En Baba Blog

Babaların buluşma noktası

Zaman Makinesi

leave a comment »

-Baba zaman makinesi diye bişi var mı?
-Yok oğlum.
-Geçmişe dönemeyiz ama geleceğe gidebiliriz bence.
-Nasıl?
-BEKLEYEREK

 

Written by gurkanyucel

16 Haziran 2016 at 19:25

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Bir pazar sabahı-Final

leave a comment »

OLAY GÜNÜ

Polis: Olayı baştan anlatır mısınız?

-Çocuk cıva şişesini açayım derken kırmış, eline bulaşmış ama ağzına veya burnuna temas etmemiş.

-Evde cıvanın ne işi var?

-Eşim çevre mühendisi, onun laboratuvar eşyalarının arasından bulmuş sanırım. (Doğrusu: Eşimin annesi yıllar önce nazarlık olarak hediye etmiş.)

-Neyse geçmiş olsun, çocuğa bişi olmazsa konu kapanır ama aksi halde soruşturma açılır ihmal olup olmadığını tespit etmek için.

-…. O ihtimali düşünmek istemiyorum ama çocuğa bişi olursa zaten bize olacakların yanında soruşturma filan hava CIVA…

SON SÖZ

Bugün aldığımız kan tahlili temiz çıktı. Bir maceranın daha sonuna geldik…

Written by gurkanyucel

04 Mayıs 2016 at 15:33

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Bir pazar sabahı-devam

leave a comment »

2 HAFTA ÖNCE

-Baba bişi dicem ama kızma.

-Tamam kızmicam söyle.

-Hani girilmesi yasak olan arka balkon var ya?

-Evet?

-Ben oranın anahtarını buldum.

-Ama nasıl olur? Anahtara ulaşama diye dolabın üstüne koymuştum?

-Sandalyeyle çıkıp aldım.

-Ee?

-Kapısını açıp girdim,içerde senin alet çantan vardı.

-Eee?

-Onu açtım,içinde sarı bi tutkal vardı.

-Getir bakim tutkalı….JAPON LAN BU,ELİNE YAPIŞIRSA PARMAKLARIN KİTLENİR,CERRAH BİLE ZOR AÇAR,DELİ MİSİN SEN,OYNANIR MI BUNLA??

-Hani kızmicaktın?

(1 HAFTA ÖNCE)

-Baba bişi dicem ama kızma.

-Gene arka balkona mı girdin? Ya çıldırıcam, bu sefer çok iyi saklamıştım, nası buldun anahtarı?

-Çekmecedeki eldivenin içindeydi.

-Bak babacım,o balkon çok tehlikeli,bin defa söyledim oraya girme diye, bi gün başına bi iş gelecek.

-Bu benim olabilir mi?

-Bakim ne o?…MAKET BIÇAA LAN O,KAFAYI MI YEDİN?

(20 YIL ÖNCE,ADANA)

Hikayenin bu kısmı muallak,o nedenle uydurcam:

-Pardon bakar mısınız,bu kül tablası ne kadar?

-2 milyon ablacım.

-Şu minik şişe nedir?

-Nazarlık abla o.

-İçinde ne var?

-CIVA…

(To be continued…)

http://onedio.com/haber/7-den-70-e-herkese-korktugumuz-kadar-varmis-dedirtecek-nazar-inanci-gelenegimiz-459613

 

Written by gurkanyucel

02 Mayıs 2016 at 14:05

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Bir pazar sabahı

leave a comment »

-Baba bişi dicem ama kızma.

-Kızmicama söz veremem,daha önce olan olayı biliyosun, ama kızmamaya çalışacağıma söz verebilirim.

-Hani girilmesi yasak olan arka balkon var ya?

-Evet?

-Ben oranın anahtarını buldum.

-Eee?

-Kapısını açıp girdim,içerde bi çekmece vardı.

-Eeee?

-Onu açtım,içinde minik bir şişe vardı.

-Eeeee?

-Onu açtım,içinde gri bi sıvı vardı.

-Eeeeee?

-Onu döktüm çünkü şişesini çok beğendim. O benim olabilir mi?

-Getir bakim şişeyi.

(1 saat sonra)

Yer:Çocuk acil servisi

Dr: 24 saat gözetim altında tutucaz,burada panzehir uygulaması yok,o nedenle yarın sabah sizi hıfzıssıhha toksikolojiye sevk edicez. Olay adli vaka olduğu için bu memur bey ifadenizi alacak,geçmiş olsun.

Polis: Olayı baştan anlatır mısınız?

(Arkası yarın)

IMG_20160501_092721

Written by gurkanyucel

01 Mayıs 2016 at 06:50

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

EBLEH

leave a comment »

Herşey Rüzgar’ın baş ağrısıyla başladı. O güne kadar ne de mutluyduk, geceleri uyuyor,gündüzleri algılarımız açık bir şekilde normal bir gün geçirebiliyorduk. Ta ki
Rüzgar “öğretmenim başım ağrıyor” diyene kadar. Annesi gelip Rüzgar’ı okuldan aldığında artık çok geçti, en yakın arkadaşı Tayga çoktan kapmıştı virüsü. Akşam
babasının elinden tutarak eve doğru giden Tayga “Bugün Rüzgar’ın başı ağrıdı,annesi de gelip onu erken aldı” dediğinde baba kişisi başına geleceklerden
habersiz,kafasının içinde “O ikea rafını 2-3 milim daha yukarı monte etseydim keşke” düşünceleri dolaşırken boş gözlerle oğluna bakarak “Hı hı” dedi. 3-4 gün
geçmemişti ki alnından öpen annesinin “Sıcak mısın sen sanki biraz?” sorusunu Tayga’nın “Başım ağrıyo” şeklinde cevaplaması,babanın beyin hücreleri arasındaki
nöronlarda ufak çaplı bir hareketliliğe yol açtı: Şimdi bu rafı söksem 2-3 milim yukardan geri monte edemem ki,dübel yeri mahfolur.
Ne olduğu belirlenemeyen hastalığı hafif atlatmıştı Tayga,ama ebleh babası o kadar şanslı olamayacaktı. Burnuna sokulan kameranın geri çekilirken yarattığı gıdıklama
hissine karşı koymaya çalışırken kızarık gözlerle izlediği doktor, gözlüğünün üzerinden bakarak “Nezle olmuşsunuz,teraflu yazıyorum.” dediğinde aniden kafasında bir
şimşek çaktı: Aaa tabi yaaa, rafları levhayla birbirine bağlarsam 2-3 milim yukarı çekebilirim!

Aylar öncesinden planlar yapılmıştı, ilk defa yıllık iznini evde geçirecek, geç saatlere kadar uyuyacak, uzun kahvaltılar yapacak,hatta gazete okuyacaktı. Tatilinin
daha ilk gününde çok feci hastalandığına mı yoksa suya düşen planlarına mı yanacağına henüz karar verememişken,birşeyler hatırlamaya çalıştığında hep yaptığı gibi
tavanla duvar kesişimindeki kartonpiyerlere bakarak sinirli bir şekilde “kim demişti lan -Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir- diye?” dedikten sonra sözün
hatırlayamadığı sahibine okkalı bir küfür savurdu. Ama küfrün adresine ulaşması mümkün değildi çünkü o sözün sahibi 36 sene önce, kaldığı otelin önünde kendi hayranı
tarafından vurularak öldürülmüş ve çoktan tahtalı köyü boylamıştı. Savurduğu küfrün ruhuna verdiği anlık rahatlamayla yerinden kalkarak mutfağa gitti,tuvalet kağıdıyla
silinmekten parçalanmış burnunu çekiştirirken dudağındaki uçukları yalayarak takvime baktı ve “2 güne iyleşirim ben yeaa” diye geçirdi içinden.

“Baba elmaaaa” komutuyla buzdolabına doğru yönelirken “Bütün tatilimi hasta geçirdiğime inanamıyorum” diye mırıldandı. Meyve sepetinden çıkardığı elmaya çekmeceden
aldığı bıçağı sinirle sapladığında artık acınacak halde olduğunun farkında bile değildi. Başına gelenler karşısında yapabildiği tek şey buydu:Elmaya bıçak saplamak.
Ertesi gün işe başladığında oda arkadaşı onu en gevrek sırıtışıyla karşılayarak “Amma tatil yaptın heaa nerdesin olm sen,uyuyamadığın yılların acısını çıkarttın
heralde, uyumaktan mallaşmışsın ehaue” dediğinde sinirlerine hakim olmaya çalıştı ve günlerdir boş duran masasında birikmiş imzalanacak evraklara bakarak gülümsemeye
çalıştı: Yok lan o kadar uyumadım, evdeki rafları filan tamir ettim.

55599772_tn30_0

Written by gurkanyucel

08 Mart 2016 at 08:04

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

İCAT ÇIKARMA

with one comment

Adsız

Written by gurkanyucel

28 Ağustos 2015 at 11:19

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

OKUL İŞİNİ NAAPTINIZ?

with 6 comments

Walla işte naapalım,haala kafamız çok karışık.Çok fazla alternatif var ve fikrimiz sürekli değişiyor. Önceleri “ilkokulu hangi okulda okuyacaksa,anaokulunda da o okula gönderelim ki kreşten okula ani geçiş olmasın,anaokulu bi alışma evresi olsun” diye düşünüyoduk ama sonra dedik ki hali hazırda alışık olduğu ve sevdiği kreşinden ayırarak çocuğun hayatını sarsmayalım,zaten yeni kardeş oldu,2. sarsıntıyı ne kadar geciktirirsek o kadar iyi olur diye düşündük ve anaokuluna şu an gittiği kreşte devam etmesine karar verdik.Hem böylelikle okul araştırması için 1 sene daha zaman kazanmış olduk.Bi de şöyle bi durum var,anaokulu için koleje gönderirsek hemen okuma-yazma ön çalışmalarının başlayacak olmasını biz pek tercih etmiyoruz. Anaokulunu okul ortamından ziyade kreş ortamında okuması,1 sene daha fazla oyun oynaması ve okul stresine 1 sene daha geç girmesi anlamına gelir.O nedenle anaokulu konusunda son kararımızı Kidsland’den yana verip bu konuyu şimdilik kapattık ama ilkokulda nereye gidecek, orası haala muallak.Daha önce bahsettiğim gibi Gürçağ var işte aklımızda ama şimdi bi de MEV‘i düşünmeye başladık. Gürçağ’ın fiziki şartları süper ve evimizin dibinde. MEV’in de eğitimi daha iyi diyollaa ama bilemedik.

Bazen “acaba şu Başka Bir Okul Mümkün kooperatifine mi girsek” diye düşünüyorum ama onun da başka dertleri var. Kendilerini yıllardır takip ediyor ve yapılan çalışmaları da çok takdir ediyorum. Özetle model şöyle: 5000 TL vererek kooperatife üye = okulun sahiplerinden oluyosun, 12.000 TL de eğitim ücreti ödüyosun,ileride kooperatiften çıkmak istersen 5000 TL’ni geri alıyosun. Herkes okulun eşit hissedarı olduğundan tüm velilerin yönetimde eşit söz hakkı var ve her şeye ortaklaşa karar veriliyor. Bodrum’da başarılı bir model ile Mutlu Keçi İlkokulunu açtılar ve güzel de bir düzen tutturdular ama o iş Ankara’da pek olmaz gibi geliyor bana. Ankara ve Bodrum arasında, veli profili açısından dağlar kadar fark var. Ankara velisi çok daha talepkar ve dediğim dedik…Şimdi böyle bir veli grubunu bu kadar demokratik bir çatı altında toplarsan kesin cıngar çıkar ve millet birbirinin gözünü oyar walla, çünkü herkes benim dediğim olsun der bence. Geçenlerde bu Başka Bir Okul Mümkün kooperatifinin bir toplantısına katıldım ve o çok merak ettiğim soruyu sordum: Eğitimin içeriği ve nasıl olacağı konusuna da mı veliler karar veriyor yoksa velilerin önerilerini eğitimci bir üst kurul mu değerlendirip son kararı veriyor? dedim ve öğrendim ki malesef eğitim konusunda da her şeye veliler ortak karar veriyormuş. İşte o noktada ben bi durdum ve beklemeye karar verdim. Anlaşılan o ki farklı görüşlerden veliler bir çatı altında toplanacak, zamanla bir çoğunluk grubu oluşacak ve okulun eğitim tarzı onların istediği yönde gelişecek,azınlık grubu “Ben çocuğumun böyle bir eğitim almasını istemiyorum” diyerek ayrılacak ve geriye sadece çoğunluk grubu kalmış olacak.Ama bakalım o grup kimlerden oluşacak? Benim gibi akademik başarıya önem vermeyen ve çocuğunun sadece mutlu olmasını isteyen velilerden mi yoksa çocuğunu astronot yapıp uzaya göndermek isteyen velilerden mi? Bekleyelim ve görelim diye düşünüyorum ben, şöyle 1-2 sene içinde çoğunluk grubunun profili anlaşılırsa ve kafama da yatarsa belki ilkokula Başka Bir Okul Mümkün kolejinde gider. Ankara’da açılacak olan okul İncek’teymiş ve henüz ismi belli değilmiş, ona da çocuklar karar verecekmiş. Yannız şöyle bir durum da var ki 100 kişilik bi kontenjan var, yani 1-2 sene sonra “Aa bu okulun veli profili süper olmuş” desem bile fırsatı kaçırmış olabiliriz.

Resim

Amaaaan işte görüldüğü üzere çok fazla bilinmeyeni olan bir denklem bu,çözmek çok zor,allah herkese kolaylıklar versin walla ne diyim. Bu arada akademik başarı demişken kolejlerin reklamları beni öldürüyor: İŞTE GERÇEK BAŞARI, OXFORD’UN ANKARA ŞUBESİ, BİLİNGUAL EĞİTİM, ÇİFT DİPLOMA, MEZUN OLUNCA DİREK NASA, ALLAH ALLAAAH..Yaw arkadaş bi sakin olun hele,hepiniz mi süpersiniz? Biriniz de desin ki PASO OYUN, OLİMPİK KUM HAVUZU, ÖDEV MÖDEV YOK desin yemin ediyorum topuklarımı ardıma vura vura giderim kayıt yaptırmaya. Ama yok işte, herkes bi başarı delisi olmuş hacı. Gel biz senle açalım böyle bi okul ha? Ne dersin? Düşünsene sınıflarda sıra yok, yer minderleri var.  Tarih,coğrafya filan seçmeli ders mesela, nasıl? Hatta bütün dersler seçmeli, ödev yok sınav yok ha babako? Güzel di mi? E güzel de işte o iş öyle hayal kurmakla olmuyo,bunun finansal kısmı da var, atcan mı bi sakal?

 

Düzeltme:

“BBOM İlkokulları’nda Milli Eğitim Müfredatı kabul edilir. Ancak BBOM Derneğinin geliştirdiği çerçeve kapsamında uygulamada yapılan bazı değişikliklerle çocukların kendi eğitim planlarını belirlemeleri sağlanır. Bu açıdan BBOM okullarında bireyselleştirilmiş eğitim planları (BEP) uyguladığımız için MEB planından daha fazlasını uygulanır. Hem MEB müfredatının uygulanmasında ve hem de BEP çıkarılmasından birinci derecede okul akademik kadrosu sorumludur. Bu süreçlerde BBOM Derneği okul akademik kadrosuna uygulamada ve denetimde destek vermektedir. “

Written by gurkanyucel

07 Mayıs 2014 at 20:22

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , , ,

Sokaktaki İnsan

Just another WordPress.com weblog

Love and Smile

Gülümse...Sünger Bob Heidi'yle Yakartop Oynuyor

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.