Ninja ozelligi 3: Etrafindaki sartlari sezebilme, kisa surede ogrenebilme

Hersey tamam, odadan ciktiniz, kapiyi kapattiniz, sizin bebek uyuttugunuzu unutan birisi haldir huldur geliyo. Iste bu durumlar icin bebegin odasina dogru kim geliyo, nasi geliyo cok onceden anlamak, ve bu denemeyi durdurmak lazim. Yani Ninja Ozelligi 4: Etraftan gelebilecek tehlikelere karsi her an uyanik olmak (bildigin Unagi).

Evet bunun bir dersi yok belki, ama her baba zamanla bunlari ogreniyor. Bir bebegi 45 dakika uyutmaya calisip, sonunda misil misil, yumusacik uyuttuktan sonra ani bastiran bir hapsurukla cocugu ziplatip aglattiginiz zaman bir dahaki sefere hazirlikli oluyorsunuz…

Yazima burda son verirken WordPress’i kinamak istiyorum, abuk subuk insanlarin abuk subuk bloglarina abone etmis beni bana sormadan. Olm WordPress ayaani denk al! (Son cumleyi Adana’li agziyla yazdim)
Silaninbabasi

Written by silaninbabasi

Ağustos 26, 2009 at 11:30 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Son Dörtlük

bir yorum

Dün itibariyle son dörtlüğe girmiş bulunuyoruz. Dört hafta sonra ikiyken üç olacağız. Hastane çantamızı, Başak’ın gönderdiği liste sayesinde eksiksiz hazırladık (teşekkürler Başak). O kadar faydasını gördük ki bu listenin buradan sizinle de paylaşmak istedim. Doğuma az bir zaman kala artık annenin yerinden kalkacak takati olmadığından hastane çantasını hazırlamak babaya düşüyor ancak babanın da çantada bulunması gerekenler hakkında en ufak bir fikri olmuyor. İşte babayizbiz’den babalara süper hizmet: Hastane çantası listesi

-         Ana kucağı: Bebeği hastaneden eve arabayla getirirken lazım olacak

-         Hastane çıkış seti: Adı üstünde

-         Kıyafet: Yelek, patik, çorap, zıbın, body, bi de penye battaniye

-         Pişik kremi: En iyisi Mustela (25 TL) http://www.hepsikampanyada.com/index.php?do=catalog/product&pid=281

-         Bebek bezi: Prima yenidoğan (50’lisi 20 TL). Dikkat: “Yeni bebek”le “yenidoğan” farklı bezler. Her ikisinin de paketi sarı olduğu için karışabiliyor. “Yenidoğan” sadece daha küçük değil, aynı zamanda iç astarı,vs. yeni doğan bebekler için özel üretilmiş bir bez. http://www.hepsiburada.com/prima-1-bebek-bezi-2-5kg-50-adet-yenidogan/productDetails.aspx?categoryid=301158&productid=oyunakle241119

prima1

-         Islak mendil: Unibaby yenidoğan (40’lı paket 4 TL). Yeni doğan bebekler için özel üretilmiş ıslak mendil sadece Unibaby ve Johnson’s var. http://www.hepsiburada.com/uni-baby-islak-pamuk-mendil-yeni-dogan-cotton-natural-40li/productDetails.aspx?categoryid=301175&productid=oyunakle00574

-    Doğumun uzun sürmesi riskine karşı anneyi beslemek için kuru üzüm, fındık,ceviz,vs. enerji verici yiyecekler

-    Baba için sandviç,vs. Annenin yanından bir an bile ayrılmaması gereken baba açlıktan bayılmasın diye…

-    Video kamera

-    Göğüs pompası ve biberon: Bebeğin anneyi emmeme riskine karşı… Bize elektriklisi hediye geldi ama bana pek kullanışlı gelmedi (sanki ben kullanıcam). Neden derseniz yok efenim fişe takacaksın, prizin kablosu kısa geldi-gelmedi bilmemne. Bazıları hem elektrikli hem pilli oluyor ama pil takınca cekisi dusuyormuş,illa prize takmak lazımmış. Gerçi manuel pompaların da anne açısından yorucu olduğu söyleniyor internet forumlarında. Tercih size kalmış. Elektriklide en iyisi Medela diyorlar: http://www.hepsiburada.com/medela-mini-elektrikli-pilli-sut-pompasi/productDetails.aspx?categoryid=301138&productid=oyunmed01

Manuelde en iyisi ise Lansinoh: http://www.hepsiburada.com/lansinoh-manuel-gogus-pompasi-manuel-breast-pump/productDetails.aspx?categoryid=301138&productid=oyunvochlaman

pompa

Biberon konusuna gelince, şu an piyasada bulunan en iyi marka, gerek dokunuş gerekse şekil itibariyle anne memesine en çok benzeyen (sırf bu yüzden sapıkların da müptelası olduğunu tahmin ettiğim) biberon Nuby (30TL).

http://www.hepsiburada.com/nuby-dogal-dokunus-silikon-biberon-150-ml-yavas-akis/productDetails.aspx?categoryid=301172&productid=oyunnub67016#tablnk

biberon

Written by gurkanyucel

Ağustos 8, 2009 at 8:38 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

BEBEKSEL ÜRÜNLER

ile 3 yorum

babaolmak.com’dan daha önce bahsetmiştim burada, mütemadien takip ettiğim bir site. Yine oradan görüp hastası olduğum bir ürün: http://www.earlyrider.com/

earlyride

bisiklete benziyor ama değil, pedalı yok ve scooter-bisiklet karşımı bişey. Çocuğun denge duygusunu ve motor hareket gelişimini sağlıyor. 2 yaşından itibaren kullanılabilen bu canavar, ABD’de 159 USD’ye satılıyor.

Kararımı verdim,gözümü kararttım ve tam siparişi veriyodum ki şunu buldum:

taytay

Earlyrider’ın türk versiyonu olan Taytay, Toyiki mağazalarında 149 TL’ye satılıyormuş. Böylesi daha güzel oldu, gidip yerinde canlı canlı görüp deneyerek alabilmek, çocuğun bu oyuncağa ısınıp ısınmayacağını yerinde görebilmek önemli bi avantaj.

http://www.toyiki.com.tr/Products/Toyiki/PID-1000926.aspx

Daha önce demiştim ya, “keşke evde kullanılabilecek bi ultrason olsa” diye, ultrason değil ama anne karnındaki bebeğin kalp atışlarını dinlemeye yarayan Doppler cihazının ev versiyonu yapılmış:

doppler

Bu meret anne-babaların, bebeğin kalp atışlarını evde kendilerinin dinlemesini sağlıyor. Ancak hepsiburada’daki yorumlardan anladığım kadarıyla hem çok kullanışlı bir şey değil, hem de insanı paranoyaya itiyor (“Aha ses gelmiyor,yoksa çocuğa birşey mi oldu, eyvah hemen hastaneye gidelim” şeklinde tepkilere neden olabiliyormuş)

http://www.hepsiburada.com/bebesounds-dogmamis-bebeginizi-dinleme-cihazi/productDetails.aspx?categoryid=301154&productid=oyunbmbe003

Hepsiburada’daki 66 TL’lik dandik versiyonun yanı sıra bir de 120 TL’lik şöyle bir şey var:

doplerBu alet daha güven verici görünüyor. Detaylı bilgi için Bkz.http://www.meleksesleri.com

Bebeklerin cep telefonlarına ilgisi malumunuzdur, bu konuda bi arkadaşım dahiane bir çözüm bulmuş: cep telefonu bayilerinin vitrinlerinde cep telefonlarının birebir aynısı görünümünde ve ağırlığında olan demolar var,gitmiş onlardan almış bi tane, vermiş çocuğun eline, çocuk da oynamış hevesini almış ve kapanmış cep telefonu mevzuu.. bu konunun ciddiyetini anlayan fisher price da boş durmamış ve öğretici cep telefonu diye bişi yapmış, hem bir cep telefonu görünümünde, hem de çocuğa sayıları,harfleri,vs. öğretiyor. Süper di mi? Hemi de 40 TL

ceptel

http://www.e-bebek.com/Fisher-Price-Turkce-Konusan-Egitici-Cep-Telefonu-ProdID84383.html

İlk kez Friends dizisinde duymuştum diaper genie’yi, bebek bezi saklama kabıymış. Ne saçma şey diye düşünmüştüm. Şimdi olayın bizatihi içine girdim ama halen bana çok saçma geliyor, nedir yani şimdi bu? Neymiş efenim dışarıya koku vermiyomuş, 100 tane bebek bezi sığıyomuş bilmemne.. e iyi de market torbası da aynı işi görmüyor mu arkadaş? Ne diye gidip 40 TL verip alayım ki bunu?

Angelcare-Kirli-Bebek-Bezi-Aritma-Sistemi__18817013_0

http://urun.gittigidiyor.com/Angelcare-Kirli-Bebek-Bezi-Aritma-Sistemi_W0QQidZZ18.817013

Turkcell, 3G ile çalışan Gözz diye bişey yapmış. “Çalışan bir anne bebeğini bakıcıya bırakınca aklı hep evde kalır” düşüncesiyle geliştirilmiş bir teknoloji. Şöyle çalışıyor: motosiklet kaskına benzer bir alet var, bu alet aslında kameralı bir cep telefonu (uzun bir ismi olduğu için bu yazımızda kendisine “miloş” diyeceğiz), içine sim kart takılıyor ve evde istenen yere yerleştiriliyor. Ofisteyken “Evde neler oluyo acebağa” diye meraklanınca miloşu arıyorsunuz, miloş otomatikman devreye giriyor ve siz evdekilere çaktırmadan cep telefonunuzdan evinizi izleyebiliyorsunuz. Ayda 29 TL’ye sağlanan bu teknoloji iyi güzel de ne kadar gerekli bilemiyorum. Aynı işi internete bağlı bir bilgisayar ve 10 dolarlık bi webcam de görür zaten. Ayrıca bakıcıya psikolojik bir baskı uygulamak ne kadar doğru o da ayrı bir tartışma konusu.

gozz

Written by gurkanyucel

Ağustos 7, 2009 at 4:20 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Oğluma İlk Mektup

ile 4 yorum

Arkadaşlar oğlumla özel bişi konuşcaz da bizi 2 dakka bi yalnız bırakabilir misiniz?..Teşekkürler

Canım oğlum,

Dün akşam anneannenler bizdeydi. Sen her zaman yaptığın gibi gece 11’den sonra anneni tekmelemeye başladın. Genelde gündüzleri hareketsiz oluyorsun ve akşamları (özellikle 11’den sonra) hareketlenmeye başlıyorsun (dolayısıyla geceleri de anneni uyutmuyorsun). Annenin bu konuda zekice bir teorisi var (bilirsin annenin her konuda zekice bir teorisi vardır): gündüzleri annen, odasında tek başına sessizce oturduğu için sen uyku halinde oluyorsun, geceleri ise televizyonun sesi, annenin sesi, benim sesim, vs. seni uyandırıyor ve hareketli oluyorsun. Her neyse, dün akşama dönelim. Sen anneni tekmelemeye başlayınca ben “Hah, bizimkinin saati geldi, gececi olacak oğlum. Gündüzleri uyuyor, geceleri annesinin karnında dört dönüyor” dedim, anneannen de “Eyvah eyvah, o zaman çocuk annesini sevecek, seni sevmeyecek” dedi. Ben bir telaşla “Neden? Ne alakası var?” dedim, meğer öyle söylenirmiş: gece uyumayan çocuk anneyi sever, babayı sevmezmiş. Mantığını pek anlamadım ama annen bu konuda da zekice bir teori üretti (o teoriyi burada yazamayacağım).

Daha önce “beni sevmeyeceğin” fikri hiç aklıma gelmemişti, anneni de beni de çok seveceğine hep emindim. Ama dün akşam ilk defa endişelendim “ya oğlum beni sevmezse” diye. Sonra düşündüm de, beni sevmek zorunda değilsin ki. Ben ne yaparsam yapayım sen beni sevmeyebilirsin. Özellikle ergenlik çağına geldiğinde, yaptığım her şey sana batabilir ve hatta benden nefret de edebilirsin. Ama unutma ki ben seni hep sevdim, seviyorum ve sevicem.

Sen beni sevmesen de ben seni sevicem

Bazen kavga edersek, sonrasında seni sevmiyormuş gibi yapsam da ben seni çok sevicem

Senin umrunda olmasa da ben seni hep sevicem

Not: Tamam biliyorum, “sevicem” denmez “seveceğim” denir. Her şeyimi de düzeltmesen olmaz yani.

Written by gurkanyucel

Temmuz 26, 2009 at 9:04 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

oyuncak değiştokuşu

ile 3 yorum

Çoktandır ben de bu kıyafet değiştokuşu gibi oyuncak değiştokuşunun ne kadar mantıklı olduğunu düşünüyorum. özellikle yelmes başka çocuklarla ve de tabi onların oyuncaklarıyla daha bir haşır neşir olalı… Hani başka çocukların oyuncakları, evde aynısı olsa bile, sizin çocuğunuza daha bi cazip gelir ya, işte bu noktada bu cazip oyuncak sepetini olduğu gibi değiştokuş edeceksiniz. ya da sepeti alıp bir kısmını saklayıp iki güne bir yenilerini ortaya çaıkaracaksınız. hem siz sürekli yeni oyuncak almaktan, en azından bir süreliğine, kurtulusunuz hem de çocuk yeni bişeylerle oynamanın keyfine varır ve size sarmaktan bi süre de olsa vazgeçer:)
önceleri yani 2,5 yaşına filan kadar, çocuğunuz 5-6 ay önce alınan oyuncaklarını hatırlamaz. siz onların bir kısmını, yani o sıralar oynamaktan bıkmış olduklarını, kaldırırsanız, bir süre sonra ortaya çıkardığınızda yeni alınmış gibi sevinip hiç görmemiş gibi oynayabilir. ama hafıza olayı yerine oturdukça bu numarayı uzun süre yapamıyorsunuz zira yemiryolar:) işte bu nokta da arkadaşlarla oyuncak değiş tokuşu devreye girmeli bence. ben bu fikrimi henüz gerçekleştiremedim yani kafalayacak arkadaş annesi bulamadım ama en az kıyafet değiş tokuşu kadar mantıklı değil mi yaaa??

Written by yelmesinannesi

Temmuz 16, 2009 at 10:02 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Kıyafet

ile 8 yorum

Bebek kıyafetleri çok çabuk tüketilen, daha doğrusu kullanım süresi kısa olan ürünler. Bebek hızla büyüdüğü için özene bezene gidip aldığın bir sürü kıyafet 2 ay sonra hiçe çıkıyor. Bu kıyafetlerin ekonomik ömürlerini tamamlayana kadar elden ele dolaşmasını sağlayacak bir sistem yapmak lazım aslında, mesela bir internet sayfası: bebekiyafet.com filan gibi bisey, üye olacaksın siteye, üye olabilmek için de en az 1 adet kullanılmış ama sağlam durumda olan bebek kıyafeti göndereceksin, kaç kıyafet gönderirsen o kadar kıyafet alabileceksin siteden, alışveriş gibi değil de değiş-tokuş gibi yani. Kargo ücreti göndericiye ait olacak. Ama site yönetimi olarak bir kargo firmasıyla anlaşacaksın ki göndericiler çok düşük kargo ücretleri ödesin. Neyse efenim, site yönetimine kıyafet gelince göndericinin talep ettiği kıyafet kendisine gönderilecek. Site yönetimi, deposuna gelen her kıyafetin resmini çekip sayfaya koyacak, anne-babalar da o sayfalardan kıyafet seçip talepte bulunacak. Hiçbir kar amacı gütmeyen böyle bir site yapmak mümkün aslında, dur ben bunun da patentini alayım.

Bizim oğlan kısmetli olacak galiba, ilk kıyafetleri Çınar Abisinden geldi, ama ne kıyafetler. Hepsi birbirinden şık ve tarz… Bakalım bizim oğlanın kıyafetleri kime nasip olacak. Talep eden varsa şimdiden söylesin, önce isteyen kapar. Kim bilir, belki de Çınar’ın kardeşine giderler:) Başak-Ahmet çiftine çok teşekkür ederiz, Çınar’a da sağlıklı, mutlu ve uzun bir ömür dileriz

Selamlar

cinardan

Written by gurkanyucel

Temmuz 12, 2009 at 9:55 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Disiplin

ile 2 yorum

Önce konu ile ilgili bulduğum bi yazıyı yazayım,sonra da kendi fikirlerimi:

Çocuğunuzu eğitirken disiplinli ve tutarlı davranmanız son derece önemlidir. Eğer fazla sıkı ya da gevşek tutumlar sergilerseniz çocuğunuz, nasıl davranacağını bilemez ve olumsuz tepkilerde bulunur. Anne-babası olarak önce kendi içinizde tutarlı olmalı sonrasında da çocuğunuza, doğru disiplin eğitimini vermelisiniz.

Disiplin için önemli ilkeler

• Tutarlılık disiplin için en önemli ilkelerden biridir. Çocuğunuzun uygun olmayan bir isteğine birkaç kez “Hayır” dedikten sonra sonunda “Evet” diyorsanız, çocuğunuz ısrar etmesinin işe yaradığını öğrenecektir.

• Eşinizle sözbirliği ve işbirliği içerisinde olmanız, disiplin için gereklidir. Çocuğunuza “Dışarı çıkmadan önce oyuncaklarını topla.” dediğinizde, eşiniz “Bırak gitsin, arkadaşları bekliyor.” diyorsa çocuğunuz işine gelen kuralı dinleyecektir.

• Davranışlarınızla çocuğunuza örnek olduğunuzu unutmamalısınız. Öğrettiğiniz kuralları kendinizin de sergilemelisiniz. Kardeşine vurduğu için çocuğunu döven bir baba “kimsenin kimseye vurmaması gerekir” kuralını önce kendisi bozmuş olur. Çocuğunuz anne-babasının birbirilerine nasıl davrandıklarını gözlemler. Eşiniz size, sürekli eleştiren ya da alaycı bir şekilde yaklaşıyorsa, çocuğunuzun, kardeşine olumlu ve saygılı davranmasını beklememelisiniz.

Bir çok çocuk gelişim kitabı okudum ve hepsinde aynı keyword geçiyordu:tutarlılık. Yani tüm bu yzılardan anladığım kadarıyla disiplin için anahtar kelime bu, anne ile babanın tutarlı olması. Anne babayla aynı fikirde olmayabilir (veya tam tersi), ama kendi aralarında konuşup ortak bir karara varıp o konuda her ikisinin de aynı tavrı sergilemesi şart.

110-disiplin-icin-onemli-ilkeler

Written by gurkanyucel

Temmuz 10, 2009 at 6:36 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Merhaba ve…

bir yorum

Efenim öncelikle sevgili Gürkan arkadaşıma kalbi kadar temiz bu bloga beni de yazar olarak eklediği için bir kez daha teşekkür etmek isterim. Kendisinin benim için uygun gördüğü ve benim de çok beğendiğim isimle ben “Yelmesinannesi” Sine:) Gürkanın bana blogdan bahsettiği zamandan beri takip ediyorum (bazen gecikmeli olarak maalesef) gerçekten süper! Yorumlarda Başak arkadaşımız kadar hızlı olabilir miyim bilmiyorum ama yazıları okudukça ivedi bi şekilde bişeyler yazasım geldi:) Dolayısıyla olaya biraz geç intikal etmiş olmakla birlikte (umarım bundan sonra daha seri olurum) ve de ismimin geçmiş olması (güncel deyimle “cevap hakkım doğduğu için:))) hasabiyle şu “bir dil bir insan”a ek yapmak isterim. (Güncelliğini yitirdiği için tekrar yorum bölümünde yazmak istemedim. )
Şöyle ki; ben oğlum Yelmesle (şu an 33 aylık) doğduğundan beri mümkün olduğunca Almanca konuştum. Ama Gürkanın da dediği gibi evde benim dışımda herkes Türkçe konuşuyor. Önceleri beni anlayıp anlamadığından çok emin olamadık ama zaman geçtikçe ve özellikle konuşmaya başlayıp da cevap verdikçe anladık ki beni anlıyor:) Henüz cevaplarını Türkçe veriyor ama ileride Almanca da konuşacağını düşünüyorum.
Gelelim olayın “yapmalı mı yapmamalı mı” (özellikle doğru yanlış demedim) kısmına. Başak’ın belirttiği gibi bu konuda iki görüş var. 1. Çocuklar 2-3 hatta 5 dili rahatlıkla öğrenebilir. Bu durum onların sosyal, fiziksel, beyinsel vs gelişimlerinde sorun yaratmaz vs.
2. Çocuklarda 2. dil iki dili de düzgün konuşamama, geç konuşma vs gibi olumsuz etkiler yaratır vs.
Ben şekil 1a da görüldüğü gibi 1. savı benimsedim ve uyguladım çünkü çevremdeki 1-2 örnek bu anlamda hep olumluydu. Kaldı ki malezyalı bir arkadaşım çocuklarıyla hem ingilizce hem malezca konuşarak iki dili de günlük yaşantılarına kattı. Ve açıkçası ben (her ne kadar psikologlar aksini söylese de) bebeklerin ve gözlemlediğim kadarıyla Yelmesin bu konuda zorlandığını düşünmüyorum. (Bu düşüncemde psikologlardan hiç haz almamam da etkili olabilir:) ) Açıkçası bebeklerin yemek yemeyi, gülmeyi, tutmayı vs öğrenmek gibi zaten motorize olan hareketlerinden dolayı çok yorulduklarını hiç düşünmedim çünkü adı üstünde bunlar zaten motorize hareketler, sağlıkla ilgili bi problem olmadığı sürece eninde sonunda olacaktır. Hııı bi tek Yelmesin “geç konuşabileceği” ihtimalini göz önünde bulundurdum (gerçi geç de konuşmadı, türkçeyi de güzel konuşuyor). Onu da “varsın geç konuşsun, acelemiz yok” diye riske attım:)
Özetlee (hoş, hiç özet olmadı ama) çocuklar bilgisayar gibiler ve ben eğer biliyorlarsa ebeveynlerin bebeklerine 2. dili (hele hele fransızca, rusça, yunanca gibi böyle sonradan öğrenilmesi kasıcı dilleri) henüz küçükken öğretmeleri taraftarıyım. Sonuçta burası Türkiye (her an herşeyin değişebildiği bi ülke) belki ilerde onları koleje gönderecek durumumuz olmaz (Allah bol bol versin tabi ama…:))

Written by yelmesinannesi

Temmuz 10, 2009 at 1:19 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

oyuncak

ile 7 yorum

Bir arkadaş, 3 yaşındaki oğlunun aşırı ısrarlarına dayanamayıp ona oyuncak tabanca almış ama vicdanı da rahat etmemiş, bana sordu,ben de biraz araştırıp aşağıdaki makaleyi buldum. Açıkçası konunun bu kadar ciddi bir risk taşıdığını hiç düşünmemiştim, “amaan ne olacak,bizim de vardı oyuncak tabancamız, piskopat mı olduk biz” diye düşünüyordum ama hiç de öyle değilmiş. Makaleyi sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim, benim gözüm epey bi korktu

Oyuncaklar, çocuğun doğal yeteneklerini kullanmasını kolaylaştıran, eğitimsel işlevi olan oyun malzemeleridir. Temel işlevleri dış dünyayı tanıma, deneyim ve keşif, yetenek geliştirme, erişkin yaşamdaki becerilerini kazanılmasına yardımcı olma, hayal gücünü çalıştırma ve yaratıcılığı ortaya çıkarma ile bedensel yetenekleri doğrudan geliştirme olarak sıralanabilir. Çocuklar oyun oynarken hem fiziksel, hem de zihinsel olarak gelişirler ve deneme yanılma yoluyla da kalıcı öğrenmenin zevkini yaşarlar.

Günümüzde yukarıda saydığımız işlevleri yerine getiren oyuncak seçenekleri oldukça fazladır. Özellikle de teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak oyuncak yapımının el sanatı olmaktan çıkıp fabrikasyon ürünü olmasına ve bilgi düzeyinin artmasına bağlı olarak detaya önem veren oyuncakların arttığı gözlenmektedir. Bunun sonucu olarak çocuklar için çok çeşitli oyuncaklar dizayn edilmiş, bilinen oyuncaklar da daha detaylı ve gelişmiş şekilde karşımıza çıkmıştır.
Envai çeşit modelde ve boyutta üretilen oyuncak silahlar da bu teknolojik gelişimden paylarını almışlardır. Oyuncak silahların, çocuk gelişimine olan katkısının olumlu yönde olacağını ve yukarıda sayılan işlevleri gerçekleştirebileceğini söylemek mümkün değildir. Aksine, oyuncak silahlarla kurguladıkları oyunlarda çocuklar ölme ve öldürme alıştırmaları yapmakta, saldırganlık ve öfke duyguları ortaya çıkmaktadır.

Masum bir kelime olan “oyuncak” ile, ürkütücü bir sözcük olan “silah”ın yanyana kullanılması bile çelişkidir. Silahın bir oyuncak olarak kullanılması çocuklara zarar verir. Oyuncak firmaları bunun aksini iddia etse de, araştırmalar sonucunda elde edilen gerçekler oyuncak silahların saldırganlıkla ilişkisinin bulunduğu, oyuncak silahın daha sonra gerçek silaha sahip olma isteğine dönüştüğü, çocukların oyuncak silahları gerçeğinden ayırt edemedikleri yönündedir. Oyuncak silahlar masum oyuncaklar değildirler. Bu oyuncaklarla oynayan çocuklar psikolojik ve sosyal yönden olumsuz etkilenebilirler

Ailelerin, çocuklarının bu oyuncaklardan olumsuz şekilde etkilenmelerini engellemek için yapabileceklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • • Çocuklara bu tip oyuncakların alınmaması gerektiğine anne-babalar ilk önce kendileri inanmalıdır. Tavırlarını duruma göre değiştirmemeli, konu hakkında kararlı bir tavır sergilemelidirler. Aileler, tavrını net koyduktan sonra çocuklar da kendilerine silahlı oyuncaklar alınmayacağını anlayacak ve ısrarcı tutumunu değiştirecektir.
  • • Çocukların kendilerine örnek ve model olacak büyüklerin konu hakkındaki tutumları çok önemlidir. Erkekler için babalar, kızlar için ise anneler en önemli rol modelleridir. Bir erkek çocuk babasının silahlara düşkün olduğunu görürse ve babasının konuşmalarında silahlardan sıkça söz edildiğini duyarsa konuya olan ilgisi artacak ve erkek modeli ile silah kavramı arasında bir ilişki kurmaya başlayacaktır. Bu durumun sonucunda da çocuğun kişilik gelişiminde bazı problemler oluşacaktır.

 

  • • Çocuğun silahlara karsı engellenemez bir ilgisi varsa bile ona bu tip oyuncaklar, özellikle gerçeklerine çok benzeyen silah oyuncaklar almaktan kaçınılmalıdır. Bunun yerine, çocuğa silahlar hakkında bilgi edinebileceği görsel malzemesi bol kitaplar sağlanabilir. Bu silahlar hakkında merak ettiği bilgileri edinmesine yardımcı olunabilir. Askeri müzelere götürülerek tarih boyunca kullanılmış farklı silahları görmesi sağlanabilir. Ancak bu aktiviteler gerçekleştirilirken çocuklara sürekli olarak silahların insana ve canlılara zarar veren yanlarından bahsedilmelidir. Böyle yapıldığında çocuğun merakı bastırılmamış, ancak daha eleştirel bir düzeyde tatmin edilmiş olur.

 

  • • Bazı anne ve babalar konu hakkında `biz çocuklarımıza oyuncak silah almasak bile etrafımızdaki insanlar ona hediye olarak silah alıyor` diyerek yakınıyor. Ancak sizin silahlar ile ilgili ısrarlı tavrınız bir sure sonra etrafınız tarafından da anlaşılacak ve kesin tavrınız sonucu bu tip durumlarla belli bir süreden sonra karşılaşmayacaksınız.

 

  • • Televizyon seyrederken çocuğunuza şiddet içerikli filmler izletmekten kaçının. Televizyonda, filmlerde, çizgi filmlerde yoğun gösterimde olan silahlı şiddeti izlemek çocuklarımızın şiddeti taklit etmesine, şiddete karşı hoşgörülü olmaya, şiddete karşı duyarsız olmaya, şiddeti genel geçer bir insan ilişkileri yöntemi olarak kabul etmeye zemin hazırlamaktadır. Çünkü şiddet öğrenilen bir davranış olarak da karsımıza çıkmaktadır. Çocuğunuzun bu tip öğeleri öğrenmesini elinizden geldiğince engelleyin.

Oyuncak silahlarla oyun oynamak bir nesilde azaltılabilirse, toplumun silaha olan isteğinin ve silahla ilgili suçların azalacağı Japonya, Hong Kong ve Güney Kore gibi ülkelerin uygulamaları sonucu ortaya konulmuştur. Bizim ülkemizde de, konuya duyarlı toplumsal kurum ve kuruluşların başlattığı, oyuncak silahları kitap ve yaratıcı diğer oyuncaklarla değiştirme kampanyaları bulunmaktadır. Bizim de, anne babalar olarak konuya duyarlı olmamız sonucu hem bireysel, hem de toplumsal fayda sağlanacaktır.
Sonuç olarak, sağlıklı, yaratıcı, üretken nesiller yetiştirmek için, çocuklarımızın saldırganlık ve öfke duygularını körüklemeyen, yaratıcı ve üretici yanlarını geliştiren oyuncaklarla oynamalarını sağlamak biz yetişkinlerin görev ve sorumlulukları arasındadır.

 

 

DERLEYEN:

Dr. Nevin KILIÇ

Psikolog

oyuncaksilah

Written by gurkanyucel

Temmuz 8, 2009 at 5:49 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Hayat Kolaylaştıran “Şeyler” Serisi-1

ile 4 yorum

Bebek doğmadan önce bu tür bilgiler ayrıntı, bu sayacağım ”şeyler” de “olmazsa ne olacak” gibi görünse de bebek biraz büyüdükten sonra her türlü hayat kolaylaştırıcıyı insan karşıdan kapıyor!

1- İlk kullanılacak hayat kolaylaştırıcı banyo küveti ayağı ve banyo filesi! Ayaklar insanın beli ağrımadan bebeğe banyo yaptırma imkanı sağlarken, banyo filesi de “bebeği yıkarken ya elimden kaydırırsam, ya düşer boğulursa” gibi paranoyakça düşüncelerden kurtarıyor :) Resimdeki bahsettiği hayat kolaylaştırıcının en ilkel hali -biz de bunu kullandık. Ama Fisher-Price, Mothercare gibi markaların fantastik olanları da var…

BANYO

 

2- Birinciyle paralel kullanılacak ikinci hayat kolaylaştırıcı: termofor! Hatta çok gazı olan bebeklerde buna hayat kurtarıcı da diyebiliriz! Hastaneden bebeği birazcık ısıtmak için, gaz sancıları başladığında da ayaklarına yakın yatağın içine koyarak yavrucağı rahatlatmak mümkün!

3- Bu da ilk aylardan lazım olan hayat kolaylaştırıcılardan: mama/biberon ısıtıcısı! Özellikle gece biberonla beslenen bebeklerin anne-babaları için olmazsa olmazlardan -ısıyı ayarlayıp biberonu içine koyuyorsunuz ve bu harika alet onu sınırsız süre o sıcaklıkta saklıyor. Yalnız, alacaksanız aşağıda resimde görüneni almanızı öneririm -tecrübeyle sabittir, diğerleri fasafiso!

biberon

4- Yine ilk günlerden işe en çok yarayan şeylerden biri: emzirme yastığı! Ama şu ayçöreği biçimli olanlardan… Hatta hamilelik sırasında yatarken karnın altına destek olarak kullanmaya başlayıp, emzirirken ve de bebecik oturma denemeleri yaparken ona destek olarak kullanmaya devam edebiliyorsunuz. Aşağıdaki resimde tüm kullanımlarını görebilirsiniz :)

yastik

5- Ek gıdalara geçtikten sonra bebeği mama sandalyesinde yemek yemeye alıştırmak çok önemli. Ama benim oğlum gibi bu tür alışkanlıklarına feci şekilde bağlı bir yavrunuz varsa bir süre sonra dışarı çıktığında pusetinde yemek yemek istemeyecektir! Bu aralar her restoranda mama sandalyesi bulmak mümkün, ama çoğu pek ergonomik olmadığı için Çınar’a yemek yedirirken epey zorlandık. Sonra bir arkadaşım (yuvamızın psikoloğu) kendi kullandıkları bu portatif mama sandalyesini önerdi bana (bkz. resim)! Bizimki -ve arkadaşımınki- Fisher Price Yağmur Ormanı mama koltuğu. Uzun kayışları sayesinde her tür sandalyeye monte edilebiliyor, üzerindeki oyuncaklarıyla Çınar uzun süre oyalanabilyor -böylece dışarıdayken biz de anne-baba olarak rahatça yemeğimizi yiyebiliyoruz! Üstelik çok hafif, kolayca katlanıp çanta olabiliyor, taşıması çok kolay! Bu mama koltuklarının Chicco marka olanı, ve Fisher Price olup da oyuncaksız olanları da bulunuyor. Gezenti anne-babalar için olmazsa olmaz!

fp_mama_sandalyesi

6- Birinci seride bahsetmek istediğim son hayat kolaylaştırıcı ise yine ek gıda dönemine yönelik, Kid-Co markasının yiyecek değirmeni! Türkiye’de bu üründen yok sanırım ama Amerika’dan gelen arkadaşlarımızdan rica edilebilir, zira kendisi hem hafif hem de son derece ucuz (15 USD civarındaydı yanlış hatırlamıyorsam). Bebeğiniz yiyecekleri güzelce çiğneyebilene kadar yemek hazırlamaktaki en büyük yardımcınız olacağına eminim -çünkü benim için öyle! En yararlı yanı şu: Bu yemek değirmeni gıdaları pürüzsüz bir biçimde püre yapmadığı ve hafif pütürlü bıraktığı için de bebeklerin çiğneme alışkanlığı geliştirmesine yardımcı oluyor! İlk başta Çınar’ın çorbalarına karıştırmak istediğim etleri geçiriyordum bu değirmenden -özellikle tavuk ve balık için harika -çünkü bunlar rondoda ya da blenderda lif lif oluyorlar ve bebek çiğneyip yutamıyor…  Sonra “e sebzeleri de böyle rendeleyeyim” dedim… şimdilerde ise en çok yaz meyveleri için kullanıyorum. Çok lifli olan yaz meyveleri cam rendeye hiç uygun değiller, uzun lifleri olduğu için rendelendiğinde bebeğin boğazına takılıyorlar (Çınar bir ara bu yüzden çok kusuyordu). Ama bu değirmenden geçirince lifler de parçalanıyor. Hatta vermesi çok zor olan kiraz, üzüm gibi meyveleri de çekirdekleriyle atıyorum içine, kabuklar, çekirdekler bir kenara ayrılıyor, meyvenin etli kısmı Çınar’a kalıyor! Bu sayede oğluma nefis meyve salataları hazırlayabiliyorum :)

foodmill_howto

Şimdilik aklıma gelen hayat kolaylaştırıcılar bunlar! Daha deneyimli anne-babalardan eklemeler yapılırsa harika olur, ben de yararlanırım… ben de aklıma geldikçe ve yeni “şeyler” keşfettikçe toparlayıp seriye devam edeceğim!

Sevgiler!

Written by basakahmetcinar

Temmuz 2, 2009 at 1:04 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Ultrason

ile 6 yorum

Dünki kontrolümüzde oğlumuz bize dilini çıkardı. Ben ultrasona kamera ile girdiğim için hepsini kaydetme şansım oldu ve şimdi tekrar tekrar oğlumun diline bakıp keyifleniyorum. Bu arada yeni bir şey keşfettim:ultrason bitince son bir bilgi ekranı çıkıyor, onu kaydetmek çok faydalı,çünkü birçok ekstra bilgiye o ekrandan ulaşabiliyoruz. Orada yazan kısaltmaların anlamlarını öğrendik ve şimdi şakır şakır okuyoruz “hmm,EFW value şu olduğuna göre demek ki oğlumuz 1752 gram olmuş,afferim” filan gibi. Her ultrason çıkışı aynı duyguya kapılıyoruz:şu aletten eve alacaksın bi tane. Biz bu konuda kendimizi yalnız zannediyorduk ama meğer herkes aynı duygularla çıkıyormuş ultrasondan. Misal Çağla Şikel “eve ultrason alcam” dediydi de olay olduydu. Bi arkadaşım da “yaw Sinbo marka ultrason çıksa da alsak eve keşke” demişti.

Bi doktor anlatmıştı, hastası her kontrole gelişinde “ay alacam sonunda şu ultrasondan bi tane evime olan o olacak” diyip duruyormuş,ve kadın sonunda almış gerçekten de, hem de 3 boyutlu olandan. Doktorun dediğine göre aldığı alet 1 milyon dolar civarında bişeymiş.

Bense hep USB ile bilgisayara bağlanabilen bir ultrason aletinin hayalini kuruyorum. Nedir yani çok zor bişi olmasa gerek böyle bişi üretmek. Biz sonuçta bebeğin kilosunu,boyun,vs. ölçmek istemiyoruz,sadece görmek bize yeter. Hem öyle çok net olmasına da gerek yok, böyle hafif bulanık da olsa gösteren, ölçüm yapmayan bi ev tipi ultrason yapılamaz mı?

ultrason-umc1

Written by gurkanyucel

Temmuz 2, 2009 at 7:54 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Empati göbeği

ile 3 yorum

Bir erkek,baba olacağını öğrendiği andan itibaren bazı fiziksel değişimler yaşamaya başlıyor:göbek büyüyor, boy 2-3 cm. uzuyor,vs. Boy uzamasını açıklayabiliyorum (insana bir özgüven geliyor,”heyt bee,baba oldum lan ben baba” diye daha bi dik yürümeye başlıyor ve boy otomatikman 2-3 cm uzuyor) ancak göbek konusunda tam bi açıklama yapamıyorum. Emin olmamakla birlikte benim tahminim, bilinçaltımda karımı göbek konusunda yalnız bırakmayarak kendisini kötü hissetmemesini sağlamaya çalışıyor olabilirim. Veya evde bulunan (ve hatta bulunmayan) her yiyeceği tüketmeye meyilli bir hamileyi gören bünye “kıtlık” psikolojisine girip “ulan bize yiycek bişi kalmiycak galiba,ben en iyisi depolamaya başliim” şeklinde yaklaşıyor olabilir olaya.Bir diğer tahminim de duyuru mantığı güdüyor olabileceğim yönünde. Yani “göbek bırakayım da cümle alem anlasın baba olduğumu” gibi bir bilinçaltının alçakça tasarlanmış sinsi ihanetine uğruyor olabilir miyim acaba?

adsız

Written by gurkanyucel

Temmuz 2, 2009 at 7:20 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Bir dil bir insan

ile 5 yorum

Almanya’da doğmuş büyümüş Türklerin hem Almancayı hem de Türkçeyi ana dili gibi bilmelerine her zaman özenmişimdir. Bu konuda bir araştırma yapılmış ve şöyle bir sonuca ulaşılmış: Ev halkından en az 1 tanesi farklı bir dili konuşursa çocuk her 2 dili de ana dili gibi öğrenebiliyor. Sine arkadaşımız sayesinde bunu test etme şansımız oldu. Sine, oğlu Yelmes’in yanında hep Almanca konuştu ve evin diğer sakinleri Türkçe konuştu; 2 senenin sonunda Yelmes, Türkçe konuşmaya başladı,ancak Almanca’yı da gayet iyi anladığı,kendisine Almanca sorulan sorulara Türkçe cevap verdiği görüldü. Deney sonuçları için buradan Sine’ye teşekkür ederim. Ben de oğluma daha anne karnında İngilizce öğretmeye başlayabileceğime inanıyorum. Du bakalım,2 sene kadar sonra ben de buradan deney sonuçlarımı yayımlarım artık

Written by gurkanyucel

Temmuz 2, 2009 at 7:16 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

EMZİRME VS. GAZ

ile 4 yorum

Sevgili arkadaşım ve tecrübeli anne Sine’nin emzirme ve gaz konusundaki paylaşımlarını buraya kopyalıyorum. Kendisini en kısa zamanda blogumuzda yazar olarak görmek istiyoruz. Buyrunuz:

Sut artıran urunler
günde 2-3 litre sıvı (meyve suyu, su, süt,vs.)
günde 4-5 fincan rezene cayı
kuru dut
incir
kayısı,kayısı hosafı
uzum
elma suyu
sabahları aç karnına (ve mümkünse her öğün) bir avuç dereotu

Gaz kesen urunler
kuru dut
bamya
ayrıca,zeytinyağı ile bebeğin karnına saat yönünde masaj yapmak ve bebeğin karın bölgesini sıcak tutmak

bunlar da Umay’ın bulduğu süt azaltan ürünler:
Ada çayı
Nane / Mentol
Kekik
Maydonoz
Kara ceviz

ceviz

Written by gurkanyucel

Haziran 24, 2009 at 3:49 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

En Güzel Erkek Bebek Giysileri Nereden Alınır?

ile 5 yorum

Hepimizin, özellikle de erkek çocuğu olanların, dikkatini çekmiştir: Bebek mağazalarında kız çocuk kıyafetlerine mağazanın neredeyse tamamı ayrılırken erkek çocuk kıyafetleri ufacık bir reyona sıkışır. Nedeni basit; kız çocuk kıyafetleri bir fiyonk, pembe bir öğe veya sim/pul/taşla güzelleştirilebilirken erkek bebek kıyafetlerinin güzeli ciddi tasarım gerektirir! Genelde anne-babalar da kız çocuklarını allayıp pullarken erkeklere bir t-shirt ve bir pantalonu (hatta çoğunlukla eşofman altını) yeterli görürler…

Modaya düşkün birer anne ve baba olarak bebeğimizin erkek olacağını öğrendiğimizde karar verdik: biz (ve bir erkek olarak özellikle babası) nasıl özenli giyiniyorsak, onun kıyafetlerine de aynı özeni gösterecektik; öyle de yaptık :) -tabii kendimizi tüketim çılgınlığına kaptırmadan, zaten tarzımızı fark eden herkes öyle güzel hediyeler getirdi ki, bizim yavrumuza çok da bir şey alamamıza gerek kalmadı :) Gezmeyi seven bir aile olduğumuz için de alınan kıyafetlerin hepsini doya doya giydirebildik.

Bebeğe yapılan giysi alışverişi kadar keyifli bir şey olamaz herhalde! Minik bebeğinizin minik bir adama dönüştüğünü hayal etmek (ve giydirince çyle olduğunu görmek) çok ama çok eğlenceli! Bizce erkek bebek kıyafetlerinde en iyi 3 mağaza:

1- Zara Baby: Fiyatları uygun sayılabilir -özellikle indirimi başarılı!

 ZaraBaby

2- Baby GAP: Türkiye’de pahalı, ama yurtdışından getirebilecek birileri varsa harika! Özellikle kot pantolonlarının hastasıyız! (Sıla’nın babası, Eylül’de siparişlerimizi bekle :D )

 BabyGAP

3- Marks&Spencer ve C&A: Üçüncülüğü paylaşırlar; özellikle C&A’nın fiyatları çok uygun! Örneğin kot pantolonun fiyatı 17 TL!

 C&A, NEXT, SMYK

Yukarıdakı fotoda uygun fiyatlı alternatifler de var. Aslında Next’in tek kıyafetlerinin fiyatları çok ucuz değil ama “value pack” dedikleri ikili ya da üçlü t-shirtleri ve pantolon/şortları gayet uygun! Smyk’ı biz çok seviyoruz! Hem fiyatlar uygun, hem de güzel kıyafetler bulunabiliyor. Ayakkabı 13 TL, gömlek body 15 TL!

Biz bu mağazaları çok çok seviyoruz ve Çınar’a bir şey alınacağı zaman önce buralara bakıyoruz! Aşağıdaki fotolarda da aldığımız (diğer) kıyafetleri nasıl kombinlediğimizi (ve de oğlumuzun nasıl büyüdüğünü) görebilirsiniz…

 

Çınar 1

Çınar 2

Tüm erkek anne-babalarına iyi eğlenceler!

Written by basakahmetcinar

Haziran 16, 2009 at 6:42 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

BABALAR GÜNÜ

ile 3 yorum

Yarın Side yolunda olacağımızdan bugünden kutlayayım dedim:Herkesin babalar günü kutlu olsun. Sıradaki parçayı tüm babalara hediye ediyorum:Ugly Kid Joe’dan geliyor,bir Harry Chapin cover’ı Cats in the Cradle

www.dailymotion.com/video/x17oqh_ugly-kid-joe-cats-in-the-cradle_fun

My child arrived just the other day
He came to the world in the usual way
But there were planes to catch and bills to pay
He learned to walk while I was away
And he was talkin’ ‘fore I knew it, and as he grew
He’d say “I’m gonna be like you dad
You know I’m gonna be like you”

Written by gurkanyucel

Haziran 13, 2009 at 11:00 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

ALIŞVERİŞ

ile 12 yorum

Oğlumuz (-)3 aylık oldu artık, 3 ay sonra dünyaya ayak basacak insallah. Bu onun için küçük ama bizim için büyük bir adım olacak.

Bu zamana kadar uzunca bir süre tuttuk kendimizi ama artık dayanamayıp başladık bebek alışverişine. Marcs N Spencer’da çok güzel bebek takımları var, her gittiğimizde elimiz gidip gidip geliyodu bu kıyafetlere,geçende artık daha fazla tutamadık kendimizi ve 3′lü zıbın aldık. Bizim oğlan geldiğinde havalar soğumaya başlayacak diye düşünüp uzun kollu bişi aldık. Bir de geçenlerde yine babaolmak.com’u okurken metallica.com sitesinde çok güzel bebek kıyafetleri olduğunu öğrendim ve hemen baktım:

James_Romper_fr

Sonra düşündüm,ulan bunu ben de yaparım, 1 zıbın,2 kutu tekstil boyası bitti gitti. E hatun da çevre mühendisi olunca ve hele ki tekstil boyası üzerine doktora yapmışken önce ona danıştım bebeğe bi zararı olur mu diye,olmaz dedi. Şimdiki yeni hedefim bikaç tane desensiz,düz renk zıbın alıp onlara çeşitli çizimler (artık Iron Maiden olur, Metallica olur,vs.) yaparak oğluma eşsiz zıbınlar üretmek.

2. alışveriş ögemiz bir fotoğraf makinesi oldu. Bebek gelecek,her anını çekmek lazım diye düşünerek bayaa bi araştırdım ve kararımı Nikon’dan yana verdim (bu arada fotoğraf mak. araştırırken gördüm ki fotoorafçılar da Canon’cular ve Nikon’cular olarak ikiye ayrılmış. Nikon’un kullandığı Nikkor lenslerin NASA tarafından kullanıldığını öğrenince ben de Nikon’cu oldum). Öyle hemen profesyonel bişi almayayım,alsam da aletin hakkını veremem,ufaktan başlayalım diyerek Nikkor lensli en ucuz modellerden olan L20 aldım

nikon

Yok efendim 10 MP,Nikkor lens falan filan hepsi bi tarafa da şunun rengine bakar mısın arkadaş ya:) sırf rengine tav olup aldım kendisini,inşallah işimizi görür

Şu sıralar döne dolana araştırmasını yaptığım yeni tema:müzik seti. Şöyle ki, daha önce de bahsettiğim gibi bebek için bissürü ninni temin ettim ve bunları bebeğe şimdiden dinletmeye başlamak istiyorum (anne karnında duyduğu melodileri doğduktan sonra da duyunca kendisini anne karnında zannedip huzur bulacağını ümit ediyorum). Bu nedenle taşınabilir/hafif bişeye ihtiyaç var (bebek uyurken yanına koymak, yıkarken banyoya götürmek gibi amaçlarla), ama ses kalitesi de öyle dandik olmayacak, hem mp3 çalabilecek hem cd. Tüm bu özelliklere sahip 2 set var,birisi Philips AZ320, diğeri Vestel 90WO

VESTEL%20CD-90WO%20TA%C5%9EINAB%C4%B0L%C4%B0R%20M%C3%9CZ%C4%B0K%20SET%C4%B0

Philips’in sesi daha iyi,hem daha iyi bi marka falan filan ama Vestel’in rengine bakar mısın arkadaş ya:) yani sırf rengi yüzünden daha kötü olmasına rağmen Vestel alasım var,henüz karar veremedim.

AZ302_12-GAL-global

aha bu da philips.hiç sevemedim tipini. şuna bak. odun gibi.

Written by gurkanyucel

Haziran 13, 2009 at 7:06 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Cicegi burnunda yazar babadan tavsiyeler

ile 2 yorum

Efenim oncelikle oldukca heyecanliyim. Boyle yogun takip edilen bir blogda yazi yazmak bir seref benim icin.

Ben soyle bir baktim, diger yazarlarimiz cok guzel, faydali ve ciddi konularda yazmis. Ben diyorum olaya biraz geyik yaklassam (yapi meselesi)?

Yazilarimi takip ediniz, anneyi sinirlendirmeden (ha ben becerebiliyor muyum? Hayir! Sinirlendirmemek mumkun mu? Hayir!) nasil uclu iliski devam ettirilir (carpik dusunceler tamamiyla size ait, benim kastettigim anne-bebek-baba) onlari yazmaya calisacagim.

Bu noktaya kadar parantezlerin arasindan ana yaziyi okuyabildiyseniz zaten bundan sonra iyi anlasiriz.

Bu kisa tanitim yazisindan sonra hemen bir ipucu vereyim. Bu ipucunu sonuna kadar benimseyen baba hic zorluk cekmez:

“Anne her zaman haklidir”

(Ya da oyle hissettirilmelidir…)

Silaninbabasi

Written by silaninbabasi

Haziran 7, 2009 at 8:52 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Anneler Babalardan Ne Bekler?

ile 3 yorum

Yeni bir anneden babalara hap şeklinde tavsiyeler:

1- Hastanede yanında kalmasını bekler (yine de ortamda anneanne/babaanneden biri de olsa daha iyi olur),

2- Bebek bakım kitaplarını babanın da okumasını bekler,

3- Bebek ağladığında yavrucağı hemen anneye uzatmaktansa sakinleştirmeye çalışmasını bekler,

4- Sakinleşmeyen bebeği hemen anneye uzatmaktansa sorunun ne olduğunu anlamaya çalışmasını bekler,

5- Sakinleşmeyen bebeğin tek sorununun karnının aç olması olmadığını bilmesini bekler,

6- Doğum sonrası hormonlarının alt üst olduğunu, bir süre düzelmeyeceğini ve abuk subuk davranmaya bir süre daha devam edeceğini bilmesini ve biraz anlayış göstermesini bekler,

7- Bebeğin altını ve kiyafetlerini değiştirmeye yardımcı olmasını, gerektiğinde tek başına yapabilmesini, en azından çaba göstermesini bekler (babalara not: katı gıdalara geçene kadar bebek kakası kokmaz, bilginize!),

8- Gece anne emzirmek için uyandığında (en azından ilk haftalarda) poposunu dönüp horlamak yerine -en azından- yardımcı olabilir miyim diye sormasını bekler,

9- Gece biberonla beslenen bebeğin bir öğününü babasının vermesini bekler (böylece her iki taraf da uyanmadan 6 saat uyuyabilir, bütün gün bebekle uğraşacak annenin yorgunluğu hafifletilebilir; unutulmamalıdır ki bu yorgunluk babalara yol, su, elektrik olarak geri dönecektir!)

10- Bebekle yalnızca oynamasını değil, bebeğin düzeninin kurulmasına yardımcı ve destek olmasını bekler,

11- Bebekle ilgili herhangi bir sorunun çözümüne katkıda bulunmasını, üzerinde biraz düşünmesini ve vereceği ilk tepkinin “hmm, bilmem, sen nasıl uygun görüyorsan öyle yap” olmamasını bekler,

12- Gerektiğinde bebeğin mamasını yedirebiliyor olmasını bekler (biberonla beslemek kolay da ek gıdalarda babalar yan çiziyorlar!),

13- Gerektiğinde tek başına bebekle bir kaç saat (ya da daha fazla) zaman geçirebilmesini ve bu yüzden sızlanmamasını bekler,

14- “Ya ben bunu yapamıyorum, sen yap” cümlesini mümkün olduğunca az kullanmasını bekler -hatta hiç kullanılmasa daha iyi ama babalar anneler kadar süper olamayabiliyorlar, kabul etmek lazım!

15- Gece ara ara uyanan bebeği ara sıra da babanın yeniden uykuya yatırmasını bekler,

16- Bebek sabah abuk bir saatte uyanmayı huy edindiyse zaman zaman babanın kalkıp ilgilenmesini bekler,

17- Dışarı çıkılacağı zaman bebek bakım çantasını en az eksikle hazırlayabilmesini bekler,

18- Bebek doğduktan sonra eşini yalnızca çocuğunun annesi ve ona bakan kadın olarak değil, sevdiği kadın olarak da görmesini bekler…

Liste tabii ki uzayabilir ama benim ilk aklıma gelenler bunlar. Kısa bir not, Çınar’ın babası bu listedeki beklentilerin pek çoğunu ben talep etmeden karşılamıştı. Bir kısmını yapmayı sonradan öğrendi, kalan bir kaç maddede ise hala öğrenme aşamasında. Anneye yardımcı bir baba olarak benim hayatımı epey kolaylaştırdı, darısı yeni anne ve baba adaylarının başına :)

Written by basakahmetcinar

Haziran 5, 2009 at 9:44 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

NİTELİKLİ BİLGİ SERİSİ

yorum ekle »

IPC ( İstanbul Parenting Classkurucularından Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay imzalı yazı: (www.babaolmak.comdan alıntıdır)

Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde babalık rolünde büyük değişiklikler olmaktadır. Birkaç kuşak önceki babalar, kendilerini ebeveynlik rolünde annenin yanındaki ikincil kişi olarak görüyorlardı. Şimdilerde ise çocuklarının bakımında birincil rolü üstlenen pek çok baba bulunmaktadır.

Araştırmalar ne diyor?

Babaların bebek bakımına dahil olmasının etkisini inceleyen araştırmalar çocuk gelişimindeki kazanımlara işaret etmektedir. Örneğin, bebeklik döneminde babası ilgili olan çocukların, okul yaşlarında sadece IQ bakımından değil espri anlayışı, dikkat süresi ve öğrenme hevesi bakımından da avantajlı durumda olduğu bulunmuştur. Bu çalışmalar babanın çocukla vakit geçirmesinin çocuğun ufkunu genişlettiğini göstermektedir: çünkü babanın ilgili olduğu ailelerde çocuğun hayatında özdeşleşecek tek bir kişi yerine iki önemli yetişkin bulunmaktadır. Ayrıca bu çalışmalar, eğer baba ilgiliyse çocuğun arkasında hissettiği desteğin daha sürekli olduğunu göstermektedir. Hatta yapılan araştırmalardan biri, babanın ilgisinin ergenlik döneminde çocuğun kendi değerlerine daha kolay sahip çıkmasını sağladığını ve arkadaş baskısına direnme gücünü arttırdığını göstermiştir.

Babalar yeni işlerini öğrenebilmek için fırsat istiyor !!!

Pek çok baba, bebeğini hastanede ilk kez gördüğünde içinden taşan dalga şeklinde bir mutluluk ve coşku duygusu hissettiğini söylemektedir. Bu aşamadan sonra önemli olan şey, babalara bebekleriyle ilgilenebilmeleri için fırsat tanınmasıdır. Pek çok araştırma, yenidoğan döneminde bebeğin davranışlarını gözlemleme şansı verildiğinde babaların bebeklerini anlamaya daha hevesli ve bebeğin ağlamalarına daha duyarlı hale geldiğini göstermiştir. Bebekle vakit geçirme fırsatı yakalayan babalar, bebeğin davranışlarına çok daha hızlı şekilde cevap vermektedir. Ayrıca, bu babalar bebeğin ne zaman gazının çıkarılacağını, bebekle ne zaman konuşulacağını ve bebeğinin altının ne zaman değiştirileceğini kısa zamanda öğrenmektedir. Yani, yenidoğan döneminde bebeğin davranışsal ipuçları babayla paylaşıldığında baba, bebek için önemini daha iyi fark etmekte ve bunun sonucu olarak bebeğin kendine özgü “dilini” öğrenmeye çalışmaktadır. Bu çalışmalar, “Erkekler bebeklere bakamazlar.” şeklindeki önyargıların doğru olmadığını göstermektedir. Erkeklerin ihtiyacı olan tek şey baba olarak yeni işlerini öğrenmelerine fırsat verilmesidir.

baba

Emzirilen bir bebeğe babalık yapmak mümkün mü?

Bebek bakımını eşit şekilde paylaşmak isteyen yeni anne babaların sıklıkla sorduğu sorulardan biri şudur: “Eğer anne emziriyorsa baba besleme işini nasıl paylaşacak?”

Hastaneden eve dönülen ilk günden itibaren baba, annenin emzirirken rahat edebileceği doğru pozisyonu bulmasına yardımcı olarak ve beslenmeler için bebeği beşiğinden alıp anneye getirerek tüm aile için büyük bir fark yaratabilir. Annenin sütü bollaştıktan sonra ailelerin bebeği beslemek için emzirmeyle birlikte biberon kullanmaya başlaması önemlidir. Bu sayede, babanın besleme sürecine dahil olma şansı artar. Biberona geçmek için en doğru zaman, bebeğin emme konusundaki rolünü tamamen öğrenmesinden sonradır- emzirme uzmanları biberon ya da emziği tanıştırmadan önce 4 ya da 6 hafta kadar beklemeyi önermektedir. (İPC’de ailelerle yürüttüğümüz çalışmalardan, günde bir ya da iki besleme biberonla olacak şekilde bebeklerin 3-4 haftalıkken biberona rahatlıkla geçebildiğini ve anne memesiyle diğer memeleri karıştırma problemi yaşamadıklarını görmekteyiz. Bebek, anne memesinden beslenme konusunda iyice hevesli hale geldikten sonra biberona geçmek mantıklı gözükmektedir. Biberona geçişi bekletmek bazen sorun yaratabilir: bazı bebeklerin 4 haftadan sonra biberona ya da emziğe geçme konusunda zorlanma yaşadıklarını görmekteyiz.)

Babalar biberona anne sütü koyarak bebeklerini güvenle besleyebilirler. Eğer biberon baba tarafından günün sonunda ya da gece beslenmelerinden birinde veriliyorsa bu annenin fazlaca ihtiyaç duyduğu dinlenme ihtiyacını karşılayacaktır. Ayrıca, baba için bebeğiyle baş başa kalıp bebeğini tanıma şansı yakalamak çok keyif verici bir deneyimdir. Bebek bakımı konusunda rolü paylaşmak sadece babaya bebeğini daha iyi tanıma şansı vermekle kalmaz, kendisinin yardıma muhtaç, bağımlı, minik bir varlığa bakım veren bir kişiliğe nasıl dönüşebildiğini de daha iyi anlamasını sağlar.

Bebekler babalarını ne zaman tanır?

Bir bebek 2 haftalık olduğunda babasının sesini öğrenir ve bu sesi diğer erkek seslerinden ayırt edebilir. Dört haftalık olduğunda ise anneye, babaya ve yabancılara karşı öngörülebilir davranış farklılıkları gösterir. Bir bebeğin kiminle olduğunu görmeden, davranışlarını gözlemleyerek annesiyle mi, babasıyla mı yoksa bir yabancıyla mı iletişim kuruyor anlayabiliriz. Genelde babaylayken bebeklerin omuzları kabarır, yüzünde hevesli bir bekleyişin ve oyun isteğinin ifadesi olur- kaşları havadadır, ağzını açar, gözleri parlar. Babasının sesini uzaktan duyduğunda bile bu hevesli bakış fark edilir. Dört haftalıkken, babasından annesine göre daha heyecanlı bir ses tonuyla konuşmasını beklemeye başlar. Babanın görüntüsü uzaktan belirdiğinde bebeklerin kendine özgü beden dili “İşte buradasın! Hadi beni al!” der.

Written by gurkanyucel

Haziran 4, 2009 at 10:06 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

MÜZİK

bir yorum

“Mozart dinleyen bebekler büyüyünce çok zeki olurmuş” şeklinde bir şehir efsanesini yıllardır duyar ama fazla sallamazdım.İş ciddiye binince bi araştırayım dedim nedir ne değildir:konuyla ilgili birçok makale var ve müziğin bebek beyni gelişimine katkısı benim tahmin ettiğimden çok daha fazlaymış bu makalelere göre. Ancak “yok efenim mozart dinlerse daha zeki olur, bethooven dinlerse embesil olur” gibi spesifik ayırımlar yok, hatta “klasik müzik olsun,türk sanat müziği olmasın” filan gibi genel ayırımlar da yok. Özetle müziğin her türlüsü bebeğin zeka gelişimini olumlu yönde etkiliyor.

mozart-full copy

Geçenlerde gazetede okudum: Metallica,Nirvana,Pink Floyd,Beatles gibi grupların şarkılarının ninni versiyonları varmış, Rockabye Baby serisiymiş bu, hemen araştırdım ama TR’de bulamadım. Sonra geçenlerde babaolmak.com’da okudum,meğer amazon.com’da varmış bunlar (hatta site sahibi Özgür Bey, Metallica ninnileri almış bebeğine). Ben de hemen Pink Floyd, Beatles ve Bob Marley temin ettim bebek için. Bazı ninni versiyonları pek olmamış, hatta biraz freaky olmuş (Bkz. korku filmi müziği),ama genel olarak güzeller. Özellikle Beatles’lar çok hoşuma gitti, beni bile mayıştırdı ninniler,bebeği kimbilir ne yapar.

Rockabye_Baby

VE İŞTE BABAYIZBİZ’DEN BÜYÜK HİZMET: BEST OF ROCKABYE BABY ARTIK EVİNİZDE

PINK FLOYD: http://rapidshare.com/files/56382557/Rockabye_Baby__-_Lullaby_Renditions_Of_Pink_Floyd.rar.html
BEATLES: http://rapidshare.com/files/22960420/Lullaby_of_Beatles___Musiteka.rar
BOB MARLEY: http://rapidshare.com/files/201141705/Rockabye.Baby_Lullaby.Renditions.Of.Bob.Marley.zip

Written by gurkanyucel

Haziran 4, 2009 at 9:59 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

EGE KAYACAN

bir yorum

www.egekayacan.com ‘dan
Bebek nedir?

Öncelikle bu soru için teşekkür ederim. Bebek insanın küçüklüğüdür.

Bebek kime benzer?

Pastörize sütün yaygınlaşmasıyla “sütçü” esprilerinin kaybolduğunu zannedenler yanılıyorlar. Bugün hala büyük şehirlerimizde bu espriler yapılıyor. “Sütçü” yerine “Kapıcı” konularak yapılan espriler de komik olmuyor. Çünkü bizim bebek boş bakması ve anlamsız sesler çıkarmasıyla zaman zaman kapıcımızı andırıyor. (Gerçi son zamanlarda hareketli cisimleri takip edebilmesi içimi ferahlattı.)

Bebekler neyle beslenir?

Bebekler pide söyleyecek yaşa gelinceye kadar anne sütüyle beslenir. Anne sütünün ne kadar faydalı olduğunu biliyorum ama tadını bilemiyorum. (Bürge azarladı…)

Bebekler aldıkları besinin bir bölümünü gelişmek kalanını da kaka yapmak için kullanırlar. Bebek kakası sarımsı olur ve tadı iğrençtir. (Bürge buna karışmadı.)

Bebek gazı nedir?

Bebekler süt emerken hava yutarlar. Bu yüzden “Yavrımmm…” diyerek omuza yaslanıp sırtları pış pışlanarak gazlarının alınması gerekir. Melek gibi bir kızın “Gark!” diye geğirmesinin insanda mutluluk yaratması ilginç bir şey.

Ağızdan çıkmayan gaz barsaklarda birikerek pırt (bildiğiniz osuruk) olarak da vücudu terkedebilir. Bu da gülüşmelere yol açar. Bundan cesaret alarak kendinizi salarsanız kimse gülmez.

Bebekler sigaradan etkilenir mi?

Yapılan araştırmalar özellikle ilk üç ay boyunca bebeklerin sigaradan uzak durması gerektiğini söylüyor. Ancak bebeğin canı çok isterse bir iki fırt verilebilir.

Bebek ağladığında ne yapılmalıdır?

Bebeğin ağlama nedenleri değişik olabilir. Yapılması gereken şey ters giden şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmak yerine “Acıktı herhalde…” diyerek anneye vermektir.

Annelerin “Acıktı herhalde…” diye bebeği babaya verememesi bir doğa mucizesidir.

Written by gurkanyucel

Haziran 4, 2009 at 9:20 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Çelik Ailesi’nin Yatak Deneyimleri

bir yorum

Gürkan’ın kapsamlı yatak yazısı üzerine ben de deneyimlerimiz paylaşayım istedim…

Biz yatak maceramıza, yatak odamız küçük olduğu için park yatakla değil, hasır bir sepetle başladık. Sepeti gündüz odasında, gece ise yatak odamızda kullanıyorduk. Taşınması kolaydı ama Çınar çok hareketli uyuduğu için 40 günden sonra beni tedirgin etmeye başladı. Çünkü bazı geceler Çınar’ın yüzünü sepetin kenarına yapışık buluyordum… dolayısıyla 46. gün Çınar geceleri kendi odasında ve yatağında uyumaya başladı.

hasır sepet

Karyolasını biz de Umay ve Gürkan gibi epeyce araştırıp aldık -ama bizim tercihimizi belirleyen Çınar’ın odasının küçük olmasıydı. Küçük bebek odamızda yerden kazanmak ve sonraki yıllarda da yatak masrafından kurtulmak için genişleyebilen, çekmeceli ve alt değiştirme ünitesi bir arada olan bir modeli tercih ettik. Bebek yataklarında modelle birlikte yatağin malzemesinin ve boyasının da çok önemli olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur herhalde. Biz yatağı Siteler’den, güvenilir bir mağazadan aldık. Odamız da küçük olduğu için ferah gösterecek bir renk olan beyazı tercih ettik. Bebeği yatağa koymanın zor olacağını düşündüğümüzden korkulukları asansörlü olan modeli seçtik (fotoğrafta korkuluk yukarıda duruyor, biz şimdilik aşağıda kullanıyoruz ama Çınar korkuluğa tutunup ayağa kalkmaya başladığı için sanırım artık yukarı almamızın zamanı geldi…). Yandaki çekmece bölümü de (çekmecenin arkası da dolap olarak kullanılıyor) istenirse çıkarılıp ayrı bir ünite olarak kullanılabiliyor. Böylece yatağın boyu 180 cm’e kadar büyüyor. Yatak başlığına ve çekmece kulplarına ufak müdahalelerle bebek odamız çocuk ve genç odasina dönüşebiliyor! Biz bu yataktan çok memnunuz açıkçası; tek sıkıntılı tarafı yatak şiltesi çekmecenin de altına girdiği için çarşaf değiştirme zorluğu. Onu da çarşafları yatağın mevcut durumda kullandığımız kısmına uygun diktirerek çözdük…

genişleyebilir asansörlü korkuluklu beşik

Alt değiştirme ünitesi için bir not: özellikle benim gibi boyu kısa olan anneler yatak alırken alt değiştirme ünitesine yetişip yetişemediklerini kontrol etsinler. Acıklı ama, biz beğendiğimiz altı bazalı bir yatağı sırf ben ünitenin ucuna uzanamıyorum diye alamamıştık :) )

Park yatak konusuna gelirsek, bize yatağımız bir arkadaşımız hediye etmişti. Evde kullanacak yerimiz olmadığından ve annemlere çok sık gittiğimizden yatağı onlara kurduk. Böylece annemlerde kaldığımızda Çınar’ın rahatça uyuyacağı ve altının değişeceği bir yeri oldu! Biz Chicco’cu ailelerdeniz. Dolayısıyla yatağımız da Chicco Lullaby LX modeli. Henüz oyun parkı olarak kullanmadık (aslında kullansak iyi olacak ama Çınar onun içinde durur mu bilemem) ama yatak olarak performansı mükemmel (not: yatak şiltesini ayrıca satın almanız gerekiyor)! Öncelikle Çınar üstünde asılı hayvanlara bayılmıştı. Sonra da yatakta mışıl mışıl uyudu.

Çınar 3 aylık, park yatağındaki hayvancıklarla oynuyor

Bizim yatağımızın da titreşimi, müziği, ışığı yatağa takılan minik bir alet tarafından sağlanıyor. Titreşimi son derece kararında, müzikleri Çınar’ı çok eğlendiriyor ve ışığıyla oynamaya oğlumuz bayılıyor! Yatağın el marifetiyle sallanabiliyor olması da çok büyük avantaj. Uyumakta zorlanan bebeğinizi rahatlatmak için hafifçe sallayabiliyorsunuz. Yalnız titreşim modu Çınar’ı rahatlatmakla birlikte uyku moduna sokamadı hiç -belki de bizimkinden kaynaklanan bir durumdur, ama çok güvenmeyin derim! Bu modelin müzik kutusunun 3 modu var; kapalı, açık ve bebek ses çıkardığında (örneğin, uyuyorsa uyanıp ağlamaya ya da mızırdanmaya başladığında) devreye girme modu. Bu üçüncüsünü biz hiç kullanmadık; belki de ilk aylarda işe yarardı ama hiç denemedik…

chicco_lullaby_adventure

Bu yatağı yazın Saros’a, yazlığa da götürmeyi düşünüyoruz. Katlanınca epey ufalıyor, taşınması kolay ( https://www.bebekceyiz.com/images/lullaby.swf ). Yalnız Saros’a gideceğimiz vakit Çınar iyice ayaklanmış olacağından yatağı askılı kısma değil de alta koyacağız. Böylece “ÇınÇın uyandığında yataktan atlar mı?” diye paranoya yapmamıza gerek kalmayacak :)

Yataklara ek olarak, bebeği ilk haftalarda -hatta aylarda- yan yatırmak isteyen anne-babalar için güvenli yatış yastıkları var (ben şekli itibariyle bunlara takoz diyorum). Yüzukoyun yatırmayı doktorlar önermiyorlar (beşik ölümleri dolayısıyla), sırt üstü de benim paranoyam vardı (aslında bebeğin başını yana çevirerek sırt üstü yatırmak da sağlıklı); dolayısıyla biz Çınar’ı 4 ay kadar bu yastıkla yan yatırdık. Tabii gece kalktıkça yatış yönünü değiştiriyorduk. 4 aydan sonra o sırt üstü yatmayı tercih etti -ama kafasını hep yana çevirerek uyudu. Şimdilerde yine canı yan yatmak istiyor, böyle daha rahat uykuya dalıyor…Sevi Bebe güvenli yatış yastığı

Yalnız, resimdeki gibiçiçekli bözekli almamanızı öneririm; çünkü bebeklerin algısı çok açık oluyor ve bir süre sonra size sevimli gelen bu şeylere takılıp uyuyamayabiliyorlar… aynı önerim nevresimler için de geçerli…

Tüm bebeklere iyi uykular diyerek yazımı noktalıyor, ben de yatağıma yollanıyorum!

Written by basakahmetcinar

Haziran 3, 2009 at 10:09 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

HIÇKIRIK

bir yorum

Bizim oğlan annesini mütemadiyen tekmeliyor, hatta bazen uçan tekme filan atıyor,o kadar şiddetli oluyor ki dışarıdan gözlemlenebiliyor tekmeler,o tekmeledikçe biz mutlu oluyoruz “aha oglumuz saglıklı demek ki,boyle guclu depik atabildiğine göre” diye seviniyoz. Dün akşam saatlerinde bizim oğlan yine tekmelemeye başladı,ama bi gariplik var,çok ritmik tekmeliyor eleman, “aha bizim oğlanın kulağı bayaa iyi galiba” diye sevindik ama bu kadar da ritmik aralıklarla olmaz ki deyip “ulan yoksa hıçkırıyor mu acaba eleman” dedik, ben “yok canım,28 haftalık bebek hıçkırmaz,hıçkırsa da dışardan bu kadar belirgin hissedilmez” dedim,ama sonra öğrendim ki bebekler 20 haftalıkken hıçkırmaya başlarmış. bizimki de içerde çekmiş kafayı hıçkırıp duruyor. çok acayip bişey,çocuk içerde hıçkırıyor,sen dışardan görebiliyosun. sonra birden üzüldüm çocuk için, o kadar çaresiz ve yanlız ki içerde, hıçkırdığında damağını kaldıracak birisi bile yok yavrumun

sarhos copy

Written by gurkanyucel

Haziran 3, 2009 at 5:44 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Uyku… Biraz uyku…

ile 3 yorum

…bütün istediğim buydu! ” Aslında kucağınızda minicik bebeğinizle böyle içli içli şarkı söylememek mümkün :) Tabii bebeğinizin de size yardımcı olması lazım ama önce siz anne-baba olarak elinizden geleni yaptığınıza emin olmalısınız!

Çınar beklediğimiz tarihten 2 hafta ince doğduğu için aslında bebek bakımıyla ilgili çok araştırma yapamamıştık ama bizden önce bebekleri olan kuzenim Eylem-Özlem ve arkadaşlarımız Seda-Sarp sayesinde ilk bir kaç ay ne yapmamız gerektiğini onların deneyimlerinden öğrenmiştik. İki ailenin -ve tatlı bebekleri Deniz ve Sıla’nın- bize ilk öğrettikleri şey bebeğin uykusuna nasıl yardımcı olmamız gerektiğiydi.

Öncelikle yapılması gereken şey miniğinize gece ve gündüz kavramını öğretmek! Aslında bunu yapmak gerçekten kolay. Yaşamanın ilk bir kaç haftasında -hatta ilk ayı boyunca da olabilir- onu gündüz daha ışıklı ve sesli bir ortamda, gece ise karanlık ve olabildiğince sessiz bir ortamda yatırmanız bebeğinize gece-gündüz ayrımını öğretmek için yeterli (hiç merak etmeyin, bebekler yaşamlarının ilk bir kaç haftasında sese/gürültüye karşı o kadar duyarsızlar ki, her türlü ortamda mışıl mıiıl uyuyabiliyorlar -hatta çoğunlukla beslemek için uyandırmanız gerektiğinde epey bir çaba harcıyorsunuz!). Biz de Çınar’a aynı yöntemi uyguladık. Bir süre yanımızda yatması için ablamdan oğlu Alp’in sepet-beşiğini almıştık (45 gün sonra beşik ona dar gelmeye başlayınca odasına, karyolasına geçirdik). Gündüz beşiğini salona, yanımıza koyuyorduk. Uyukularını orada uyuyordu -karnı doyduktan sonra çoğunlukla da uyur halde oluyordu zaten. Beslemek için uyandırdığımızda da onunla ve birbirimizle epeyce coşkulu, her zaman konuştuğumuz sesle konuşuyorduk. Gece yatacağımız zaman da beşiği yatak odasına götürüyorduk. Gece doyurmak ve altını değiştirmek için uyandırdığımızda ise Ahmet’le neredeyse hiç ses çıkarmadan, gerekirse fısıltıyla konuşarak anlaşıyorduk. Işık işini ise “dimmer”larla (ışığı kademeli olarak arttırıp azaltan mucizevi elektrik düğmeleri) çözmüştük. Görebilmek için ışığı açıyorduk ama minimum seviyede tutuyorduk. Böylece odanın loş olmasını sağlıyorduk. Bütün bu çabalarımızın işe yaradığını kısa bir süre sonra gördük: yaşamının üçüncü haftasında Çınar’ın afyonu patlayıp da gerçekten yaşadığını farkedince ve artık gündüz uyanık kalmaya başlayınca! Evet, artık gündüz sürekli uyumuyordu ama gece uyuması gerektiği saatte gece uykusuna geçiyor, acıktığı zaman uyanıyor ve sonra hemen uykuya geri dalıyordu. Yani, gece-gündüz işini çözmüştük!

Şimdi sıra uyku saatlerinin düzenlenmesindeydi. Ahmet de ben de bebeklerin ve çocukların gece geç saatlere kadar ayakta kalmasını doğru bulmadığımızdan Çınar’ın gece uykusuna mümkün olduğunca erken bir saatte geçmesini istiyorduk. Ama ilk başlarda (ilk bir ay) gece 11′den önce bu pek mümkün olmuyordu. Fakat sonra, Çınar büyüdükçe ve etrafına ilgisi artıp gündüz uykuları yavaş yavaş azalmaya ve kendisi de yorulmaya başladıkça uyku saati kendiliğinden öne çekilmeye başladı. Gece 11′de uyuyabilen oğlumuz 40 günden sonra gece uykusu 9-9:30′dan sonraya kalırsa çok huzursuz oluyor, hemen hemen hemen uyumak istiyordu :) Daha da sonraları (3. ayla birlikte) bu saat 7:30′a kadar geriledi :) Tabii Çınar’a biz de biraz yardım ettik, nasıl mı? Banyoyla! Çınar’ın göbeği düştükten sonra 40. güne kadar gün aşırı banyo yaptırdık (bu arada, oğlumuz 28 Eylül doğumlu). 40 günden sonra da uykuya rahat geçsin diye her akşam yıkadık Çınar’ı. Aslında bu onun için çok rahatlatıcı bir rutin oldu: fonda hafif bir müzikle ılık bir banyo, sonra hafif loş bir ortamda masaj ve giyinme, uyku öncesi emzirme, ve yatak (bebekler nasıl uykuya dalar ya da dalmasına yardımcı olunur kısmına başka bir yazıda değineceğim…). Biz 9′la başladık, 7:30′a kadar 10 dakika 10 dakika geriye çektik uyku saatini (Çınar şimdi 8 aylık; baharın gelmesi ve havaların geç kararması, ve de 5. aydan itibaren Çınar’ın beslenmesinin farklılaşmasıyla uyku saatimiz yine 8 civarına sarktı. Ama gündüz uykularını düzgün ve uzun uyuduğu için çok da sorun etmiyorum). Çınar hala gece emmek için bir kez uyanıyor, ama  emdikten sonra hemen geri uyuyor. Daha küçükken de, uyanıp da 1 satten fazla ayakta kalığı olmadı hiç. Bu tür durumlar da, gaz sorunu olduğunda ve gecede en fazla 1 kez başıma gelirdi zaten. Bizim gece uykusuyla ilgili yegane sorunumuz sabah uyanma saatiydi -aslında şimdiki zaman da konuşabilirim bunun için, çünkü bu sorun hala sürüyor. Çınar -annesi gibi- erken kalkmayı seven bir çocuk ve sabah genelde 6:30′da uyanıyor. Bazı günler ,biraz uğraşla, 7-7:30′a kadar uyutabilsek de genelde 6:30 itibariyle güne başlıyoruz. 5 ay önce, Seda’nın tavsiyesiyle o saatte uyandığında emzirmeyip 7:30′a kadar beklemeyi denedim (hala da öyle yapıyorum), ama biyolojik saatini ayarlamayı başaramadım! Uykuya daha geç saatte yatırmayı denediğimiz de oldu; sonuç yine değişmedi. Biz de Çınar’ın biyolojik saatine boyun eğdik :) Gece bizi ayakta tutmuyor ya, güne biraz erken başlamanın zararı yok diye düşünüyoruz… aslında 10-11 saatlik uyku da gece için fena değil bizce :)

Gece uykusu için bir not: hayatınızın kısa bir döneminde bebekle birlikte gece yemeğe, sağa sola gitmezseniz emin olun hiçbir şey kaybetmezsiniz. Aksine, mışıl mışık uykusunu uyuyan, sizi de gece rahat ettiren bir bebeğe sahip olursunuz. O yüzden, sağda solda uyutup arabaya koyup uyandırmamaya çalışarak eve iç sıkıntısıyla döneceğinize ve bebeği de telef edeceğinize, bir süre onun uyku vaktinde dışarıda olmamaya özen gösterin, yeter. Ya da yapabiliyorsanız gittiğiniz yerde (anneanne/babaanne/eş-dost evi vb.) kalın :)

Gece uykusu kadar gündüz uykusu da bebekler için çok çok önemli! Aslında bunu biraz bebek belirliyor, size sinyalleri anlamak düşüyor! Sabah uyanıp emip biraz oynadıktan sonra huzursuzluğundan ve mızırdanmasından uykusunun geldiğini anlıyorsunuz. İlk aylarda bu süre Çınar için 1-1.5 saatti. Büyüdükçe 2 saate çıktı… şimdi 3-4 saat gayet ayık ve uyanık kalabiliyor :)   Zaten gündüz uykusu (İngilizcede “nap” dedikleri hadise, ben de şekerleme diyeceğim) sayısı ilk aylarda 4-5 iken 8. ayla birlikte genelde 2′ye kadar iniyor (daha sonra da teke düşüyormuş, biz henüz o aşamada değiliz). Biz de Çınar’ın sinyallerini takip ederek ve sinyal vermeye niyeti olmadığı zamanlarda bile uyku saatlerini atlamayarak gündüz uykularını düzene oturttuk. Dediğim gibi, ilk aylarda sabah (9), öğlen (11:30), öğleden sonra (3), ve akşam üstü (5) uyuyordu ve uykuları (bazen bölünerek de olsa) 1-1.5 saat sürüyordu. Bu süre için yapılabilecek pek bir şey yok -ortamı çok sessiz, çok karanlık tutmaya gerek yok; ama “gürültüde de uyumaya alışsın” diye evi sese boğmanızın da bir anlamı yok (kendiniz nasıl bir ortamda uyursunuz, onu düşünün yeter bence). İlk 1-2 ay biz çok hafif klasik müzik çalmıştık Çınar uyurken, uykuya dalarken de çalıyorduk. Epey rahatlatıyordu Çınarı… 4. aydan sonra akşamüstü uykusu kalktı, hızlı bir öğrenme sürecine girdiği için de uyku süreleri 1 saate, hatta 45 dakikaya düştü; uyanık kaldığı, öğrenmeye ayırdığı zaman arttı. 8. aya girerken de sabah uykusunu 9′dan 10′a çektik (aslında Çınar’la birlikte karar verdik), öğlen uykusu kalktı, öğleden sonra 3′te uyumaya başladı. Ama uyku süresi 1-1.5 saate çıktı yeniden. Uyku saatlerine aslında biraz kendisi karar vermiş olsa da, her gün aynı saatte uykuya yatmasına özen gösterdik ve uyku saatlerini öğrettik. İki dakika önce gülüp oynayan çocuğunuzun saat 3′te yatağına yatırdığınız zaman hiç direnmeden uykuya dalması sabırla ve özenle gelen başarınızın göstergesi oluyor zaten :)

Yine söylüyorum, bütün bu anlattıklarımda asıl pay sizinle işbirliği yapmaya hazır bebeğinizin! Ama ona yardımcı olmak, düzeni başlatmak ve korumak da sizin elinizde. 1-2 yıl hayatınıza ve ona özen gösterin, hem o süre boyunca hem de sonrasında siz de rahat edin, bebeğiniz de rahat etsin :)

Tüm anne-babalara kolay gelsin!

NOT: Uyku konusunda bana çok yardımcı olan 3 kitap var, her satırınıa uymanıza gerek yok, kendinize uyarlamanızı öneririm ama kitapları da şiddetle tavsiye ederim:

1- Bebeğinizin ilk yılında sizi neler bekler?

2- Happiest Baby on the Block (Harvey Karp)

3- Healthy Sleep Habits, Happy Child (Marc Weissbluth)

Happiest

Written by basakahmetcinar

Haziran 3, 2009 at 1:54 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

www.babaolmak.com

ile 2 yorum

neden hiç baba sitesi yok diye mızmızlanıyodum,meğer kralı varmış. geçen ayki pc-net dergisinden gördüm babaolmak.com’u,sabahtan beri inceliyorum siteyi ve aglamak istiyorum. muhteşem bir site olmuş, benim yapmak istediğim ve aklıma bile gelmeyecek daha birçok içeriğe sahip, profesyonelce hazırlanmış bir site, tebrik ediyorum kendisini. açıkçası çok feci kıskandım siteyi,ve hatta kendi amatör-dandik-ciddiyetsiz-cibiliyetsiz blogumu hemen silmek istedim,ama sonra “banane canım,benimki de amatör ruha sahip,kendi çapında nevi şahsına münasır bi blog” diye kendimi kandırıp vazgeçtim blogumu silmekten.

YILDIRAMAZSIN BENİ BABAOLMAK.COM…SEN YAKIŞIKLIYSAN BEN DE SEMPATİĞİM :P

PS:Tum baba ve baba adaylarına şiddetle tavsiye: www.babaolmak.com

adsız

Written by gurkanyucel

Haziran 3, 2009 at 11:58 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

YATAK

ile 3 yorum

Bu yazimizda, aglayan bir bebegi nasil titresime alabilecegimizi ogrenecegiz. Efenim soyle ki, bebegin ilk 6 ay anne-babanin yaninda yatmasinin interaksiyon acisindan yarari olduguna inandigimizdan, cocuk kendi odasina gecmeden once 6 ay yanimizda yatabilsin diye bazi yatak arastirmalari yaptik. Gecici kullanim icin en uygununun, once yatak olarak kullanilan, daha sonra oyun parki olarak kullanilabilen yataklar oldugunu gorduk.

B804T-OYUN-PARKI-2

Yukardaki yatak, Kraft’ın TP-504 2008 Modeli. (Bu arada anne-babaların Chicco’cu ve Kraft’cı olarak ikiye bolundugunu gozlemledim,hemen soyliyim biz Kraft’ciyiz.) Bu modelde yatagin saginda alt degistirme yeri var, yatak havada asili duruyor ve besik gibi sallanabiliyor, 6 aydan sonra bu yatak yerinden sokuluyor ve geriye,cocugun guvenle icinde oynayabilecegi bir oyun parki kaliyor.Ayrica yatagin muzik ve titresim ozelligi var. Muzige eywallah ama titresim diyince orda bi duuur dedik biz de. Acaba cocuga bi zarari varmidir titresimli yatagin diye bi arastirdik. Hatta google’la yetinmedik scholar google’dan da taradik. Sadece 2 tane makale bulabildim,her ikisi de cocugun siddetli sallanmasindan kaynaklanabilecek beyin travmasindan bahsediyordu. Hatta tam olarak “violent shaking can cause brain trauma” diyor,yani hayvan gibi sallamayin cocugu kardesim diyor,ama titresimli yataktan bahsetmiyor. Herneyse efenim,bu titresimli yatagin da 2 farkli tipi var (biliyorum artik sIkIlmaya basladiniz), bunlardan bi tanesinde yatagin altinda bi titresim device var,boyle yuvarlak bisi,pilli filan;ben bunu pek tutmadim,cunku bebege direk temas ediyor bu alet,tamam yatagin altinda,arada şilte var ama bence yine de fazla yakIn duruyor. Bir diger titresimli yatak cesidinde de, bu titresim device,titresimi yatagin yan demirlerine veriyor ve yatak homojen olarak titriyor. Bence bu daha saglikli gorunuyor,ayrica bebege bir zarari da yok. Faydalari ise saymakla bitmez: bebegin karnini doyurdunuz,altini degistirdiniz,gazini adliniz,ama hala aglamaya devam ediyor,boyle bir durumda basiyosun dugmeye TRRRRRRRRRRRR diye titremeye baslayan bebek huzur buluyor ve aninda susuyor

 

Bir de mobilya yatak cesitleri var,bunlardan en iyisi daha onceki yazida da bahsettigim “buyuyebilen yatak”. Bu yataklarin yan barlarI 3 cesit:1)sabit barlar, 2)asansorlu barlar, 3)no bar,yes cam (bar yok,yerinde cam var).  Sabit barli yataktan bebegi kucaklayip almak-bebegi yataga geri koymak zor oluyor. Asansolu bar,inip-kalkabildigi icin boyle bi sorun tasimiyor. Camli yataga hic girmiyorum bile (“bebek kendini hapiste gibi hissetmesin” diye yapmislar bu modeli ama bence cok tehlikeli)

asansorsuz

asansorlu

camli

Sonuc:Ulan bi yatak alacaz aylardir ugrasiyoz anasini satiim,nedir yani atla deve diil ya!!

Written by gurkanyucel

Haziran 2, 2009 at 6:37 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

YAZAR

ile 2 yorum

Arkadaslar,bu blogda sizler de yazin istiyorum,sadece yazilmis yazilara yorum seklinde degil de kendiniz de yazi ekleyebilin istiyorum,bunun icin 2 dk. ayirip wordpress uyesi olur ve bana e-mail adresinizi iletirseniz sizleri de blog yazar listesine eklemek isterim. Biri yazar biri bakar felaket ondan… (amaan sacma oldu bu)

Written by gurkanyucel

Haziran 2, 2009 at 5:45 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

YURUTEC

ile 5 yorum

Yurutecler tum dunyada yasaklanmis, bi bizde serbestmis,buradan duyurayim. Nedir yurutec: tekerlekli bi alet,cocuk biniyor ve ayaklariyla kendini ileri iterek ilerliyor. Neden yasaklandi: cunku cocuga yurumeyi yanlis ogretiyor.

yurutec2

Bu aletin yerine, Basak-Ahmet ciftinden arakladigim bi fikri sunayim size:Walking wings. Bu alet anne/babanin egilmeden cocuga yurumeyi ogretmesini kolaylastiran, bel dostu bi alet. Herkese siddetle tavsiye

12827

 

15 Kasım 2009 Güncelleme: Az önce mkv’nin yorumu üzerine idrak ettim ki bu yukardaki walking wings denen alet tamamen bir para tuzağı. Bir yemeni veya uzunca bir atkı da aynı işi görür

Written by gurkanyucel

Haziran 1, 2009 at 9:50 am

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

MOBILYA

yorum ekle »

Hayatimiza yeni bi ufakligin katilacagini ogrenince 4+1 bi ev tutmaya karar verdik. Yeni bir eleman, yeni bir oda. Ve fakat “simdi bu odayi doldurmak gerek” diyerek bir de mobilya arastirmasina girdik. Uzun arastirmalar sonucunda soyle alternatifler bulduk:

1)      www.belis.com.tr

Bu sitede fiyat-performans acisindan guzel mobilya takimlari var. Biz en cok sunu begendik: http://www.e-belis.com/pinfo.asp?pid=2741 . Cunku bu takimda dolap, sifonyer ve buyuyebilen bir yatak var. Nedir buyuyebilen yatak: Bebek yataginin ucunda 3’lu cekmece bulunmakta, bu cekmecenin uzeri “alt degistirme yeri” olarak kullaniliyor (yerden yuksekligi, anne/babanin alt degistirirken egilmemesini saglayacak sekilde bel dostu), ayrica bebek yatagimiz sallanabilir oldugundan bir nevi besik ozelligine sahip. Neyse efenim, diyelim cocuk buyudu, bebek yatagina sigmaz oldu, hop diye cekmece bolumu cikarilip yatagin yanina koyulunca bir anda komidine donusuyor, boylelikle bir anda 110 cm’lik yatak 170 cm’ye uzuyor (ki bu uzunluk, cocugu 12-13 yasina gelene kadar idare eder). Ayrica besik kismina da artik ihtiyac kalmiyor ve orasi da sokulup ters cevirilince hop, besik bir anda calisma masasina donusuyor. Boylelikle dolap,sifonyer,170 cm yatak, komidin ve calisma masasi ile bir cocuk odasi takimina evriliyor (bir nevi voltran gibi bisi). Yani 1 oda takimi aliyosun ve 1 bebek odasi+1 cocuk odasi takimi almis oluyosun.

once copy

Son bir bilgi daha: Belis urunlerini,sehrinizdeki bayisinden temin edebileceginiz gibi internetten de siparis verebiliyorsunuz ve adresinize ucretsiz teslim yapiyolar. Ancak bayiden alinca elemanlar gelip kendisi monte ederken, internetten alirsaniz kendiniz monte etmek zorunda kaliyorsunuz. Gerci adamlar onu da dusunmus ve internet sitesine “montaj videosu” koymuslar. Aldiginiz urunu,bu videoyu seyrederek kendiniz monte edebilirsiniz. Zevkli bisi ama uzun suruyor,ben bi dolabi 4 saatte monte edebildim.

 

2)Ankara-Siteler

Yukarida bahsedilen takimi Ankara-Siteler’deki muhtelif ureticilerden kendiniz de yaptirabilirsiniz. Ancak adamlar masif ashaptan yaptigi icin ve nakliye de binince, hazir mobilya takiminden 3 kat daha pahali oluyor. Bu el yapimi takimlar omurluk oluyor tabi ki ama bence bu cok da gerekli bisey degil. Yani bi bebek/cocuk odasi takiminin omrunun 20-30 yil olmasinin hicbir anlami yok bence. Cunku zaten bu oda takimi, ebatlari ve tarzi itibariyle, 12-13 yasina gelmis ve asi bir ergene donusmus cocugun ihtiyaclarini karsilayamayacaktir ve artik bir genc odasi takimi almanin zamani gelmis olacaktir. Bu nedenle gerek pahali olması, gerekse 20-30 yil omru olmasina ragmen 12-13 yil kullanilabiliyor olmasi nedenleri ile el yapimi mobilyayi tavsiye etmiyorum

Img_1697

 

Tip: Asagidaki resimde goruldugu gibi bir “yatak yanI sandIgI”, anne/babanIn yataktaki bebekle ilgilenirken yorulmamasi icin uzerine oturabilecegi bir tabure ve cocugun oyuncaklarinin derli toplu icinde saklanabilecegi bir sandIk olarak cok ise yarayacaktir. Eger hazir mobilya alirsaniz boyle bir sandik, takimla birlikte gelmeyecektir; bu durumda boyle bir sandigi ister bir marangoza yaptirabilir, ister bir Pazar gununuzu harcayarak kendiniz de boyle bir sandik yapabilirsiniz.

Img_1696

Written by gurkanyucel

Mayıs 30, 2009 at 7:34 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

KOK HUCRE

yorum ekle »

Gecenlerde biryerde okumustum,kok hucresi ile bircok hastalik tedavi edilebiliyomus,ornegin is goremez bir damarin yerine yenisi rejenere edilebiliyomus,bugun damar yapan 20 yil sonra kimbilir belki de bobrek,dalak,vs. yapabilir,boyle bi ihtimali goz onunde bulundurarak (ve en iyi kok hucre kaynaginin gobek bagi kani oldugu bilgisi ile) kok hucre saklamanin yollari ile ilgili bir arastirma yaptim. gobek bagi kanini saklamak icin bankalar var. anlasirsan dogum aninda hastanede bulunuyorlar ve gobek bagini aliyorlar. ilk basta 10.000USD civari bir ucret oduyorsun. Sonra da senelik saklama ucreti var:200USD. En fazla 16 sene saklanabiliyor. Yani toplamda 13-14.000 USD civarinda bir para odeyerek kok hucreyi saklayabiliyorsunuz. Ayrica bebegin kok hucresi, kardes, anne ve babalara da yarayabiliyor.

AMA

Bugunun teknolocisiylen kok hucre cok bir ise yaramiyor, gelecekte tibbin cok ilerleyecegi ve kok hucreyle cok acayip seyler yapilabilecegi ongorusuyle bu islere girisiyor insanlar. Ancak, zaten cocugun ileride, kok hucreye ihtiyac duyulacak bir hastaliga yakalanma ihtimali nedir, o hastaliga yakalandiginde tIp, kok hucre konusunda nerede olacaktir,vs. gibi dusunulmesi gereken konular da var. Ayrica,bu hucre vucuda zerk edildiginde herzaman iyilestirici olmuyor, bazen kanser hucresine de donusabiliyor. Bence bugunun sartalarinda cok mantikli degil ama dusunen olursa daha detayli bilgi icin Bkz. http://www.cordblood.com

Written by gurkanyucel

Mayıs 25, 2009 at 7:07 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

iLK AN SHOKU

yorum ekle »

Siradan bir aksamdi, televizyondan baymis, daha faydali birseyler yapmanin yolunu ariyordum ve PARO musteri hizmetlerini arayarak kartimda kac puan oldugunu ogrenmeye karar verdim. Telefonun diger ucundaki mekanik ablanin dedigine gore bekleyen musteri sayisi 5, ortalama bekleme suresi 3 dakika idi. Iste tam o sirada hatun kisi belirdi salonun kapisinda, elinde bir gebelik testi ile. Gozleri kocaman acilmis bana bakiyordu,icinde bulundugu shokun etkisiyle sadece “Ashkiim??!!” diyebildi. Sanki elinde tuttugu 2 kirmizi cizginin aciklamasini bana sorar gibiydi. Benim elimdeki telefon “Paro musteri hizmetleri buyurun?” derken, onun elindeki 2 cizgi ise “artik hicbirsey eskisi gibi olmayacak” diyordu.

O ilk anda cok daha coskun bir tepki vermis olmak istiyor insan (mal mal bakmaya nazaran), ama o an bambaska bir an. Katrilyonlarca dusunce geciyor kafandan ve beynin bunlari islemeye calisirken,yuz kaslarina “tepki verin uleaaan” demeyi unutuyor. Sen de hayatin boyunca bekledigin o an geldiginde hep hayal ettigin tepkiyi veremiyorsun (Bkz. Mal mal bakmak)

Hadi bastan alalim,sen tekrar banyoya git,elinde testle salona gir ve “Ashkiim??!!” de:

-Ashkiim??!!

-Ne?? Gercekten mi? ALLAAAAAAAAHHH!!!

PS: Artik hicbirsey eskisi gibi olmayacak,hersey daha guzel olacak

a

Written by gurkanyucel

Mayıs 25, 2009 at 6:43 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

AMAN DiKKAT

ile 3 yorum

Hamile kadinlarin ne yapip ne yapamayacagi ile ilgili ortalikta cok fazla sehir efsanesi donuyor. Biz herseyi cok didikleyen bir cift olarak bilimsel dayanagi olan dikkat edilmesi gerekli hususlari tespit edip bir listesini hazirladik (bunca zamandir kimsenin boyle bir liste hazirlamamis olmasina da sasirdik):

1)KEDILER: Evimizde besledigimiz sirin kedicikler bebeginizin kor/sakat/vs. dogmasina neden olabilir. Kedilerden insanlara bulasan toxoplasma adli bir hastalik var. Bu hastalik yetiskinlere viz gelip tIrIs gittigi icin yetiskin bir insan toxoplasma gecirdigini anlamiyor bile.Ancak ayni hastalik anne karnindaki bebegin sakat dogmasina neden olabiliyor. Dusuk bir ihtimal ama yine de boyle bir riski almaya ne gerek var.Hamilelik boyunca kedinin bir akrabaya birakilmasini tavsiye ediyorum.

(Bkz.Trainspotting’de kiz arkadasi tarafindan terk edilen Tommy evinde olu bulunur,evindeki kedinin kendisine bulastirdigi hastalik nedeniyle oldugu anlasilir)

photo_lrg

 Daha detayli bilgi icin Bkz.: http://tr.wikipedia.org/wiki/Toxoplasma_gondii

2)SIGARA: Sigaranin hamilelikteki zararlarini zaten herkes biliyor. Ancak pasif iciciligin de aktif icicilik kadar bebege zararli olması, annenin sigara icilen her turlu ortamdan uzak durmasını gerekli kiliyor. O nedenle anneyi sigara icilen ortamlara sokmamak ve 10 m. yakininda sigara icen herkese kafa goz dalmak, babanin asli gorevlerindendir.

3) BITKI CAYLARI: Hamilelikte kafein ve teinden uzak durmaya calisan anne,ozledigi cayin bir nebze yerini tutmasi icin ve dogal-katkisiz bir icecek oldugunu dusundugu yesil cay, ada cayi gibi bitki caylarina yonelir. Ancak bu caylar idrar söktürücü ozellikte oldugundan vucudun su tutmasini engeller ve dusukle sonuclanan ciddi su kaybina sebep olabilir. Su,anne icin hayati onem tasidigindan, suyu disari atacak her turlu aracidan uzak durulmalidir. Babalara bu noktada dusen,annenin yaninda nispet yapar gibi cay-kahve-vs. icmemektir.

4)CIPSLER: Walla bunu cok arastirmamiza gerek kalmadi,cunku esimin “ayy cok canim cekti,bi tane cips yesem nolur ki?” diyerek eline aldigi cips paketinin uzerinde “Hamilelikte tuketilmesi, bebekte zeka geriligine sebep olabilir” yaziyordu.

5)HAZIR CORBA-PUDING: İcerigindeki “kivam artirici” nedeni ile uzak durulmasi gerekiyor. Anne adayi hamileligin de gaziyla herseye saldirsa da babanin “hoop,bi dakka” diyip,annenin uzerine atladigi paketin icerigini okumasi ve “kizam artirici” varsa o paketi hemen yok etmesi gerekiyor.

6)CIG ET: Kediler basliginda da bahsettigimiz toxoplasma hastaligi,cig etten de bulasmakta. Bu nedenle anne adayinin cig kofte, sushi,vs. pismemis etlerden uzak durmasi gerekiyor.

7)SAKKARIN: Yapay tatlandiricilardan uzak durmasi gerektigini bilmeyen anne adayi light dondurma,diabetik cikolata/recel/vs. yemeye kalkarsa engellenmelidir.

Bunlar yapilmamasi gerekenlerdi. Bir de yapilmasi gerekenler var:

1)YUMURTA: Her sabah 1 adet yumurta yenmesi, yumurta yenemeyen gunlerde ise 1 adet ceviz yenmesi gerekiyor.

2)SUT URUNLERI: Her gun 1 bardak sut,ogun aralarinda yogurt,peynir gibi sut urunleri tuketilmesi gerekiyor. Light urunler tuketilirse gereksiz yag depolanmamis olur.

3)MEVSIM SEBZE-MEYVELERI: Mevsiminden once piyasaya cikan sebze-meyveler hormonlu oldugundan tuketilmemeli, sadece meysim sebze-meyveleri tuketilmelidir. Biz hep marketten alisveris yapardik. Son birkac aydir pazardan alisveris yapiyoruz. Cunku oradan daha taze ve organik sebze-meyve temin edilebiliyor. Yasadiginiz sehirde organik pazar varsa paraya kiyin ve hamilelik boyunca her hafta alisverisinizi ordan yapin derim.

4)UYKU: Anne adayi, hamileligin basindan itibaren sola dogru uyumaya kendisini alistirmalidir. Cunku bebegin en verimli besin ve oksijen aldigi pozisyon, sola dogru ve bacak arasina yastik alarak uyunulan pozisyondur. Guru dallara can veren yuce rabbim, gebe kisiyi annelige hazirlamak icin kendisini geceleri mutemadiyen durterek uyandirir. Bu sayede anne olunca geceleri bebegi emzirmeye kalkacak olan anne adayimiz bu uykusuz gecelere hazir ve nazir olur. Benim bu noktada babalara tavsiyem: anne gece her uyandiginda babayi da uyandirirsa,baba da ileride yasayacagi uykusuz gecelere hazirlanmis olur. Benim gibi uykusu hafif olanlar icin sorun yok ama uykusu agir olanlar icin faydali olacagini zannediyorum

Son soz olarak tekrar hatirlatmak istiyorum: Kedilere dikkat

20060814_091110_kedi1

Written by gurkanyucel

Mayıs 24, 2009 at 11:14 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

iSiM

ile 5 yorum

Bebege isim aramak ne zahmetli ismis arkadas,aylardir kabusum oldu.O kadar stres oldum ki ruyalarima giriyor: Ruyamda bebek dogmus ama biz hala isim bulamamisiz,bebege soruyorum “senin adin ne olsun” diye, oda dile gelip “ALLAH OLSUN!!” diyo

Ben hep bir kiz cocougum olacagini hayal ediyor ve buna tum kalbimle inaniyordum. O nedenle hep kiz ismi uzerinde yogunlasmis,hic erkek ismi dusunmemistim. Ancak gel gor ki doktorumuz “bakalim bacaklari acacak mi?..aha acti.. erkek bu!!”  dedigi gunden beri (2 aydir) kafayi yemekteyim 

Cok cesitli isim siteleri var ama hepsinde 3 asagi 5 yukari hep ayni isimler donup duruyor:
www.bebek-isimleri.gen.tr

www.guzelisimler.com

www.isimevi.com

www.bebekisimleri.biz

ve daha niceleri…

Biz bir aralar eski turk destanlarindan bi isim koyalim istedik ve soyle bi site bulduk:

http://www.turkmania.com/showthread.php?t=18012

Ancak bu site cok ucuk, asiri extrem isimler var (Biligköngülsengün, Bügdüzemen gibi).

Herkese deli gibi isim soruyorum bir umit,insanlar da agizbirligi yapmiscasina hep bir yon onermelerinde bulunuyorlar (Guney,Kuzey,Dogu,Batı gibi)

Artik umitsizlige kapilmaya baslamistim ki bi arkadasim “O da bisey mi,bizim oglana 3 yasina gelene kadar isim koyamamistik biz” deyince biraz rahatladim,demek boyleleri de olabiliyor. En olmadi ben de bi 3 sene cocugu “ssst..oglum..yavrum” filan diye cagiririm

Kizilderililerin isi kolaymis: Cocugun dogdugu gun nasil bi doga olayi meydana gelirse,oyle bi isim koyulur daha sonra buyuyen cocuk ileride kendi adini kendisi secermis. Oyle deneysel bisiler mi yapsak acaba

Bir umidim de cocuk dogup da onu kucagima aldigim an, daha once hic dusunmedigim bir ismin bana vahiy inmesi..

Ne guzel olur…

untitled

Written by gurkanyucel

Mayıs 24, 2009 at 10:24 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

ANTRE

yorum ekle »

Tum baba ve baba adaylarina merhaba.

Baba olacagimi ogrendigim gunden beri kendimi “Babalar” grubuna dahilmis gibi hissedemedim bir turlu. Anneler oyle degil, onlar hemen “Anneler” grubuna dahil oluveriyorlar bir anda,herkes once (ve hatta sadece) anneyi kutluyor,onun hal hatirini sorup sadece ona tavsiyelerde bulunuluyor, babalar ise boynu bukuk figurani oynuyor.Annelik ve hamilelikle ilgili bir suru site var mesela, ama babalikla ilgili hic site yok.Bu duruma bir el atmak lazim dedim ve once www.babayiz.biz sitesini almayi dusundum. Ancak dingilin biri bu sitenin domainini almis ve fakat icini bos birakmis. Bos yere isgal ediyo yani caanim siteyi. Ben de simdilik blogla cozeyim bu isi,sonrasi gelir diye dusundum.

Boyle bazen kafama bisi takiliyo, “ulan sunu nasil yapmak lazim acaba” diye,ama dedigim gibi,nette annelerin her turlu sorusuna her turlu cevap bulunabiliyorken babalarin sorulari cevapsiz kaliyor. Simdi ben diyorum ki buradan her turlu deneyimlerimizi paylassak,paylastikca ogrensek, ogrendikce daha iyi bi baba olsak,insanlar el ele tutussa hayat bayram olsa….

HAYDI BABALAR…YASASIN BABA DAYANISMASI

1032006125318PM

Written by gurkanyucel

Mayıs 24, 2009 at 8:34 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı