En Baba Blog

Babaların buluşma noktası

EBLEH

leave a comment »

Herşey Rüzgar’ın baş ağrısıyla başladı. O güne kadar ne de mutluyduk, geceleri uyuyor,gündüzleri algılarımız açık bir şekilde normal bir gün geçirebiliyorduk. Ta ki
Rüzgar “öğretmenim başım ağrıyor” diyene kadar. Annesi gelip Rüzgar’ı okuldan aldığında artık çok geçti, en yakın arkadaşı Tayga çoktan kapmıştı virüsü. Akşam
babasının elinden tutarak eve doğru giden Tayga “Bugün Rüzgar’ın başı ağrıdı,annesi de gelip onu erken aldı” dediğinde baba kişisi başına geleceklerden
habersiz,kafasının içinde “O ikea rafını 2-3 milim daha yukarı monte etseydim keşke” düşünceleri dolaşırken boş gözlerle oğluna bakarak “Hı hı” dedi. 3-4 gün
geçmemişti ki alnından öpen annesinin “Sıcak mısın sen sanki biraz?” sorusunu Tayga’nın “Başım ağrıyo” şeklinde cevaplaması,babanın beyin hücreleri arasındaki
nöronlarda ufak çaplı bir hareketliliğe yol açtı: Şimdi bu rafı söksem 2-3 milim yukardan geri monte edemem ki,dübel yeri mahfolur.
Ne olduğu belirlenemeyen hastalığı hafif atlatmıştı Tayga,ama ebleh babası o kadar şanslı olamayacaktı. Burnuna sokulan kameranın geri çekilirken yarattığı gıdıklama
hissine karşı koymaya çalışırken kızarık gözlerle izlediği doktor, gözlüğünün üzerinden bakarak “Nezle olmuşsunuz,teraflu yazıyorum.” dediğinde aniden kafasında bir
şimşek çaktı: Aaa tabi yaaa, rafları levhayla birbirine bağlarsam 2-3 milim yukarı çekebilirim!

Aylar öncesinden planlar yapılmıştı, ilk defa yıllık iznini evde geçirecek, geç saatlere kadar uyuyacak, uzun kahvaltılar yapacak,hatta gazete okuyacaktı. Tatilinin
daha ilk gününde çok feci hastalandığına mı yoksa suya düşen planlarına mı yanacağına henüz karar verememişken,birşeyler hatırlamaya çalıştığında hep yaptığı gibi
tavanla duvar kesişimindeki kartonpiyerlere bakarak sinirli bir şekilde “kim demişti lan -Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir- diye?” dedikten sonra sözün
hatırlayamadığı sahibine okkalı bir küfür savurdu. Ama küfrün adresine ulaşması mümkün değildi çünkü o sözün sahibi 36 sene önce, kaldığı otelin önünde kendi hayranı
tarafından vurularak öldürülmüş ve çoktan tahtalı köyü boylamıştı. Savurduğu küfrün ruhuna verdiği anlık rahatlamayla yerinden kalkarak mutfağa gitti,tuvalet kağıdıyla
silinmekten parçalanmış burnunu çekiştirirken dudağındaki uçukları yalayarak takvime baktı ve “2 güne iyleşirim ben yeaa” diye geçirdi içinden.

“Baba elmaaaa” komutuyla buzdolabına doğru yönelirken “Bütün tatilimi hasta geçirdiğime inanamıyorum” diye mırıldandı. Meyve sepetinden çıkardığı elmaya çekmeceden
aldığı bıçağı sinirle sapladığında artık acınacak halde olduğunun farkında bile değildi. Başına gelenler karşısında yapabildiği tek şey buydu:Elmaya bıçak saplamak.
Ertesi gün işe başladığında oda arkadaşı onu en gevrek sırıtışıyla karşılayarak “Amma tatil yaptın heaa nerdesin olm sen,uyuyamadığın yılların acısını çıkarttın
heralde, uyumaktan mallaşmışsın ehaue” dediğinde sinirlerine hakim olmaya çalıştı ve günlerdir boş duran masasında birikmiş imzalanacak evraklara bakarak gülümsemeye
çalıştı: Yok lan o kadar uyumadım, evdeki rafları filan tamir ettim.

55599772_tn30_0

Written by gurkanyucel

08 Mart 2016 08:04

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Bir Kaplanın Günlüğü

Babaların buluşma noktası

%d blogcu bunu beğendi: