En Baba Blog

Babaların buluşma noktası

Uyku… Biraz uyku…

with 5 comments

…bütün istediğim buydu! ” Aslında kucağınızda minicik bebeğinizle böyle içli içli şarkı söylememek mümkün🙂 Tabii bebeğinizin de size yardımcı olması lazım ama önce siz anne-baba olarak elinizden geleni yaptığınıza emin olmalısınız!

Çınar beklediğimiz tarihten 2 hafta ince doğduğu için aslında bebek bakımıyla ilgili çok araştırma yapamamıştık ama bizden önce bebekleri olan kuzenim Eylem-Özlem ve arkadaşlarımız Seda-Sarp sayesinde ilk bir kaç ay ne yapmamız gerektiğini onların deneyimlerinden öğrenmiştik. İki ailenin -ve tatlı bebekleri Deniz ve Sıla’nın- bize ilk öğrettikleri şey bebeğin uykusuna nasıl yardımcı olmamız gerektiğiydi.

Öncelikle yapılması gereken şey miniğinize gece ve gündüz kavramını öğretmek! Aslında bunu yapmak gerçekten kolay. Yaşamanın ilk bir kaç haftasında -hatta ilk ayı boyunca da olabilir- onu gündüz daha ışıklı ve sesli bir ortamda, gece ise karanlık ve olabildiğince sessiz bir ortamda yatırmanız bebeğinize gece-gündüz ayrımını öğretmek için yeterli (hiç merak etmeyin, bebekler yaşamlarının ilk bir kaç haftasında sese/gürültüye karşı o kadar duyarsızlar ki, her türlü ortamda mışıl mıiıl uyuyabiliyorlar -hatta çoğunlukla beslemek için uyandırmanız gerektiğinde epey bir çaba harcıyorsunuz!). Biz de Çınar’a aynı yöntemi uyguladık. Bir süre yanımızda yatması için ablamdan oğlu Alp’in sepet-beşiğini almıştık (45 gün sonra beşik ona dar gelmeye başlayınca odasına, karyolasına geçirdik). Gündüz beşiğini salona, yanımıza koyuyorduk. Uyukularını orada uyuyordu -karnı doyduktan sonra çoğunlukla da uyur halde oluyordu zaten. Beslemek için uyandırdığımızda da onunla ve birbirimizle epeyce coşkulu, her zaman konuştuğumuz sesle konuşuyorduk. Gece yatacağımız zaman da beşiği yatak odasına götürüyorduk. Gece doyurmak ve altını değiştirmek için uyandırdığımızda ise Ahmet’le neredeyse hiç ses çıkarmadan, gerekirse fısıltıyla konuşarak anlaşıyorduk. Işık işini ise “dimmer”larla (ışığı kademeli olarak arttırıp azaltan mucizevi elektrik düğmeleri) çözmüştük. Görebilmek için ışığı açıyorduk ama minimum seviyede tutuyorduk. Böylece odanın loş olmasını sağlıyorduk. Bütün bu çabalarımızın işe yaradığını kısa bir süre sonra gördük: yaşamının üçüncü haftasında Çınar’ın afyonu patlayıp da gerçekten yaşadığını farkedince ve artık gündüz uyanık kalmaya başlayınca! Evet, artık gündüz sürekli uyumuyordu ama gece uyuması gerektiği saatte gece uykusuna geçiyor, acıktığı zaman uyanıyor ve sonra hemen uykuya geri dalıyordu. Yani, gece-gündüz işini çözmüştük!

Şimdi sıra uyku saatlerinin düzenlenmesindeydi. Ahmet de ben de bebeklerin ve çocukların gece geç saatlere kadar ayakta kalmasını doğru bulmadığımızdan Çınar’ın gece uykusuna mümkün olduğunca erken bir saatte geçmesini istiyorduk. Ama ilk başlarda (ilk bir ay) gece 11’den önce bu pek mümkün olmuyordu. Fakat sonra, Çınar büyüdükçe ve etrafına ilgisi artıp gündüz uykuları yavaş yavaş azalmaya ve kendisi de yorulmaya başladıkça uyku saati kendiliğinden öne çekilmeye başladı. Gece 11’de uyuyabilen oğlumuz 40 günden sonra gece uykusu 9-9:30’dan sonraya kalırsa çok huzursuz oluyor, hemen hemen hemen uyumak istiyordu🙂 Daha da sonraları (3. ayla birlikte) bu saat 7:30’a kadar geriledi🙂 Tabii Çınar’a biz de biraz yardım ettik, nasıl mı? Banyoyla! Çınar’ın göbeği düştükten sonra 40. güne kadar gün aşırı banyo yaptırdık (bu arada, oğlumuz 28 Eylül doğumlu). 40 günden sonra da uykuya rahat geçsin diye her akşam yıkadık Çınar’ı. Aslında bu onun için çok rahatlatıcı bir rutin oldu: fonda hafif bir müzikle ılık bir banyo, sonra hafif loş bir ortamda masaj ve giyinme, uyku öncesi emzirme, ve yatak (bebekler nasıl uykuya dalar ya da dalmasına yardımcı olunur kısmına başka bir yazıda değineceğim…). Biz 9’la başladık, 7:30’a kadar 10 dakika 10 dakika geriye çektik uyku saatini (Çınar şimdi 8 aylık; baharın gelmesi ve havaların geç kararması, ve de 5. aydan itibaren Çınar’ın beslenmesinin farklılaşmasıyla uyku saatimiz yine 8 civarına sarktı. Ama gündüz uykularını düzgün ve uzun uyuduğu için çok da sorun etmiyorum). Çınar hala gece emmek için bir kez uyanıyor, ama  emdikten sonra hemen geri uyuyor. Daha küçükken de, uyanıp da 1 satten fazla ayakta kalığı olmadı hiç. Bu tür durumlar da, gaz sorunu olduğunda ve gecede en fazla 1 kez başıma gelirdi zaten. Bizim gece uykusuyla ilgili yegane sorunumuz sabah uyanma saatiydi -aslında şimdiki zaman da konuşabilirim bunun için, çünkü bu sorun hala sürüyor. Çınar -annesi gibi- erken kalkmayı seven bir çocuk ve sabah genelde 6:30’da uyanıyor. Bazı günler ,biraz uğraşla, 7-7:30’a kadar uyutabilsek de genelde 6:30 itibariyle güne başlıyoruz. 5 ay önce, Seda’nın tavsiyesiyle o saatte uyandığında emzirmeyip 7:30’a kadar beklemeyi denedim (hala da öyle yapıyorum), ama biyolojik saatini ayarlamayı başaramadım! Uykuya daha geç saatte yatırmayı denediğimiz de oldu; sonuç yine değişmedi. Biz de Çınar’ın biyolojik saatine boyun eğdik🙂 Gece bizi ayakta tutmuyor ya, güne biraz erken başlamanın zararı yok diye düşünüyoruz… aslında 10-11 saatlik uyku da gece için fena değil bizce🙂

Gece uykusu için bir not: hayatınızın kısa bir döneminde bebekle birlikte gece yemeğe, sağa sola gitmezseniz emin olun hiçbir şey kaybetmezsiniz. Aksine, mışıl mışık uykusunu uyuyan, sizi de gece rahat ettiren bir bebeğe sahip olursunuz. O yüzden, sağda solda uyutup arabaya koyup uyandırmamaya çalışarak eve iç sıkıntısıyla döneceğinize ve bebeği de telef edeceğinize, bir süre onun uyku vaktinde dışarıda olmamaya özen gösterin, yeter. Ya da yapabiliyorsanız gittiğiniz yerde (anneanne/babaanne/eş-dost evi vb.) kalın🙂

Gece uykusu kadar gündüz uykusu da bebekler için çok çok önemli! Aslında bunu biraz bebek belirliyor, size sinyalleri anlamak düşüyor! Sabah uyanıp emip biraz oynadıktan sonra huzursuzluğundan ve mızırdanmasından uykusunun geldiğini anlıyorsunuz. İlk aylarda bu süre Çınar için 1-1.5 saatti. Büyüdükçe 2 saate çıktı… şimdi 3-4 saat gayet ayık ve uyanık kalabiliyor :)  Zaten gündüz uykusu (İngilizcede “nap” dedikleri hadise, ben de şekerleme diyeceğim) sayısı ilk aylarda 4-5 iken 8. ayla birlikte genelde 2’ye kadar iniyor (daha sonra da teke düşüyormuş, biz henüz o aşamada değiliz). Biz de Çınar’ın sinyallerini takip ederek ve sinyal vermeye niyeti olmadığı zamanlarda bile uyku saatlerini atlamayarak gündüz uykularını düzene oturttuk. Dediğim gibi, ilk aylarda sabah (9), öğlen (11:30), öğleden sonra (3), ve akşam üstü (5) uyuyordu ve uykuları (bazen bölünerek de olsa) 1-1.5 saat sürüyordu. Bu süre için yapılabilecek pek bir şey yok -ortamı çok sessiz, çok karanlık tutmaya gerek yok; ama “gürültüde de uyumaya alışsın” diye evi sese boğmanızın da bir anlamı yok (kendiniz nasıl bir ortamda uyursunuz, onu düşünün yeter bence). İlk 1-2 ay biz çok hafif klasik müzik çalmıştık Çınar uyurken, uykuya dalarken de çalıyorduk. Epey rahatlatıyordu Çınarı… 4. aydan sonra akşamüstü uykusu kalktı, hızlı bir öğrenme sürecine girdiği için de uyku süreleri 1 saate, hatta 45 dakikaya düştü; uyanık kaldığı, öğrenmeye ayırdığı zaman arttı. 8. aya girerken de sabah uykusunu 9’dan 10’a çektik (aslında Çınar’la birlikte karar verdik), öğlen uykusu kalktı, öğleden sonra 3’te uyumaya başladı. Ama uyku süresi 1-1.5 saate çıktı yeniden. Uyku saatlerine aslında biraz kendisi karar vermiş olsa da, her gün aynı saatte uykuya yatmasına özen gösterdik ve uyku saatlerini öğrettik. İki dakika önce gülüp oynayan çocuğunuzun saat 3’te yatağına yatırdığınız zaman hiç direnmeden uykuya dalması sabırla ve özenle gelen başarınızın göstergesi oluyor zaten🙂

Yine söylüyorum, bütün bu anlattıklarımda asıl pay sizinle işbirliği yapmaya hazır bebeğinizin! Ama ona yardımcı olmak, düzeni başlatmak ve korumak da sizin elinizde. 1-2 yıl hayatınıza ve ona özen gösterin, hem o süre boyunca hem de sonrasında siz de rahat edin, bebeğiniz de rahat etsin🙂

Tüm anne-babalara kolay gelsin!

NOT: Uyku konusunda bana çok yardımcı olan 3 kitap var, her satırınıa uymanıza gerek yok, kendinize uyarlamanızı öneririm ama kitapları da şiddetle tavsiye ederim:

1- Bebeğinizin ilk yılında sizi neler bekler?

2- Happiest Baby on the Block (Harvey Karp)

3- Healthy Sleep Habits, Happy Child (Marc Weissbluth)

Happiest

Written by basakahmetcinar

03 Haziran 2009 13:54

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

5 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Hello,
    I don’t know if you speak english. I do not speak Turkish so this is the only way I can understand how to contact you. I am travelling by through Turkey with my girlfriend by bicycle at the moment and we heard some music by Mercan Dede. We really loved it and found a file (Mercan_Dede_-_Seyahatname__2001__askan.rar) on Rapidshare. We were wondering if it belonged to you and if it did whether we could have the password to listen to it. Thank you for your time

    Pietro

    Pietro

    25 Ağustos 2010 at 19:51

  2. Olm ben de yazacam, bana da yazarlik verin! Ya da Gurkan, sana gonderim bi yazi, sen koy, olma mi?

    Silaninbabasi

    03 Haziran 2009 at 17:11

    • hosgeldin silaninbabasi:)

      gurkanyucel

      04 Haziran 2009 at 04:51

  3. teşekkürler başak,özellikle kitap önerileri için.piyasada çok fazla çocuk gelişimi kitabı var,hangisi iyidir bilemiyor insan,yanlış kitaptan yanlış bilgi alma riski de insanı geriyor,onun için herkesten isteğim:DAHA FAZLA KITAP ONERISI

    gurkanyucel

    03 Haziran 2009 at 16:09


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Bir Kaplanın Günlüğü

Babaların buluşma noktası

%d blogcu bunu beğendi: