En Baba Blog

Babaların buluşma noktası

DENİZATI TATİL KÖYÜ – GÜMÜLDÜR

with 9 comments

Geçen sene yazlığa gittiğimizde Tayga denize bayılmış, hatta çıldırmıştı. Biz de bu sene yazlıkla yetinmeyip bir de tatil köyü yapalım dedik ve başladık araştırmaya. Her zaman olduğu gibi önce Nurturia’ya sordum ve hemen hemen herkes aynı cevabı verdi: Denizatı. “Neymiş lan bu Denizatı? Niye herkes bu kadar methediyo?” diye daha detaylı araştırınca gördüm ki sadece Nurturia kullanıcıları değil tüm Türkiye’deki çocuklu aileler arasında tam bir efsane haline gelmiş. “Şöyle güzel, böyle muhteşem, çocuklu aileler için birebir” yorumlarını okudukça merakım bir kat daha arttı ve otelin internet sitesine girip resimlerine baktım. Sizi bilmem ama ben resimlere acayip tav oldum. Özellikle her yerin çimlerle kaplı oluşu ve çocuk aktiviteleri resimleri, uçaraktan otele gitmemizi sağladı.

“Bilenler bilmeyenlere anlatsın” düsturunu kendisine hayat felsefesi edinmiş güzide site EN BABA BLOG, Denizatı Tatil Köyü gözlemlerini tamamen objektif bir bakış açısıyla siz değerli okuyucularına aktarmayı kendisine en kutsal görev addetmiş, deneyimlerini iyisiyle kötüsüyle sizlerle paylaşmayı (bu cümle çok uzadı,ben sonunu toparlayamiycam galiba…aslında biraz uğraşsam toparlarım ama ne gerek var,yabancı mıyız… ahan da cümleyi bitirmeden bu paragrafı ve hatta bu parantezi de burada kapatıyorum,kapatıyorum,kapaat-tım)

ORMAN

Şimdi öncelikle tesisin çok yoğun bir fıstık çamı (pinus pinea) ormanı içinde kurulu olması harika bişey. Bu sayede günün her saatinde heryer gölge ve serin. Bütün odalar bungalow şeklinde ve ağaçların arasında dağılmış durumda. Bu arada sıcaklık konusuna gelince, bize “Haziranda gitmeyin soğuk olur, Gümüldür’ün denizi karpuz çatlatan olarak da bilinir” dediler, biz de karpuzumuz çatlamasın diye Temmuz’da gittik, hakkaten de geceleri üşümediğimiz gibi dev çam ağaçları sayesinde gündüzleri de hiç sıcaktan bunalmadık. Neyse efenim, Tayga’nın uykusu çok hafif olduğundan havuzbaşı eğlencelerinden ve gürültüden uzak olsun diye düşünerek havuza en uzak odayı istedik. Ama meğer “havuza en uzak oda=karayoluna en yakın oda”ymış. Geceleri kamyon sesi daha da rahatsız eder diye ortalardan bir oda tercih ettik. Gitmeyi düşünen olursa not alsın: Tesisin en güzel odası 128 no.lu oda. Hem karayolundan, hem de havuzdan uzakta,ayrıca koridorda kaldığı için günün her saati tatlı bir esinti hakim.

ÇİM

Tesisin en karakteristik 2. özelliği ise çok geniş çim alanlara sahip olması. Bir Denizatı geleneği olarak aileler sabahın köründe gidip şezlong alıyor ve çimlerde boş bulduğu bir yere koyup üzerine de havlu atarak orayı sahipleniyor. Gerçekten de çimlere yayılmak, tüm gün ağaçların gölgesinde serin serin yatmak insanı çok dinlendiriyor. Aileler çimlerde takılırken çocuklar da birbirleriyle kaynaşıyor,çimlerde oynayıp neşeyle eğleniyor. Çocuklar genelde toprağa basar vaziyette olduğundan olsa gerek pek fazla kuduran, histerik çığlıklar atarak oradan oraya koşuşturan çocuklar görülmüyor. Genellikle ortam sakin ve huzurlu oluyor.Tayga’nın en sevdiği çim aktivitesi “hortumla ağaçları sulama” oldu. Zaten heryerde hortumlar var, geceleri sulamada kullanılan bu hortumlar gündüzleri çocuklar ve onların sabırlı aileleri için güzel bir eğlence aracına dönüşüyor. Zaten Tayga hortumu görür görmez tam bir görev adamı olduğundan hemen alıp ilk gördüğü ağacı sulamaya başladı. Bizim de tüm günümüz “Orası fazla göllendi, biraz da şu ağacı sula babacım” uyarılarıyla geçti.

ÇOCUKLAR

Tüm bunlardan öte tesisin en çok tercih edilme sebebi çok fazla çocuk olması. Biz gittiğimizde çocuksuz tek bir aile bile yoktu, “çocuksuz geleni dövüyolar” desem abartmış olmam sanırım. Çok fazla çocuk olmasının doğal bir sonucu olarak sizin de çocuğunuz muhakkak kendi yaş grubundan birilerini bulup kaynaşabiliyor. Tayga bile çok asosyal bir çocuk olmasına rağmen kendisinden 1 yaş büyük İstanbul’lu Onat abisiyle 1 hafta boyunca pek bir eğlendi. Tatilden döndükten sonra da sordu durdu.

-Notaa?.. Notaa?

-Onat İstanbul’da babacım. Ayrıca Nota diil, Onat!

-Notaat?

PLAJ

İnternette okuduğum yorumlardan birisinde tesisin denize çok uzak olduğu yazıyordu. Bu yorumu yazan arkadaşa buradan seslenmek istiyorum: El-insaf, otel denize resmen 0 (yazıyla sıfır). Daha yakın olması için denizin içine bikaç bungalow atmaları lazım, o derece yani. Plaj mavi bayraklı, temiz ve gerçekten kum. Bazı otellerin reklamında kum plaj yazıyo, bi gidiyosun bildiin kayalık. Burası kumdan kaleler yapmak için mükemmel bir plaja sahip.

TRANSFER

Denizatı’nı tercih etmemizin sebeplerinden birisi de sizi havaalanından alıyor olmaları. Daha önce gittiğimiz Side tatilinin saatler süren havaalanı-otel yolculuğu ile başlaması bayaa bi moralimizi bozmuştu.O nedenle bu havaalanından alma, giderken de geri bırakma hizmeti süper bi rahatlık. Bu arada havaalanı demişken size bi ipucu daha:uçuştan 24 saat önce internetten on-line check in yaparsanız en ön sıradan koltuk alabilirsiniz. Şimdiye kadarki tüm yolculuklarda biz öyle yaptık ve Tayga çok eğlendi,yol boyunca hiç sorun çıkarmadı,çünkü ön sırada kendisine geniş bir oyun alanı tahsis ettik ve paso badem yiyip arabalarıyla oynadı.

ANİMASYON

Çocuk animasyonları bence gayet iyiydi. Gün boyu Nuran ablaları çocuklara boyama,dans,vs. aktiviteler yaptırıyor, akşam saat 21.30’da da çocuk diskosu başlıyor.İşte orası tam bir enerji patlama noktası, bütün gün çimlerde veya plajda sakin sakin oynayan çocuklar orada delice kudurup tüm kurtlarını döküyor.İyi de oluyor çünkü sonrasında yorgunluktan bitap düşüp sabaha kadar mışıl mışıl uyuyorlar.

Tesisin son artısı da 10 dakika yürüme mesafesinde Migros olması. Yanınızda fazla bebek bezi götürüp kendinize yük yapmayın,ordan alırsınız.

Eveet,bunlar tesisin güzel taraflarıydı. “Aman ne güzelmiş” demeyin hemen çünkü şimdi de eksiler geliyor:

Bi kere yemekler oldukça kötüydü. Ben ki dişimin kestiği herşeyi yiyen bir adam olarak 2 gün aç kaldım,o derece yani. Sulu et yemekleri resmen kokuyor ve çok ağır. Okul yemekhanesi mantığıyla bir gün önceden kalan yemekleri birbirine karıştırıp önümüze yeniymiş gibi koydular ya en çok ona bozuldum.Bir gün pilav ve ıspanak, ertesi gün pirinçli ıspanak, bu ne be!.. Allahtan hergün ızgara köfte ve pide de çıkıyordu da taze taze onları yedik. Çocuklu ailelerin bu kadar çok tercih ettiği bir otelin yemek listesinde çocuklara özel bişiler olmaması da ayrıca hayret verici bir işletme hatası. O nedenle gitmek isteyenlere 2. not: Çocuğunuzun sevdiği ve tatil süresinde dayanabilecek bişiler varsa (nebliim, kraker, bisküvi filan.. mesela Onat 1 hafta boyunca eti cici bebe muzlu bisküvisinden yapılma mama yedi. Tayga da paso eti cici bebenin kıtır ekmeğini…teşekkürler eti cici bebe), ondan yanınızda bolca götürün.Yemeklerle ilgili bir şikayetim de çok saçma saatlerde yemek verilmesi ve bu saatlere asla uymamaları. Örneğin akşam yemeği saat 19.30’da, tüm gün yorulan çocuk o saatte kurt gibi acıkmış oluyor, tam yemek saatinde restorana gidiyosun seni kapıdan geri çeviriyolar: Yemek daha hazır diil. Restoranın önü kalabalıklaşmaya başlıyor, açlıktan ağlayan çocuklar ve sabrı taşmak üzere olan anne-babalar kapıda birikiyor,en sonunda asker olduğunu tahmin ettiğim bir baba patlıyor ve personeli haşlıyor. Peki birşey değişiyor mu? Hayır,aynen devam. O nedenle siz bu yemek saatlerine kafadan bi 10 dakka ekleyin ve programınızı ona göre yapın.

Son şikayetim de temizlik konusunda. Tabaklar hep yağlıydı ve üzerlerinde parmak izleri vardı. Ayrıca yemekte balık çıktığının ertesi günü bütün tabaklar balık kokuyordu. O nedenle burada 3. notu verelim: Çocuğunuzun tabak-çatalını yanınızda götürün. Oda temizliği konusunda bir yorum yapamiycam çünkü Umay temizlikçiyi odaya hiç sokmadı. Başkalarının tuvaletini temizlediği bezle gelip bizimkini temizler mi acaba endişesiyle kendi odamızı Domestosla kendimiz temizledik, hergün sadece temiz havlu aldık o kadar.

Bu arada söylemeyi unuttum,tesis herşey dahil diil, 3 öğün açık büfe. Gerçi Gümüldür’de herşey dahil otel de pek bulunmuyormuş zaten.

Yaa,işte böyle sefkili okuyucu, her ne kadar eksileri olsa da bence genel ortalamada bayaa iyi bi tesis. Tayga çok eğlendi, öyle olunca da bizim tüm çektiklerimize değdi.Aslında daha anlatacağım bisürü bişiler vardı ama unuttum şimdi, uyku da bastırdı aniden. Ben gidip uyiim şimdi,daha sonra aklıma gelirse güncelleme yaparım,olur di mi?

Bu yazımı uyku sersemliğinin getirdiği bir şarkı ile kapatmak istiyorum:

Su gelir güldür gümüldür,gel de yar beni güldür.


		

Written by gurkanyucel

04 Ağustos 2011 21:49

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

9 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Evt guzel biryer

    Anonim

    20 Eylül 2016 at 04:44

  2. Merhaba, not almıştım.. dönünce buraya yazacağım diye.. genel olarak memnun döndüm. deniz rüzgardan sebebp sanırım öğleden sonra dalgalıydı.. çok çcouklara göre değil gibi hemen derinleşiyor çünkü..ama zaten biizm bebiş kıyıda ve sadece bizimle giridği için sorun olmadı..
    blogumda kısaca bahsettim ayrıca
    http://loveandsmile.wordpress.com/2013/07/09/tatil-biter-gercekler-baslar/
    sevgiler

    loveandsmile

    11 Temmuz 2013 at 06:14

  3. merhaba arkadaşlarım bu tesisten rezervasyon yaptırmşlar ama 9-15 haziran arasında sizce deniz soğuk olur mu?ben kararsız kaldım oğlum üşüyebilir diye.

    e.u.

    08 Nisan 2013 at 20:53

    • Normalde o tarihlerde deniz suyu çok soğuk oluyor ama bu sene çok sıcak bir yaz geçireceğimiz için bi ihtimal haziranda temmuz sıcaklığı yaşanabilir. Ama buna güvenip haziranda gitmek de bir risk tabi. Ne desem bilemedim:)

      gurkanyucel

      09 Nisan 2013 at 04:14

  4. Rezervasyon yaptırdık temmuzda gideceğiz inşallah ..umarım eksileri artılamışlardır🙂

    loveandsmile

    01 Nisan 2013 at 12:56

    • Umarım…Gittikten sonra deneyimlerinizi bizimle de paylaşır mısınız?

      gurkanyucel

      01 Nisan 2013 at 13:16

  5. Heycan dolu bir macera olmus. Biz Sila’yi Gumuldur’de merkez bankasi kampina goturmustuk. Butun yazdigin artilari al, ustune yemek konusunu soyle dusun: Her sabah taze kahvalti, her aksam taze yapilmis 10 cesit meze ustune yemekler… Muhtesem hizmet, her an taze cay, kahve vs. Ve devlet kurumu oldugundan nerdeyse ustune para vercekler… boole bi tesis yok! Sila hala Miskoooo (Mini Disko) diye baariyo sarkilari duydukca…

    Srp

    05 Ağustos 2011 at 17:44

    • aa evet oraya çok yakındı bu tesis de. ama sadece mesafe olarak yakın,hizmet olarak diil

      gurkanyucel

      05 Ağustos 2011 at 19:13


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Bir Kaplanın Günlüğü

Babaların buluşma noktası

%d blogcu bunu beğendi: